Bir konuda ilerlemek binlerce küçük başarısızlık üzerine inşa edilir ve başarınızın cüssesi o şeyde ne kadar başarısız olduğunuza bağlıdır. Biri bir konuda sizden daha başarılıysa, muhtemelen sizden daha fazla başarısız olmuştur. Biri sizden daha kötüyse, muhtemelen sizin geçtiğiniz ıstıraplı öğrenim sürecinden geçmemiştir.
Unutmayın ki hayatınızda bir değişiklik olması için bir şey hakkında yanılmanız gerekmektedir. Günbegün mutsuzluk içinde yerinizde oturuyorsanız, zaten hayatınızdaki önemli bir şey hakkında yanılıyorsunuz demektir ve bunun ne olduğunu bulmak için kendinizi sorgulayana kadar da bir şey değişmeyecektir.
Genel bir kural olarak, iş kendimize gelince, hepimiz dün yanın en kötü gözlemcileriyiz. Öfkeli, kıskanç ya da üzgünsek genellikle bunun farkına en son kendimiz varırız. Bunu yapa bilmenin tek yolu da, kendimiz hakkında ne kadar yanılabileceğimizi sürekli sorgulayarak kesinlik zırhımızı çatlatmaktır.
Hepimizin değerleri var. Onları koruruz. Onlara uygun yaşamayı ve onları sürdürmeyi deneriz. Böyle istemesek bile, beynimizin donanımı budur. Daha önce de söylediğim gibi haksızlık derecesinde zaten bildiğimize, doğru olduğuna inandığımıza meyilliyiz. İyi biri olduğuma inanıyorsam, bununla çelişme ihtimali olan tüm durumları bertaraf ederim. Muhteşem bir aşçı olduğuma inanıyorsam, bunu kendime defalarca kanıtlayacak fırsatlar yaratırım. İnançlar hep önde gelir. Ken dimizi nasıl gördüğümüzü, neye inandığımızı ya da inanmadığımızı değiştirmeden kaçınmaktan ve kaygıdan kurtulamayız. Değişemeyiz.