Emin olmak gelişmenin düşmanıdır. Hiçbir şey olana kadar kesin değildir ve olduktan sonra bile tartışmaya açıktır. Bu nedenle değer yargılarımızın kaçınılmaz kusurlarını kabul etmek her türlü büyüme için gereklidir.
Dürüst olalım. Psikiyatrik sorunları olan, depresyonla ve intihara meyilli düşüncelerle boğuşan, ihmal edilmiş ya da tacize uğramış, türlü trajedilerle, sevdikleri birinin kaybıyla başa çıkmak zorunda kalmış, ciddi sağlık sorunları olan, kaza geçirmiş, travmatik deneyimler yaşamış tüm insanları bir araya toplama ve bir odaya doldurma imkânı olsaydı, sanırım herkesin bu odada olması gerekirdi çünkü bu dünyadaki yolculuğunda yara almamış hiç kimse yoktur.
Pokerin güzelliği, şans her zaman bir bileşen olsa da, uzun vadede oyunun sonucunu belirlemez. Elinde korkunç kartlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan -evet bildiniz- her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kartlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kartlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdi ğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da en iyi kartları çekmiş olmaları gerekmez.
Mutsuzluğunuzun nedeni birçok kişi olabilir, ama sizden başka kimse mutsuzluğunuzdan sorumlu değildir. Çünkü şeyleri nasıl gördüğünüzü, nasıl tepki verdiğinizi, nasıl değerlendirdiğinizi siz seçersiniz. Deneyimlerinizi ölçecek ölçütü siz belirlersiniz.