Bir anda yok oluvermek. İstediğim bu. Bir sineğe dönüşmek ya da. Bir arıya, bir kuşa, yakalayamayacakları bir şeye. Vızıl Vızıl uçup gitmek avuçlarının içinden. Pırrr. Bir vardı, bir yok. Bir sinek, bir an, bir kuş.
Her gün dört saat boyunca İstanbul iki yanımdan akıyor, ben saydam bir kutu içinde İstanbul'un ortasından akıyorum. Ama birbirimize değmiyoruz. Şişe içinde ırmağa atılmış bir mektup gibiyim. Hem ırmağın içindeyim hem ona bir katkım yok. Hem diyeceğim bir şeyler var şişenin içinde kapanmış hem ırmağın bunlardan haberi yok ve olmayacak. Hem ırmak beni bir yerden bir yere götürüyor hem gittiğimiz yönü ben saptayamıyorum. Hem ırmak bana dokunmuyor hem ben ırmağa dokunamıyorum. Birbirimize değmiyoruz.