Akışı Olmayan Sular

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.581
Gösterim
Adı:
Akışı Olmayan Sular
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750733789
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Akışı Olmayan Sular
Akışı Olmayan Sular
Pınar Kür, öykülerini bir yapı ustasının dikkatiyle kuran yazarlarımızdan. Edebiyatın her şeyden önce bir yapı sorunu olduğunu bilen, dağınık anlık izlenimlerin kolay şiirselliğine kendini kaptırmayan bir kurgu ustası. Pınar Kür’ün öykülerindeki şiirsellik, özellikle öyküler okunup bitirildikten sonra tadına varılan bir kusursuzluktan kaynaklanıyor. Bu öyküleri okuduğunuzda, yalnızca belli öykü kişilerinin aşklarına, acılarına, yaşamlarına değil, iyi edebiyat alanına giren bir yazarlık çabasına da tanık olacaksınız. Onun öykülerinin en belirgin özelliklerinden biri de zamana karşı dayanıklı oluşlarıdır.

Eski günlerden ne zaman söz açsa, yalıdaki yaşamı bir masal anlatırcasına anlatmaya koyulsa bana, her şeyden, herkesten çok “Pertev Ağbi” ile ilgili anılar aktarması, kendisiyle ilgili hiçbir “aşk”ı araya katmaması, evlenmemişliği –“Hanımefendiden ayrılamazdım”– kafamda geliştirdiğim umutsuz sevgi imgesini pekiştiren öğelerdi. Ama inancımı doğrulayan, her şeyden çok Enise Abla’nın hep yumuşak bakan ela gözlerinin Pertev Bey’e bakarken daha bir ışıltılı yumuşamalarıydı.
245 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir yazarın kalemine daha aşık olmuş bulunmaktayım. Ve geç kalmışlığıma üzülmekteyim. Bu hazzı daha önce yaşamamış olmanın pişmanlığı da var üzerimde.
Bir yazarın tek kitabıyla bu yargıya varmak belki yanlış diye düşüneniniz olabilir ama belli bir birikimden sonra okur hissediyor. Aynı insan sarrafı olmuşlar gibi, okur da yazarın tek kitabını okuduktan sonra diğerleri için de yargıda bulunabiliyor. Burada tek değişen kişisel hitap olayı. Her yazar, her kitap herkese seslenmeyebilir. Çok doğal. Büyük kitlelerin sevdiği bazı kalemlerden hiç tat almadığım olmuştur. Takdir ederim o ayrı ama ruhuma hitap etmez. Malümunuz hayat hızla geçiyor, okunacak kitap çok ve ben de bir çokları gibi ruhumu doyurmak derdindeyim. Tutunmak için...
Her neyse kitaba dönecek olursak kısalı uzunlu öykülerden oluşuyor Akışı Olmayan Sular. Tam da ismine yaraşır nitelikte öyküler var kitapta. Öykülerin ortak karakteri erkek çocukları (son öykü hariç oradaki de çocuk ama kız çocuğu). 10'lu yaşlardaki çocukların dünyasında neler olduğu, düşünceleri, genç birey oldukları zaman, o dönemki yaşantının dönüşleri, çevrenin etkileri ve tüm bunların insanı götürdüğü yolları, derin söylemlerle süslenmiş yazar. Ama öyle bayıcı şekilde değil de tam yerinde kullanmış vurucu cümleleri.
Şimdi şöyle bir düşündüm de Tomris Uyar, Leyla Erbil, Ece Temelkuran benim en sevdiğim, çok başarılı, etkili hatta büyüleyici kalemleri olduğunu düşündüğüm ve bütün kitaplarını okumaya gayret ettiğim yerli kadın yazarlardan. Şimdi Pınar Kür için de aynı şekilde düşünüyorum. Diğer kitaplarını da kesinlikle okuyacağım.
Bu kadarın üzerine 'tavsiye ederim' yazmama gerek yok sanırım. Kitapla ve sevgiyle kalın...
245 syf.
·3 günde
Uzun zamandır beni böylesine alıp götüren okuma haline bürünmemiştim. İlk defa Pınar Kür okuyorum ki bu kitabı da Sait Faik hikaye ödülüne layık görülmüş.
Kitabın ismi herhangi bir öykünün adı değil ama kitabı bitirdiğimde isabet olduğunu düşündüm. Akışı Olmayan Sular.. Aslında akıp gidebilecekken diğerleri gibi o akışı tutturamayan bazen korkularına bazen çevrenin baskısına yenilen sular, yani insanlar, yani bizler..
İlk öykü; Biraz Daha Ölmek. Pınar Kür'e hayranlığımın uyandığı buruk bir hikayeydi.
En çok Kısa Yol Yolcusu öyküsünü sevdim ve bitirirken ağladığımı fark ettim. Bizzat hissettiğim, düşündüğüm birçok şeyi karakterin de kendine dert edinmiş olması ve bunu okumak ayrı bir keyif verdi. Keyif değil de buruk bir gülümseme bıraktı diyelim.
Leyla İçin Şiir öyküsünü pek sevemedim bazı yerler absürt geldi ve rahatsız ediciydi.
Bunun dışında Son Çizgi öyküsünde ise karakterin sürekli gördüğü rüyanın benim de aralıklarla gördüğüm rüya olması ve aynı şekilde düşündürmesi tuhaftı. Kitaba beni yaklaştıran başka bir detay oldu.
Son öykü Bitmiş Zamana Dair ise anı üzerine yazılabilecek etkili bir hikayeydi, karakterler ve ilişkiler özenle seçilmişti.
Ana tema olarak; kendini arama, var olan düzende kaybolmuşluk, yalnızlık ve özellikle korkular... Belki de bu korkular olmasa bizi çevreleyen çemberin dışına çıkarak bulunduğumuz noktaya bakıp ne kadar sığ ve doyumsuz yaşadığımızı anlayacağız, bilemiyorum. Karakterlerin bazıları bunu tasarlıyor, bazıları daha da ileri gidip bunu deniyor. İyi mi olmuş kötü mü olmuş, okuyup karar verin derim.
232 syf.
·12 günde·8/10 puan
Öykü severek okuduğum bir edebiyat türü. Başka bir öyküye geçerken yeni karakterlere alışmak, yeni olaya-duruma adapte olmak okumamı diri tutuyor. Özellikle öyküdeki karakterle bağdaştırabildiysem kendimi aldığım keyif çok daha fazla oluyor.
Bu kitabın içindeki öyküleri çok sevmekle beraber belleğimde yer edindiler.Hani bazı öykü kitaplarını okurken seversin ama 2 ay geçtikten sonra karakterleri anımsayamazsın pek. Bu durumun bu öykü kitabında olacağını düşünmüyorum.Kitabın en sevdiğim öyküsü ise " Biraz Daha Ölmek" oldu benim için.Bu öyküyü ilerleyen zamanlarda tekrar tekrar okuyacağım.
Bu kitabı okuma zamanım, hayatımın zamansız bir dönemine denk geldi o nedenle okuma sürem uzadı.Eğer uzamasaydı daha da keyif alırdım.Okumanız konusunda ise tavsiye ederim mutlaka.

SPOİLER
Biraz Daha Ölmek öyküsünün neden çok beğendiğimi belirtme gereği duydum.
"Herkes ölüme adım attığında mı merak eder yaşayıp yaşamadığını ?...Ölümü gördükten sonra sormayı akıl ettiğim bir sorunun yanıtı hiç bir yerde yok.Yaşamadım çünkü.Yalnızca eskidim.
Neden düşünmeye hiç yanaşmadım ?
Düşünseydim ne olacaktı? Yaşamaya geçerli bir neden bulabilir miydim?
Yaşayabilir miydim?
Yapmak istediğim -yapmak istemeyi göze aldığım herhangi bir şey var mıydı?Neden yoktu ?Ne bileyim.Ömrünce soru sormamış biri bunca soruyu birden,bir anda sormaya kalkarsa elbette yanıt bulamaz.Yaşamadım peki.Kabul. Yaşayabilir miydim?"
Bu cümleleri okurken kendi yaşamımı da sorguladım.Peki ben yaşıyor muyum yoksa eskiyor muyum ? Yaşamıyorsam yaşayabilmek için neler yapabilirim ? şeklinde. Verdiğim cevaplardan daha çok, geç kalmadan kendime bu soruları sorduğum için mutlu oldum. Bu sebeple bu öykü benim için özel bir yer edindi.
245 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Pınar Kür kitapları içerinde 10 puan vereceğim bir eser. Bir solukta okunacak hikayeler. Okuma alışkanlığı olan birinin memnun olacağı bir kitap.. Kütüphanem de olmasını istediğim eser.
245 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Pınar Kür ile 1984 Sait Faik Hikaye Ödülü almış olan bu eseri ile tanışmış bulundum.Meğerse ne kadar okunası bir yazarmış ve ben ne kadar da geç kalmışım.Edebî dokunuşları,psikolojik tahlilleri,geçişleri gerçekten çok güzeldi.Herşeyden önce yazmak için yazmamış bir kere.Bu yönünün genlerinden geldiği de çok aşikar zira Pınar Kür,Türk edebiyatımızın usta ismi Halide Nusret Zorlutuna'nın yeğeni,şair ve yazar İsmet Kür Hanımefendinin kızı ve yine yazar Emine Işınsu'nun kuzeniymiş.

Öykülerdeki karakterler son hikaye hariç hepsinde erkek.Çaresiz,umutsuz,karamsar ve acılı erkekler.Bir kadın olarak yazarın,erkeklerin dünyasına böylesine derinlemesine inebilmesini hayranlık ve şaşkınlıkla karışık bir halde seyrettim.Oldukça sıradan insan modelleri sevgili Pınar Kür'ün anlatımı ile kusursuz bir akıcılığa bürünmüş.Her bir hikayede inceden toplumsal sorunlara ve buna yönelik bireysel çözümlere değinmiş.Neredeyse tüm karakterler geçmiş ve yitmiş bir zamanın hükmünü sürüyorlar.Hâl böyle olunca da bolca nostaljik ögelere rastlamak kaçınılmaz oluyor.Mesela 80 li yılların aile,mahalle, toplum yapısı ve kültüründen yer yer izler taşıyor.

Eserin içeriğinde yer alan 5 minik öyküden kısacık bahsetmeden geçemeyeceğim:

1.Biraz daha ölmek:Geçirdiği hastalık nedeni ile hastanede yatan ellili yaşlardaki Erdoğan'ın,çocukluğundan bugüne değin annesine olan hayranlığı ve tutkusunu konu alıyor.Aldığı serum ve ilaçların da etkisiyle,annesinin zamanla nasıl dedikoducu,çirkin ve huysuz bir ihtiyara dönüştüğünü hemşiresi Münevver'e anlatıyor.

2.Kısa yol yolcusu : Annesi, babası tarafından bıçaklanan,bir süre anneannesi ile yaşadıktan sonra babasının gelip alarak üvey anne ile yaşamaya mahkum ettiği bir adamdır buradaki kahramanımız.6 aylık karısı ,evdeki tüm eşyaları toplayarak başka bir adama kaçan bu kahramanımızın geçmişle yüzleşmesini okuyoruz.

3.Leyla için şiir : Evli ve iki çocuklu kahramanımız,platonik çocukluk aşkı olan Leyla'yı halâ unutamamıştır.Leyla ise yıllar önce sevgilisi tarafindan iğfal edilmesi üzerine aile baskısı da eklenince akıl sağlığını yitirmiş ve nihayetinde denizden cesedi çıkarılmıştır.

4.Son çizgi : Sırf evlenmiş olmak için çok ileri yaşlarda olmalarına rağmen Sevil Hanım ile evlenen Muammer Bey'in kendi iç çatışmalarına şahit oluyoruz.

5.Bitmiş zamana dair : Bu kez diğer hikayelerden farklı olarak kahramanımız bir kız çocuğu.Bahçede ,karlara gömülü bir halde bulduğu Ankara kedisinin, komşularına ait olduğunu öğrenince,kediyi teslim etmek amacıyla evlerine gider.Ev sahibi Nebile Hanım ve ailesi,görgülü,asil,kibar ve varlıktan yokluğa düşmüş insanlardır.Geçimlerini ellerindeki antikaları satarak sağlayan bu aile,zamanla kahramanımızı torunları yerine koyarlar...
245 syf.
·1 günde
Havva Pınar Kür (d. 15 Nisan 1943, Bursa) Akışı Olmayan Sular adlı öykü kitabını 1983 yılında yayımlamıştır. Toplumdaki değişimlere ayak uyduramayan ve kasıtlı olarak yozlaşmanın dışında kalan insanların hayatı, yani "uyumsuz" diyebileceğimiz insanlar tüm öykülerde işlenmiş gibi.
1984'te Sait Faik Öykü Ödülü'nü kazanan kitapta yer alan öyküler şöyle;
Biraz Daha Ölmek, Kısa Yol Yolcusu, Leyla İçin Şiir, Son Çizgi, Bitmiş Zamana Dair, Akışı Olmayan Sular
232 syf.
·9/10 puan
Kitap birbirinden güzel 5 öyküden oluşuyor ama sonuncu öykü (Bitmiş zamana dair) beni bi ayrı etkiledi. Öykünün asıl kişisine kendimi çok yakın hissettiğimden, ortak birçok şeyimiz olduğundan olmalı. Pınar Kür kesinlikle romanlarını çok büyük bir ustalıkla yazıyor. İki kitabını okumuş olmama rağmen bunu çok rahat söyleyebilirim
245 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Kalemi, betimlemeleri, kurgusu muhteşem .. bu kitapla tanıdım Pınar Kür ü bir daha bırakacağımı da sanmıyorum .. 1984 Saik Faik ödülü almasına da şaşmamalı .. öneriyorum lütfen okuyun
245 syf.
·7/10 puan
Akışı Olmayan Sular, 2. el eşya satan bir dükkanda isminden etkilenip aldığım bir kitap. Uzunca bir süre okunacak diğer kitapların arasında sürünmeye devam etti. Bir gün elime alıp incelediğimde, artık okumaya hazır olduğumu hissettim. Belki de bir kitabı, onu okumak için gereken en iyi ruhsal durumda okudum.

Dili, hikayelerin işlenişi -bir el işi edasıyla-, karakterler orijinal ve samimi. Tasvirlerde kendimi gördüm, hissettim.
Kitap, beş hikayeden oluşuyor. Her bir hikayede bir oğlan çocuğunun aşkı anlatılıyor. Son hikaye hariç. Son hikayede ise bir kız çocuğu var. Benim de en sevdiğim hikaye bu oldu tabii.
Erkeklerin anlatıldığı dört hikayeye gelirsek; her biri farklı bir imkansız aşk. Farklı bir çocuksuluk var her birinin içinde.
Güzel satırlar ve ulaşılamaza dayanılmaz özlem. Bu son hikayemiz için de geçerli aslında. "Bitmiş Zamana Dair", bir kız çocuğunun, köklü bir ailenin son üyeleriyle geçirdiği zamanı anlatıyor. Eski zenginliklerin giderek yitmesi ama o hayatı yaşamaktan vazgeçemeyen ve modern hayata uyum sağlayamayacak bir aile ile modern hayatın griliğinden kaçmaya çalışan bir kız çocuğu. Eskiler ayrı güzelmiş dedirten bir yaşama bu.

İlerde daha çok Pınar Kür okumak isterim. Kadın yazarlarımıza ağırlık vermek gerek.
232 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Okurken çok zevk aldığım bir kitap oldu.Daha önce Pınar Kür okumadıysanız bile rahatça okuyabileceğiniz bir eser.Yazara bir kez daha hayranlık duydum bu güzel anlatımı sayesinde.
245 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitap çok sürükleyiciydi. Hikayeyi baya sevmiştim. Üzerinden epey zaman geçmiş olmasına rağmen hala hatırlıyorum. Normalde beğenmediğim kitapların konularını çok çabuk unuturum.
245 syf.
·9/10 puan
Pınar Kür öyküleri çok güzeldir. Akar gider okurken. Çok büyük olaylara sahne olmadan, herkesin içinden geçer. Bir öykü hariç hepsinin kahramanının erkek olması bakımından da ilgi çekiciydi.
Yerde halılar, duvarda gene halılar, sedirin üstünde gene halılar... Sarılıp sarmalanmış bir dünya... Babam beni alıp kendi evine götürene dek üşümek nedir bilmedim.
Hırçın bir ses, 'Önündeki kitaba bakıyorsun ama aklının başka yerde olduğu belli,' diye bağırdığında hiç mi hiç sevmediğin, tanımadığın, tanımak istemediğin boktan bir dünyaya paldır küldür yuvarlanırsın.
"Deli" diye adlandırılan kişilerden herkes korkar galiba. Kendilerine çok uzak buldukları, anlayamadıkları için mi? Yoksa hiç de uzak bulamadıkları, dolayısıyla anlamaya yanaşmadıkları için mi?
Annemle babama sık sık kızmamın, küsmemin sebebi dedikleriyle yaptıkları arasında genellikle beliren uyumsuzluk çoğu kez.
"Daha demin sahici mi sahte mi anlayamadınız... Böylesine değerli bir şey ilk bakışta belli olmaz mı?"
"Sen her şeyin hakiki kıymetini ilk bakışta anlıyorsan aferin sana, küçük hanım, aferin."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Akışı Olmayan Sular
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750733789
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Akışı Olmayan Sular
Akışı Olmayan Sular
Pınar Kür, öykülerini bir yapı ustasının dikkatiyle kuran yazarlarımızdan. Edebiyatın her şeyden önce bir yapı sorunu olduğunu bilen, dağınık anlık izlenimlerin kolay şiirselliğine kendini kaptırmayan bir kurgu ustası. Pınar Kür’ün öykülerindeki şiirsellik, özellikle öyküler okunup bitirildikten sonra tadına varılan bir kusursuzluktan kaynaklanıyor. Bu öyküleri okuduğunuzda, yalnızca belli öykü kişilerinin aşklarına, acılarına, yaşamlarına değil, iyi edebiyat alanına giren bir yazarlık çabasına da tanık olacaksınız. Onun öykülerinin en belirgin özelliklerinden biri de zamana karşı dayanıklı oluşlarıdır.

Eski günlerden ne zaman söz açsa, yalıdaki yaşamı bir masal anlatırcasına anlatmaya koyulsa bana, her şeyden, herkesten çok “Pertev Ağbi” ile ilgili anılar aktarması, kendisiyle ilgili hiçbir “aşk”ı araya katmaması, evlenmemişliği –“Hanımefendiden ayrılamazdım”– kafamda geliştirdiğim umutsuz sevgi imgesini pekiştiren öğelerdi. Ama inancımı doğrulayan, her şeyden çok Enise Abla’nın hep yumuşak bakan ela gözlerinin Pertev Bey’e bakarken daha bir ışıltılı yumuşamalarıydı.

Kitabı okuyanlar 293 okur

  • Şevval
  • Murat Edeer
  • Begüm
  • Hatice Çetinkaya
  • merdümgiriz
  • Matematikçi okur
  • Büşra beşir
  • Emine Özkan
  • İklim️
  • 1kitap1doğa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%4.1 (3)
8
%2.7 (2)
7
%4.1 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0