Puan vermedi·320 syf.··
2026 439. kitabı
Zamanı Durdurmanın Yolları (How to Stop Time), çağdaş İngiliz edebiyatının en yaratıcı ve sevilen kalemlerinden Matt Haig’in, zaman, ölümsüzlük, aşk ve aidiyet kavramlarını harika bir kurguyla ele aldığı, dünya çapında büyük başarı yakalamış felsefi-fantastik romanıdır. Gece Yarısı Kütüphanesi ile de tanınan yazar, bu eserinde tarihsel gerçekliklerle insanın en temel varoluşsal sancılarını muazzam bir akıcılıkla birleştirir. Romanın başkahramanı Tom Hazard, dışarıdan bakıldığında kırklı yaşlarında sıradan bir tarih öğretmeni gibi görünse de aslında "Anajerya" adı verilen nadir bir duruma sahiptir. Tom, normal insanlardan çok daha yavaş yaşlanmaktadır. 1500'lü yıllarda doğmuş olan Tom; Elizabeth dönemi İngiltere’sinden Shakespeare ile tanışmaya, Kaptan Cook ile okyanusları aşmaktan Paris'te caz çağını yaşamaya kadar yüzlerce yıllık bir tarihe bizzat tanıklık etmiştir. Ancak bu ölümsüzlüğe yakın uzun yaşam, bir ödülden ziyade ağır bir lanettir. Sevdiklerinin yaşlanıp ölüşünü izlemek, cadılıkla suçlanmak ve sürekli kimlik değiştirerek kaçmak zorunda kalmak Tom’u derin bir yalnızlığa gömmüştür. Tom'un hayatta kalmasını ve sırrını korumasını sağlayan ise Albatros Cemiyeti adında gizemli bir örgüttür. Bu örgüt ona her sekiz yılda bir yeni bir hayat ve kimlik sunar; karşılığında ise tek bir kesin kural koyar: Asla aşık olmamak. Çünkü tehlikeli derecede uzun yaşayan biri için aşk, hem kendi hayatını hem de karşısındakini felakete sürükleyecek en büyük zaaftır. Ancak Tom, modern Londra'da yeni bir hayata adım attığında tanıştığı bir kadın yüzünden bu kuralı çiğnemekle, geçmişin hayaletleriyle yüzleşmek ve şimdiki zamanı gerçekten "yaşamak" arasında büyük bir dönüm noktasına gelir. Matt Haig, geçmiş ile günümüz arasında ustaca mekik dokuyan o sürükleyici ve naif diliyle
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,3bin okunma
7/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:38
Merhaba arkadaşlar. İyi geceler, iyi okumalar ve mutlu bir haftasonu dilerim. Nasılsınız? Jules Verne’nin Fatih Robur kitabıyla aynı ismi taşıyan kahramanını daha evvel ‘Dünyanın Hakimi’ kitabında da görmüştük ama asıl eser yani karakterden bahseden eser bu olduğu için ne yazık ki tam olarak fark edememişiz. Kitabı da şöyle 700-800 sayfalık Jules Verne külliyatlarından zannediyorduk ama 300 sayfaya ancak yaklaşan yine ışıklar içinde başlayan bir roman çıktı karşımıza. Ancak bu ışıkların devamında bu defa bir volkanik bağlantı, bir yanardağ veya insanların başına gelen bir felaketten ziyade kendi döneminde de üst düzey çekiciliği olan Özgürlük Anıtı, Gize Piramidi ve Eyfel Kulesinin üstünde beliren siyah bayraklar dikkatimizi ilk olarak çekiyor. Bunları yapan kişi de Robur’dur. Kitap onun özelinde olduğundan söylemekten çekinmek için de bir nedenimiz yok. Diğer yandan Weldon Enstitüsü ise karşımıza çıkan bir kurum. Bunlar da oldukça ilginç bir bakış açısıyla yaşayan topluluk. Nasıl? Onların düşüncesine göre insanlık bir gün uçak veya helikopter gibi havadan daha ağır taşıtlar yerine onlardan yani havadan daha hafif taşıtlarla göklere egemen olacak düşüncesiyle yaşıyorlar. Gerçi Cesnalar 1955 yılında üretildi ama onlar bile bildiğim kadarıyla havadan ağırlar. Sonuçta uçak hala. Verne ve onun karakteri Robur’un da amacı zaten ağır hava taşıtlarının üstünlüğünü her alanda ve her anlamda kanıtlamak. Bu enstitü için devam ettiğimizde Robur ile birtakım durumlar yaşandığını, buranın başkanı ve sekreterinin de dahil olduğu bir kaçırma vakasını, bu kişilerle beraber dünyanın dört bir yanına gidildiğini de okuyoruz. Burada önemli olan ve ilgimizi çeken kısım ise Albatros isimli geminin (gemi diyoruz ama kendisi uçuyor) ortaya çıkması ve onunla yaşanılan maceralar. Enstitü
Fatih RoburJules Verne · Alfa Yayınları · 202080 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tarihin Tozunu Yutmuş Bir Yalnızlık
8/10
·320 syf.··
2025 15. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 00:00
Öncelikle dürüst olalım. Ben yüzlerce yıldır yaşıyorum, ah ne kadar acı çekiyorum, herkes ölüyor ben kalıyorum edebiyatından biraz kusma noktasına gelmiş olabilirsiniz. Ben de kitabı elime alırken ,yine mi vampir dizisi kıvamında bir ölümsüzlük dramı?, dedim. Ama Matt Haig abimiz sağ olsun, klişelerin etrafından dolanmayı iyi becermiş. Kitabımızın kahramanı Tom. Kendisi bir tarih öğretmeni ama hani şu tarihi yaşıyormuş gibi anlatıyor denilen hocalardan. Adam haklı, çünkü zaten Shakespeare’le takılmış, Kaptan Cook’la gemi turlarına katılmış, Fitzgerald’la kadeh kaldırmış. Romanda bir Albatros Derneği var. Tom gibi yavaş yaşlananları koruyor (sözde). En büyük kuralları ise asla aşık olma. Yahu adam zaten 400 yıldır yaşıyor, hormonları bile emekli olmuş, sen hala aşk yasağı koyuyorsun. Ama tabii ki bizim oğlan kuralı çiğneyecek, yoksa kitap bitmezdi. Kitap boyunca Tom’un sürekli günümüz dünyasından şikayet edip geçmişi özlemesini okuyoruz. Telefonlar kötü, internet tü kaka, herkes acele ediyor... Tamam Tom anladık, en otantik yüzyıl senin yüzyılındı. Bu kısımlar beni baydı şahsen. Gece Yarısı Kütüphanesi 'ni okuyanlar bilir, Matt Haig kişisel gelişim soslu roman yazmayı sever. Burada da satır aralarında bize anı yaşa, geçmişe takılma, gelecek zaten yok gibi mesajları fırlatıyor. Neyse ki bunu kafamıza vurarak değil, güzel bir kurguyla yapıyor. Kitap kötü mü? Asla değil. Hatta o kadar akıcı ki. Sadece sonlara doğru olaylar biraz aceleye gelmiş, sanki Matt Haig'in teslim tarihi yaklaşmış da alelacele toparlamış gibi bir hava var. Yine de piyasadaki o içi boş fantastik kitaplara bin basar.
1000Kitap
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,3bin okunma
Görmek
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:31
Görmek orijinal adıyla Ensaio sobre a Lucidez , kelime anlamı: Berraklık Üzerine Deneme, Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun 2004 yılında yazdığı politik bir kitaptır ve Körlük kitabının da devam niteliğindedir. 2006 yılında İngilizce diline çevrilmesiyle 25 dile de çevrilmiştir. Ülkede seçim yapılmaktadır ve sağanak yağmur nedeniyle kimsenin gelmediği görülür ve eşe dosta haber edilir. Akşamüstü saat 4 gibi hava açsa da çok az katılım olur bundan dolayı iki saat daha uzatırlar. Başbakan sonuçları açıkladığında yüzde 75’ten fazla beyaz oy çıkar yani boş oy atılmıştır. Bir hafta sonra yine seçime gidilir, bu olay bana 2015 yılında koalisyon kurulamadığından tekrar seçime gidilmesini hatırlatır, seçimde bu sefer % 83’ten fazla çıkar ve sağ/sol oyları yine güdük kalır. Hükümet halkın arasına ajanlar sokar ve beyaz oyun bulaşıcı olduğunu düşünür. Hatta hükümet başkenti değiştirmek ve emniyet güçlerini de çekmek ister. Kaos olması için metro istasyonuna bomba koyarlar iç işleri bakanının bundan haberi vardır ama belediye başkanı bunu hükümetin yapmasından şüphelenir ve onları suçlar. Hatta metronun karşısındaki parka ölenler için anıt yaparlar ve ölenlerin ailelerine yardımda bulunurlar. Dört yıl önce körlük hastalığı ile ilgili ilk kör olan Cumhurbaşkanına mektup yazar ve o da bunu başbakanla paylaşır. Karantinaya alındıklarında doktorun eşinin kör olmadığını ve kadının makasla cinayet işlediğini söyler. Ayrıntılı bilgi isterler adamdan o da 6 kişi ve bir köpeğin bulunduğu fotoğrafı verir. Kendi eski eşi de vardır ama artık onunla da görüşmediğini ifade eder. Günümüzde de demokrasi yolu tıkandığında yönetenlerin yargı eliyle kendi yerlerini korumak adına mutlak butlana sığındığını çok yakından gördük. İç işleri bakanı ve Komiser: deniz papağanı ve albatros kod
1000Kitap
GörmekJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 202422,9bin okunma
Puan vermedi·124 syf.·
2026 74. kitabı
Yavru penguen Paytak'la ailesi, arkadaşları ve ait olduğu penguen sürüsünün hikâyesi. Buzulların eriyip kopmasıyla türlü tehlikeler atlatan penguen sürüsü yeni bir yere göç etmek zorunda kalıyor. Bu süreçte Paytak çok cesur davranıyor ve özellikle arkadaşlarına öncülük ediyor. Bu yüzden kitabın sonunda sürünün en yaşlısı Paytak'ın adını Yürekli olarak değiştiriyor. Maceraları sırasında balina ve albatros gibi farklı hayvanlarla da tanışıp dost oluyorlar. İnsanların da hem iyi hem kötü olabildiklerini görüyorlar. Öyle harika muhteşem bir hikâye değildi ama okunmaz bir kitap da değil. Özellikle penguen seven çocuklar sevebilir. 8-9 yaş üzeri için uygun denebilir. Penguenlerin yaşamıyla ilgili epey bilgi veriyor. Heyecanlı kısımları olsa da aşırı aksiyonlu değil. Bazı kısımları sıkıcı sayılabilir. Özellikle penguenlerin karakter özelliklerine göre isimlendirilmesi ve bunun vurgulanması çok klişeydi. Önce penguenlerin insanları, sonra da insanların penguenleri kurtarması güzeldi; penguen sürüsü aynı olmadığından iyilikler daha da anlamlıydı. Sonunun umutlu bitmesi de güzel. Genel olarak okunabilir. Ama çok macera arayan çocuklara hitap etmeyebilir. Hayvansever, hassas çocuklar için daha uygun bir alternatif.
Eyvah Penguenlerin Soyu TükeniyorGamze Pat · Doğan Egmont Yayıncılık · 201816 okunma
Tutulmuş Bir Sözün Anıtı: Albatros'un Uçuşu
Puan vermedi·208 syf.··
2026 37. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 18:30
"Artık yazmamak için hiçbir mazeretin yok! Kitabının ana karakteri benim. Bu da benim sana vasiyetimdir. Bu roman yazılacak!" Her şey yaşandı. Kurgu; Gerçeğe, Hayata, Zamana ait! Ben sadece ona verdiğim sözü tutarak vasiyetini yerine getirdim. Nurgül Ulu’nun kaleminden çıkan Albatros’un Uçuşu - Bodrum’un Küçük İskender’i, sayfaları arasında sadece bir hikaye değil; kelimenin tam anlamıyla yaşanmış, nefes alan ve sızlayan bir sözün ağırlığını taşıyor. Kitabın hemen başında bizi karşılayan bu vasiyet, okuyucuya sıradan bir biyografik anlatının ötesine geçeceğimizin, gerçeğin ve vefanın çıplak yüzüyle karşılaşacağımızın sinyalini veriyor. Yazar; modern Türk şiirinin o sarsıcı, fırtınalı ve kural tanımaz sesinin ardındaki insana, dostluğa ve Bodrum’un sokaklarına sinmiş anılara sadık kalırken, edebiyat dünyasına da çok kıymetli bir belge bırakıyor. Eser, Küçük İskender’in o bilindik, asi imajının arkasındaki kırılganlığı, teslimiyeti ve bir o kadar da mağrur duruşunu öylesine içten işliyor ki, kendinizi zamansız bir vedanın tam ortasında buluyorsunuz. Bu kitap, bir vasiyetin yerine getirilmesinden çok daha fazlası; gerçeğin kurgudan, hayatın ise zamandan intikam alma şekli. Nurgül Ulu, üstlendiği bu ağır ve duygusal sorumluluğu taşırken asla ajitasyona düşmüyor; aksine, Küçük İskender’in ruhuna yakışır bir asaletle dokuyor kelimeleri. Albatros’un o devasa kanatlarını çırparak sonsuzluğa doğru süzülüşünü izler gibi okuduğumuz bu satırlar, edebiyatseverlerin kütüphanesinde sadece bir kitap olarak değil, tutulmuş büyük bir sözün anıtı olarak yer alacaktır. Şiirle, hüzünle ve Bodrum’un rüzgarıyla harmanlanmış bu vefa yolculuğu; İskender’i özleyenlerin ve onun o "yaralı albatros" ruhuna dokunmak isteyenlerin kalbinde derin bir iz bırakmayı sonuna kadar hak ediyor.
Albatros’un UçuşuNurgül Ulu · Edisyon Kitap · 20224 okunma