“Uzun zaman önce, büyük bir savaşçı başarı kazanabilmek için yaşamsal bir karar vermek durumunda kalmıştı. Ordularını sayıca kendisinden fazla olan güçlü düşmanının üzerine göndermek üzereydi. Askerlerini gemilere bindirdi ve düşman ülkesine doğru ilerlediler. Kıyıya ayak basınca askerler indi ve teçhizatlar boşaltıldı. Daha sonra kendilerini taşıyan gemilerin yakılması emrini verdi. İlk çarpışmadan önce de adamlarına dönüp, ‘Gemilerin alevler içinde olduğunu görüyorsunuz. Bu, savaşı kazanmadıkça bu kıyıları canlı terk edemeyeceğimiz anlamına geliyor. Başka seçeneğimiz yok. Kazanacağız ya da yok olacağız!’
Kazandılar.”