Ancak bir başkasının acısı kendi acına dönüştüğü zaman hayatın ve yazmanın ne demek olduğunu anlarsın. Sanırım bu dünyada, acıdan başka insanların birbirini anlamasını sağlayacak bir şey de yok, çünkü acının iletişim yolu insanların yüreğinin derinliklerinden geçer. Bu yüzden bu kitapta Çin'in acılı zamanlarını yazarken aynı zamanda kendi acılarımı da yazmış oldum. Çünkü Çin'in acısı benim de acımdır.
O günü çok iyi hatırlıyorum; bütün çocuklar bağıra çağıra ağlıyordu, üstelik henüz aşı olmamış çocuklar aşı olanlardan daha yüksek sesle ağlıyordu. O anda şunu hissettim: Çocukların gördükleri açı yaşadıkları acıdan daha fazlaydı, çünkü acı çekme korkusu acının kendisinden çok daha korkunçtu.
If you give me five dollars I will be your friend forever. That's what the little one tells me.
Five dollars is cheap since I don't have any friends except Cathy who is only my friend till Tuesday.
Where do you live? she asked.
There, I said pointing up to the third floor.
You live there?
There. I had to look to where she pointed-the third floor, the paint peeling, wooden bars Papa had nailed on the windows so we wouldn't fall out. You live there? The way she said it made me feel like nothing. There. I lived there. I nodded.