Çok uzun zaman sonra beni hüngür hüngür ağlatan bir kitap okudum. Yazarın, annesinin ölümünün ardından yazdığı roman desen değil, otobiyografi desen pek oturmuyor, kendi gözünden annesi ve annesinin yaşamı desem daha mantıklı. Bildiği kadarıyla onun çocukluğundan başlıyor ve ölümüne kadar annesini anlatıyor. Kendi kuralları olan, hayatı bu kurallara göre yaşayan bir kadın, aslında bir parça hepimizin annesine benziyor. Annesinin yaşlılık dönemleri ve artık kendi ayakları üzerinde duran despot kadından, ilgiye ihtiyaç duyan bağımlı birine dönüşmesi beni çok üzdü, okurken kendi annem hakkında düşündüm. Bir gün annemin de yaşlanacağı, onun da bana ihtiyaç duyacağı aklıma geldikçe, kitaba ara verip delicesine ağladım. Bunun fikri bile bu kadar acıyken, yaşamak nasıldır?