Alev Taner

Alev Taner

, bir kitap okudu
Puan vermedi·100 syf.·
2025 6. kitabı
Adnan Yücel
8.1/10 · 662 okunma
Reklam
Fakir düşmüş bir ailede doğdum. Buna rağmen çocukluğum epeyce mesut geçti. Fakirlik, içimizde ve etrafımızda ahenk bulunmak şartıyla -ve şüphesiz muayyen bir derecesinde- zannedildiği kadar korkunç ve tahammülsüz bir şey değildir. Onun da kendine göre imtiyazları vardır. Benim çocukluğumun bellibaşlı imtiyazı hürriyetti. Bu kelimeyi bugün sadece siyasi manâsında kullanıyoruz. Ne yazık! Onu politikaya mahsus bir şey addedenler korkarım ki, hiçbir zaman manâsını anlamayacaklardır. Politikadaki hürriyet, bir yığın hürriyetsizliğin anahtarı veya ardına kadar açık duran kapısıdır. Meğer ki dünyanın en kıt nimeti olsun; ve tek insan onunla şöyle iyice karnını doyurmak istedi mi etrafındakiler mutlak surette aç kalsınlar. Ben bu kadar kendi zıddı ile beraber gelen ve zıtlarının altında kaybolan nesne görmedim. Kısa ömrümde yedi sekiz defa memleketimize geldiğini işittim. Evet, bir kere bile kimse bana gittiğini söylemediği halde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye biz sevincimizden, davul, zurna, sokaklara fırladık. Nereden gelir? Nasıl birdenbire gider? Veren mi tekrar elimizden alır? Yoksa biz mi birdenbire bıkar, "Buyurunuz efendim, bendeniz, artık hevesimi aldım. Sizin olsun, belki bir işinize yarar!" diye hediye mi ederiz? Yoksa masallarda, duvar diplerinde birdenbire parlayan, fakat yanına yaklaşıp avuçlayınca gene birdenbire kömür veya toprak yığını haline giren o büyülü hazinelere mi benzer? Bir türlü anlayamadım. Nihayet şu kanaate vardım ki, ona hiç kimsenin ihtiyacı yoktur. Hürriyet aşkı, -haydi Halit Ayarcı'nın sevdiği kelime ile söyleyeyim, nasıl olsa beni artık ayıplayamaz, kendine ait bir lügati kullandığım için benimle alay edemez!- bir nevi snobizmden başka bir şey değildir. Hakikaten muhtaç olsaydık, hakikaten sevseydik, o sık sık gelişlerinden
Sayfa 22
sen çok çabuk inanıyorsun insanlara; saf değilsin ama çok nahifsin, daha dikkatli olmalısın.
Sayfa 147·Kitabı okudu
Doğudan gelen çocuk fısıldar Elinden çıngırağı Peşinden atlılar “gitme kurbanın olam” Göz gez arpacık Nişanlıyız ölümle, genciz daha Nişancıdan habersiz, terliyiz bir halayda Fısıldar “gitme” Ölmeyi bilmiyoruz henüz sevişmeyi de Acemiyiz Sabahları dinsiz uyanıp Her gün Cuma’ya giden Akşamları İsa’ya yalvarıp Musa’dan medet uman pezevenklerin Çeşmesinde su içmeyi de Petrol mavisi kravatları Ve rugan pabuçlarıyla Silah tüccarı yavşaklardan alınmış Namlunun kokusunu da Bilmiyoruz henüz Bana bilmediğim bir küfür söyle Doğudan gelen çocuk, gitmem Eğer güneşse adın Sanki Aşkı da bilmiyoruz Sefil perişan olmak sanıyoruz Basur olsak aşktandır diyoruz Daha çok genciz Yasaksız bir nefes tatmadan gidiyoruz “ gitme “ diyor, kesin güneştir adı
Sayfa 147·Kitabı okudu
Reklam