Kambur", insanın en temel evini, yani kendi bedenini bir yabancılaşma mekanı olarak ele alıyor. Ichikawa, omurilik eğriliği olan bir kahramanın gözünden dünyayı anlatırken, okuyucuyu "normal" kabul edilen her şeyi sorgulamaya zorluyor. Kitap, engelli bir bireyin sadece fiziksel mücadelesini değil; arzularını, öfkesini ve varoluş sancılarını tüm çıplaklığıyla, hiçbir ajitasyona kaçmadan önümüze seriyor