Tam ışıkların ortasında oturuyorum şuan, nefes almaktan. Renklerin, sokağın yansıması. Güzel havada yürüdüğüm o anlar sırtımdayken. Eskiden herkes fotoğraf çeker derdim, herkes aynı şeyi görür önemli olan yaratıcılık derdim. Mesela fotoğrafçılık dersleri almaya başladığımdan beri yaşadığım yeri normalde gördüğüm güzellikten çok daha güzel görmeye başladığımı farkettim. Şuanda meyvelerini yiyorum. Doğada herşey uyumlu ama insan hayatıyla da çok uyumlu. Bir bina inşa ediliyor ve yıllar içinde eskiyor, sonra bir bakım eski heybetinden daha büyük, daha güzel. Çünkü evren gelişiyor. İnanılmaz güzel geliyor bu farkındalık, her yeni bir düşüncede hem kendimle, hem çevremle dilim gelişiyor gibi hissediyorum. Mesela ne duygu yaşamış olursam olayım, bir duygu benim parlaklığımı köreltiyorsa tekrar parlatmanın sadece benim elimde olduğunu hayatımda oturtmamı sağladı. Hayatımda oturan şeylerin dilime nasıl düştüğüne bakıyorum, mizah duygumu parlamamın kısılmaya çalıştığı anladığım yerlerden artık dilime vurabiliyorum. Çünkü farkındayım, ilk anılarımı oluşturduğum andan itibaren sırtımdaki yükleri karşıma alıp konuşup, hepsini değerime katmışım. İlk başladığımda bir yazı yazmıştım ve kendime saklamıştım. Parkinson hastası bir abi, dışarıdaki yansıması, insanların dinlerken anlamaya çalışması ama duvarda kalması. Fotoğrafçılıkla iyileşen insanlar var, herkesin ilgilenmesi gerek bu yüzden hala buradayım demişti. Hala tam olarak görmekte gelişmemiş olsamda, daha ortalardayken bana bu bakışı sağladığı, beni ve parlamamı biraz daha ilerlettiği için sırtımda bir güzellik daha. İlk kendime, daha sonra karşımdaki şu ışıklara ve bunun benden hayatıma yansımasına şükürler olsun. Allahım iyi ki insanım, iyi ki beni yarattın.