Böyle zamanlarda köşedeki sehpaya gözü ilişir, onu gıpta ve hasetle izlerdi. Farklı boyları iç içe geçen bu sehpa gibi bazı eşyalar, bir fikrin, idealin uygulaması, cismi gibiydi. Bütünlüğün çok saf ve basit bir simgesi olan o sehpanın mucizevi rahatlığına özenir, tıpkı onun küçükten büyüğe doğru iç içe birleşip nihayetinde sarih bir tamlık arz eden varlığı gibi o da ruhundaki sıkıntıyı yapan apayrı sesleri iç içe geçirip bir köşeye koymak, kendinden bütün ve rahat bir Salih yapmak isterdi.
insan sevince birden zekâsı yumuşuyor, çocuklaşıyor" diye düşünmüştü. Normalde gülmeyeceği esprilere gülmeye. dinlemeyeceği müzikleri dinlemeye başlıyor. O iki kişi dinleyenlerde budala oldukları hissini yaratan, saçma sapan ve genellikle gülünç bir, iki kişilik dil icat ediyorlar.
Bir kere çıktığınız eve geri döndüğünüzde artık orası sizin eviniz olmuyor. Size ait eşyalar, size ait hatıralarla dolu olsa da benim evim diyemiyorsunuz. Evim neresi bilmiyordum.