Bu kitap Mustafa Kutlu'nun okuduğum diğer kitaplarına göre daha farklı. Bu eserinde sonu olmayan bir tutsaklık öyküsüyle karşımıza çıkmaktadır. Kitapta bir lunapark hikayesi vardır. Süleyman, eşi Zinnure ve kızı Fatma lunaparkta olmaktan mutludurlar. Ancak saatler geçtikçe yorulurlar ve çıkışı ararlar, eve gitmek isterler çıkışı aramaya koyulurlar ama lunaparkın çıkışının olmadığını fark ederler: İnsan yaş aldıkça bu fani dünyayı terk etmek ister, ebedi hayatına karşı bir hasreti vardır ve kavuşmak ister. Dünya da tıpkı lunapark gibi uzaktan eğlence dolu görünse de eğlence bir süre sonra yorucu ve sıkıcı hale gelince oradan ayrılmak istediğimiz, esas kendi huzurlu olduğumuz evimize yani ebedi hayatımıza gitme isteğimizin olduğu yer haline geliyor. Eser dışarıdan lunaparkta geçen bir hikaye gibi görünse de gizli çok güzel mesajlar vermektedir. Bunun yanında eserde Anadolu kasabasının ve kasaba insanlarının değişimi de işlenilmiştir. Kasaba insanları zaman içinde kasabanın yeni haline uyum sağlarlar. Herkes yeni açılan yolla kazancını da arttırmanın peşine düşer. Ancak bu yeniliğe direnenler de vardır. Yorgancı ustası Kambur Hafız ve Süleyman topraktan ve gelenekten kopmak istemezler. Oldukça farklı bir kitaptı, her okuyanda ayrı ayrı hisler bırakacağını düşündüğüm bir kitap, sonu etkileyici ve düşündürücüydü.