aleynanur

aleynanur
@aleynanurrr
Puan vermedi·124 syf.··
2020 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 23:49
"Her yıl, bahar çiçeğe durduğunda, dünya nennilendiğinde, Ağrıdağının çobanları dört yandan gelirler, kepeneklerini gölün bakır toprağına atıp üstüne otururlar. Bin yıllık sevda toprağının üstüne otururlar. Tanyerleri ışırken kavallarını bellerinden çekip Ağrıdağının öfkesini, sevdasını çalarlar. Ve gün kavuşurken bir ak kuş gelir... " Son sayfanın bu son paragrafını okuduktan sonra ne ölümden bile korkmayan bir sevdaya sahip olan Memo'yu, ne içinde büyüttüğü kocaman aşkı korkusuzluğuyla örtmeye çalışan dağ gibi ama aslında dağda titreyen bir çiçek gibi olan Ahmet'i, ne incinmekten ve incitmekten korkmasına rağmen zalim babasından korkmayarak Ağrıdağı gibi kocaman iki aşkı sırtlanan Gülbahar'ı ne de kavalıyla ömrünün tüm acılarını türkülendiren Sofi'yi unutmam mümkün değil. Yaşar Kemal'in pürüzsüz, yalın ve akıcı diliyle tatlanan bu efsane ilerde olursa çocuklarıma uyumadan evvel anlatacağım efsaneler arasında baş köşeyi aldı, tabi çocuklarım okuma yazmayı öğrenip de kitabı okuyana kadar efsanenin sonunu benden farklı dinleyecekler :)
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·280 syf.··
2020 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2020 21:45
En önemli üç karakter: Basil Hallward (ressam) Dorian Gray (model) Lord Henry (bu ikisinin dostu) Kitabın Genel Konusu: Dorian büyüleyici derecede güzel yüze sahip bir adamdır. Basil, Dorian'ın muazzam bir portresini çizer ve Dorian da bu portrenin her zaman böyle güzel ve genç kalacağını ama kendisinin bir gün yaşlanıp çirkinleşeceğini söyleyip keşke ben yerine portrem yaşlansa diye bir dilekte bulunur. Ve dileği kabul olur kehanet gibi bir şeydir ve kitabın kırılma noktası da budur. Kitap genel olarak iç güzellik ve dış güzellik temasını işler. Mesela Dorian güzelliğin ve anı yaşamanın büyüsüne kapılıp yaşamını kötü bir gidişata teslim edince o büyüleyici portre çirkinleşmeye, çürümeye hatta kurtlanmaya başlar. Burada çok fazla mesaj vardır, aslında Balzac Vadideki Zambakta ne kadar sık betimlemeler yaptıysa Oscar Wilde da bu kitapta o kadar sık nasihat eder ama sorun şu ki nasihatlar Henry'nin dilinden verilirken öyle bir ifadeyle konuşur ki nasihat değil emir gibi algılanır, yani kitap bir süre sonra sinirinizi bozmaya başlar. Oscar Wilde kitabında kendi izlerini bırakır her yazar gibi. Mesela Wilde hazza, estetiğe ve anı yaşamaya çok değer veren bir insan ki kitapta da bunların işlendiğini görürüz. Hatta Wilde kendi yaşamında cinsel tercihi yüzünden tepki görmüş birisi ve kitapta da bu tercihin yansımalarını fark ederiz. Lord Henry "Hepimiz Tanrı'nın bize armağan ettiği şeyler için acı çekeceğiz." der ve ben bunu Dorianın portresiyle olan ilişkisiyle yorumlarım. Sonuçta hiç yaşlanmayan bir karakterimiz vardır ve bu ilk başta ne kadar mükemmel görünse de gittikçe acı, korkunç ve pskiloji bozan hatta insanı delirten bir duruma evrilir. Hatta Dorian kötülük yaptıkça iğrenç bir hal alan portreyi Dorian daha fazla görmeye tahammül edemediği için üstünü bir
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,1bin okunma
Puan vermedi·115 syf.··
2019 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2019 18:43
"SALARINO: Ne olmuş yani, borcunu zamanında ödeyemezse, etini kesecek değilsin ya. Hem ne işine yarar ki bu? SHYLOCK: Balık yemi olarak kullanılır. Hiç kimseyi doyurmasa bile, intikamını besler. Beni aşağıladı, beni yarım milyondan etti, kaybettiklerime güldü, kazancımla alay etti, halkımı hor gördü, işlerimi engelledi, dostlarımı benden uzaklaştırdı, düşmanlarımı kışkırttı. Peki, bütün bunlara sebep olan neydi? Ben Yahudiyim de ondan. " Konusu, zengin ve Hristiyan bir tüccar olan Antonio'nun çok yakın bir arkadaşı için Yahudi bir tüccar olan Shylock'dan borç para alması ve borcunu ödeyememesi üzerine gelişen olayları bir yandan da çok zengin olan Belmont Leydisi Portia'nın babasının vasiyeti üzerine evleneceği adamı bulma serüvenindeki aşk, olan bir tiyatro oyunu. Tahlilin başında alıntıladığım diyaloğun son cümlesinden de anlaşıldığı üzere kitapta keskin bir Yahudi-Hristiyan çarpıklığı işlenmiş. Aynı diyalog içinde geçen "Kışın soğuğunu, yazın sıcağını bir Hristiyan gibi duymaz mıyız?" cümlesinde ise Shylock'un insana ait olan sıcağı ve soğuğu hissetme kavramını "Bir insan gibi duymaz mıyız" yerine "Bir Hristiyan gibi duymaz mıyız" şeklinde kullanması aslında tüm insanlığı belki de yaşamı karşısında bir tabu olan Hristiyanlıkla bağdaştırmış. Aslında burda ağır basmak üzere tüm oyunda kendinden olmayanı kabul etmeme olgusu da trajikomik bir şekilde işlenmiş. Roma hukukunda borcunu ödeyemeyen kişinin bedeninin talep edilmesi olayının kitapta Shylock tarafından istenmesi onun adaleti olmayan, insafsız bir karakter gibi çizilmesine yol açabilir, okuyanlar ona düşman olabilir belki de ama ben kitabın önsözünde geçen şu cümleyi de buraya bırakarak tahlilimi sonlandırmak istiyorum: "Shakespeare, Shylock'un karmaşık karateri ve onun adalet anlayışı üzerinde yoğunlaşmıştır.
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2019 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2019 23:05
"Bilmiyorum, başkalarına da oluyor mu: Bazan, Haliç sırtlarındaki o dört duvarı birbirimize zindan ederken, bazan, bir konaktan, ya da saraydan bir türlü gelmeyen bir çağrıyı beklerken, bazan birbirimizden keyifle nefret ederken, bazan da karşılıklı gülüşerek Padişahımız için bir risale daha yazarken, günlük hayat içinde, bir an, ikimiz de, bir küçük ayrıntıya takılıverirdik: Sabah birlikte gördüğümüz ıslak bir köpek, iki ağaç arasına asılmış çamaşır dizisinin renk ve biçimlerindeki gizli geometri, hayatın simetrisini ortaya çıkarıveren bir dil sürçmesi! Şimdi en çok bunları özlüyorum işte! " -Orhan Pamuk'tan okuduğum bu ilk eser Beyaz Kale diğer romanlara göre bende bir adım öne geçti çünkü tarih ile kurgulanmış sanata bayılıyorum! Romanın iki ana karakteri; efendi ile köle, Hoca ile Venedikli, birbirlerine, ilgilendikleri alanlar kadar dış görünüş olarak da çok benzeyen iki insan. -Venedik'ten Napoli'ye giden bir geminin Türk korsanlarca basılmasıyla esir düşen bir Venedikli'nin, Türk tarafından satın alınmasıyla başlayan roman, Doğu ve Batının birbirine harmanlamasını, bu iki meraklının okuyup araştırdıkça birbirlerine bazen zıt, bazen paraler giderek ettiği münakaşalarını, İstanbul'u saran (anladığım kadarıyla tarihten bağımsız bir kurgu olan) vebayı durdurma çabalarında insanın derinliklerine inen sohbetlerini anlatıyor. Eğer bir parça Doğu veyahut Batı tarihine meraklıysanız bu minik romanı öneririm. "Kaybettiğimiz hayatı ve düşleri yeniden ele geçirmek için, onları yeniden düşlemek gerektiğini herkes bilir: Ben hikayeme inandım!"
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2019 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2019 14:41
"Ve belki bin yıl sonra, atlamak için daha küçük uçurumlar seçebiliriz. Kitaplar aptal, salak olduğumuzu bize hatırlatmak için var. Onlar gösteri alayı caddeden gürültüyle geçerken Sezar'a 'Fani olduğunu hatırla Sezar' diyen muhafız kıtası gibidirler." -Öncelikle bilimkurgu bir romandan bahsettiğimi belirtmek isterim. Fahrenheit 451 ise kitapların yanma derecesi. Tabi sonra ölçü santigrata geçiyor ama olsun. Kitabın yarattığı dünyanın merkezinde itfaiyeciler var fakat bunlar bizim bildiklerimizden biraz farklı; ateşi söndürmek için değil, ateşe vermek için varlar, yaktıkları ana madde ise KİTAPLAR. İlk sayfalarda saçma gelmişti fakat ilerledikten sonra artık günümüz itfaiyecilerinin görevini yadırgamaya başladım çünkü öyle bir dünya çizilmiş ki sıyrılmak biraz zor oldu. Kitabı okurken yakılan kitapların satırlarınını okurken dönüp kitaplığıma bakmaktan hatta onları elime alıp varlığını hissetmekten kendimi alamadım. Ray Bradbury, eserini 1953 yılında kaleme almasına rağmen bazı şeyleri o yıldan öngörmesi bazı şeylerin ise günümüzde gerçekten vahim durumda olması beni dehşete düşürdü. Özellikle televizyonun insanı kendine bağlayıcılığı ve zehri konusundaki satırları... Yıllardır süregelen düzenin rayının paslanması bu kitabı daha da değerli kılıyor ve bence o raylar, bu düzen devam ettikçe paslanmaya, Fahrenheit 451 de okunmaya devam edecek.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma