Galipler, ez azından benim bildiğim, gördüğüm, insana yakışmayan bir kaderi bana reva gören galipler. Kibirleri mağruriyetleri, resmi yalanları, rahatlıkla tüm tarihi kendilerine göre revize edebilecek cesaretteki sahtekarlıkları, kof böbürlenmeleri; iktidara, silaha, zorbalığa, militarizme tapan inanılmaz acımasızlıkları ve düşkünlükleri; bir çırpıda binlerce korumasız, savunmasız aydını köşe başlarında "faili meçhul"lerle katledip ortadan kaybolacak düzeydeki pervasızlıkları ve kalleşlikleri; komploları, suikastleri, terörleri, "namus, şeref, onur" diyerek başkalarının namus, şeref ve onurlarıyla oynamayı adet haline getirmiş, her türlü edep, uygarlık ve zevkten yoksun, kıyıcı ilkellikleri; şana, şöhrete ve iktidara duydukları sonsuz açlıkları; ar, haya ve utanç duygularından tamamıyla
arınmış kendilerine göre şaşaalı ve görkemli iğrenç yaşam tarzları; hayal ürünü, basit, yavan rivayetlerden inşa edilmiş kendilerinin bile inanmadığı ama gıdıklayıcı ikbal kapılarını açan resmi ideolojileri, ötekine karşı kin ve nefret üzerine kurulu çılgın ultra-milliyetçilikleri; hukuk diye yutturdukları kirliliği, zulmü, otoriter-totaliter zihniyeti ve yaratılan gülünç resmi mitleri koruyan köhne kalkanları; yalanların ve riyakarlığın yarattığı derin ahlaki çöküntü ve "muhteşem, her şeye muktedir" bir yalanlar hükümdarlığı ...