Ali Akgün

Ali Akgün
@aliakgun
Türkçe Öğretmeni
1995
18 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Vasiyetime gelince, onu bugün benimle buraya gelen gençlere bırakıyorum. Beni buraya gömmek suretiyle vasiyetimi yerine getirmek onlara düşüyor. Ancak bir mesele var: Cenaze duamı kim okuyacak? Çünkü bunlar ne Allah'a inanıyorlar, ne dua biliyorlar! Allah'ın varolup olmadığını kimse bilemiyor. Bazıları var, bazıları da yok diyor. Ben Sen'in varlığına, düşünce ve hareketlerime yön verdiğine inanmak istiyorum. Dualarımla Sana seslendiğim zaman, Sen'in aracılığınla kendime hitap etmiş oluyorum. Ve o anlarda aklıma gelen fikirler Sen'in fikirlerinmiş gibi geliyor bana ey Yüce Yaradan! İşte gerçek bu. Gençler bunu anlamıyor ve duaları küçümsüyorlar. Ölüm saati gelince bunlar kendilerine ya da başkalarına ne diyecekler? Bu gençlere acıyorum. Bir insan, ruhunu Allah katına ulaştırmanın yolunu bilmiyorsa, kendini kendi gözünde Allah gibi yüceltemiyorsa, insan olmanın sırrını, yüceliğini ve kutsallığını nasıl anlar? Allah'ım, küfür sayılabilecek, kutsal varlığına saygısızlık sayılacak sözlerimden dolayı beni bağışla. Onların hiçbiri Allah derecesine yükselemez, böyle olunca da Sen var olmazsın! Eğer bir insan Sen'in yaptı-ğın gibi, herkesin derdiyle meşgul olup herkesi koruma ve kayırma görevini üstlenmezse, herkesi esirgeyen Allah gibi olduğuna kendini inandırmazsa, o zaman Sen de varlığını koruyamazsın ey Allah'ım! Oysa ben Sen'in yok olmanı asla istemiyorum.
Sayfa 401·Kitabı okudu
Kırgızistan
Sen diyorsun ki düşmanca anılar yazmış. Bunu anlamıyorum. Anıların düşmanı dostu olur mu? Benim bildiğim, geçmişte olan, şimdi olmayan şeylerin olduğu gibi hatırlanmasıdır anılar. Sen demek istiyorsun ki, insan geçmişindeki iyi olayları hatırlasın, kötü olayları hatırlamasın. Nasıl olur bu? İnsan bir düş görürse bunu hatırlar. Peki bu korkulu bir düşse, başkalarının hoşuna gitmeyecekse, onu hatırlamasın mı?
Sayfa 220·Kitabı okudu
Hintliler, insan öldükten sonra ruhunun, yaşayan başka bir canlının bedenine girdiğine inanırlarmış. Herhangi bir hayvanın, hatta bir karıncanın bedenine bile girebilirmiş ölen insanın ruhu. Her insanın doğmadan önce bir kuş, bir hayvan, bir böcek ol-duğuna da inanırlarmış. Bu inançlarından dolayı da hayvanları öldürmezlermiş. Yollarına bir yılan, meselâ bir kobra çıkacak olsa bile ona dokunmaz, eğilir, geçip gitmesini beklerlermiş. Çok tuhaf şeyler işitiyordu insan bu dünyada. Bunların hangisi doğru, hangisi yalan, nereden bileceksiniz? Bu geniş dünyanın bütün sırlarını nereden bilebilirdi? İşte, tam taşı fırlatıp tilkiyi vuracağı sırada Yedigey'in aklına bunlar gelmişti. Kimbilir: "Ya Kazangap'ın ruhu bu tilkinin bedenine girmişse?" diye geçirmişti aklından. Öldükten sonra, o evceğizinde kendisini yapayalnız, terkedilmiş hissederek canı sıkılmış, kalkıp tilkinin bedenine girmiş, sonra da en yakın arkadaşını görmek için buraya gelmiş olamaz mıydı?
Sizin iyi ya da kötü durumda olmanız, bozkırın umrunda değildi. Ama insanın çeşitli tutkuları, arzuları olurdu. Başka yerlerde, başka insanların arasında daha iyi bir hayat sürebileceğini, buraya onu kör talihin sürüklediğini düşünürdü.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; bilgelik çağıydı, aptallık çağıydı; inanma dönemiydi, kuşkuculuk dönemiydi; Işık'ın mevsimiydi, Karanlık'ın mevsimiydi; umudun baharıydı, çaresizliğin kışıydı; her şeyimiz önü-müzdeydi, önümüzde hiçbir şey yoktu; hepimiz doğruca Cennet'e gidecektik, hepimizin sonu diğer taraftı; kısacası, şimdikine o kadar benzeyen bir dönemdi ki, sesi en çok çıkan yetkililer bu dönemin en iyisiyle en kötüsünün sadece kıyas üstünlüğüyle belirlenmesini dayatıyordu.
Sayfa 1 - Turkuvaz Yayınevi
Kitap Alıntısı