Bir Türkiye gerçeği olan töre sorununu kaleme aldığı için yazarı takdir ediyorum. Ancak Helin ve Sıla'nın hikayesi ne kadar acı vericiyse, Narin karakterinin başına gelenler de bir o kadar hüzünlüydü. Ayaz karakterinin, sanki iyi biriymiş gibi anlatılması, kitabın dikkat çekmek ve kınamak istediği konuyla epey çelişiyor.
Yorumunuz ve öz eleştiriniz için teşekkür ederim. Ayaz kişiliği anlatımı biraz Anadolusal bir duruş kişiliğini anlatmaya çalıştım. Galiba bunu başarmamışım. Sevgi ve saygılarımla
Bir ömür ağrıma gitse de dünyadan oluşmuş harfler,
Yarım dalgın ve kusurlu geldim ben buraya.
Günde beş defa hiçbir şey yapmamaktansa, kalıp sana baktım
Kalıp sana bakmak oldu dünya.”
Ahh! Yine bu gece de kedere boğulmuştum. Gökyüzünde yıldızları görmek istedim ama nafile. Bir tek yıldız bile göremedim. Ankara'nın yoğun ışıkları gökteki yıldızları görmeme mani oluyordu.
Kitabın ilk başları sanki yaz tatilinde yaptıklarımızı yazar gibi. Kısa cümleler ile okura duygu aktarımı geçmiyor. Betimlemeler yok denilecek seviyede. Yarısından sonrasında kitabın heyecanı artıyor. Ankara'da yaşayan birisi olarak olayların Ankara sokaklarında geçtiğini okumak ayrı bir keyif veriyor.