Alican Garip

Alican Garip
@alicangarip
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
607 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
doğa üzerinde egemen olma isteği “insana egemen olma”ya dönüştü.
‘‘Mit Aydınlanmaya ve doğa da sırf nesnelliğe doğru kayıyor. İnsanlar otoritelerindeki artığın bedelini egemenlikleri altına aldıkları şeylerden yabancılaşarak ödüyorlar. Aydınlanmanın şeylere karşı tutumu, diktatörün insana karşı tutumu gibidir.” Max Horkheimer & Theodor W. Adorno
Sosyoloji
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Toplumun genelinin neler döndüğünden haberi yoktur. Hatta haberi olmadığından dahi habersizdir.” Noam Chomsky
Sosyoloji
“Rekabetçi kapitalizmin, kapitalizmin uzun tarihi içinde sadece mutlu bir an kadar sürdüğünü hatırlamak gerekir: ... özel bir alan olarak burjuva toplumu yalnızca bu aşamada, siyasal kamu oyunun burjuva hukuk devletindeki yetkin gelişimine ulaşabileceği derecede, kamusal erkin buyruklarından özgürleşebilmiştir.” Jürgen Habermas
Sosyoloji
Antik Yunan Kamusallığı
“Yunanlıların bilincinde kamu, özel alanın karşısında bir özgürlük ve istikrar âlemi olarak yükselir. Her şey ancak kamunun ışığında açığa çıkar, herkesin gözüne orada görünür. Meseleler vatandaşlar arasındaki konuşmalarda dile gelir ve şekillenir; eşitler arasındaki çatışmada en iyi olan ortaya çıkar ve gerçek özüne bürünür –şanın ölümsüzlüğüne. Hayat kavgası ve hayati ihtiyaçların karşılanması zorunluluğu, oikos’un sınırları içinde utançla saklanırken, polis onur kazanılabilen serbest bir alan sunar: elbette vatandaşlar eşitler olarak ilişki kurarlar (homoioi), ama hiç kimse temayüz etmeye çalışmaktan (aristoiein) geri kalmaz. Aristoteles’in bir katalog halinde derlediği erdemler yalnızca kamu alanı içinde geçerlidir, orada takdir edilir.” Jürgen Habermas
Sosyoloji
Kağıt Parçası
Bir adam bir kadın. Olmaması gereken her şeyin olması gerektiği gece. Adam, kadına soruyor. Aitlik nedir? Kadın gülümsüyor. Adam, kadına soruyor. Aitlik neden? Kadın kafasını önüne eğip bir şeyler mırıldanmakla yetiniyor. Adam, kadının çok cesur olduğunu düşünüyor. Kadın biliyor. İki insan, iskelede ayakları kenetli salınır vaziyette, olması gerektiği gibi. Adamın üşümesi kadının içini ısıtıyor. Susuyorlar. Kadın ceketinin sağ ön cebinden bir kağıt parçası çıkartıyor. Epey bir zamandır orda olduğunu düşünüyor adam kağıdın keskin katlama izlerinden. Adamın düşüncelerini anlamışçasına kadın, kağıt parçasını uzun yıllar oradan çıkarmadığını belirtiyor. Kadın kağıdı isteksizce açıp adamın avucuna bırakıyor. Kağıtta tek kelime yazılı. ‘’Mekansızlık’’. Adam bir anda düşünmeden çevresine bakıyor. Kadının yanında ne zamandan beri olduğunu düşünüyor. Ne çabuk samimi olmuşlardı. Yüzündeki mimikleri kadından sakınıyor. Şu anki aralarındaki samimiyete şaşırmasının belli olmasından çekiniyor. Az önce, kendisi değil miydi, samimiyetsizliği suç bildiğini kadına haykıran. Önce kadının kadın olmasına sonra var olmasına yabancılaşıyor. Gözleri bulanıklaşıyor. Bir tutam yakamoz, gecenin laciverte çalan siyahı, dalgaların aralarındaki husumetinin bitmeyişinin doğurduğu tatlı melodi ve en anlamsızı bir nefes kadın. Acı duyuyor kadın, kendini ele verdiğini düşünüyor. Adamın bakışlarının anlamını yitirmesi ona zarar veriyor. Kadının eli adamın eline düşüyor. Adam bu düşüşün nedenini düşünüyor. Bu düşüş ona çok yabancı geliyor. Aklının ve bedeninin kontrolünü bu düşüşle kaybediyor. Adam bu kayıpla elindeki kağıt parçasında yazılı olan mekansızlık yazısına gözü çarpıyor. Şu zamana kadar geride bıraktığı her şeyi bir mekansız oluşuna mal ediyor. Geçmiş ve geleceğe hiçbir zaman inanmadığını
Edebiyat