“Kelimeleri güzelleştirerek ya da şiddetlendirerek, güzel tasvirlerle insan hallerini anlatmaya kalkma. Sen eylemi anlat, gerisini okur kafasında tamamlasın. Aristo da böyle demişti.”
Endülüs'ten başlayıp Roma'ya kadar süren macera. İçinde tarih, coğrafya, sosyoloji, siyaset, din ne isterseniz var. Çok fazla coğrafyada birbirinden farklı birçok hikayeyi birleştirme çabası bu kadar da olmaz dedirtiyor. Başlangıçtaki Endülüs hikayesi çarpıcı. Afrika'ya geçişten sonra yaşananlar hayal sınırlarını zorluyor. Genel kültür adına okunmalı mı derseniz zamanınız varsa olabilir derim.
Üç kadın, üç hikaye. Üç kadının hikâyesinden doğan dördüncü kadının aydınlanmasına giden yolculuk. Max in sırlı geçmişi acılarla dolu. Dokunaklı bir aşk hikayesi. Aşkı için ailesini, ülkesini karşısına alan fedakar bir adam. Sözde ülke çıkarları için gözünü kırpmadan binlerce insanın ölümüne sebep olan zalim devletler ve yöneticiler. Fillerin tepismesinden ezilen, ölen masum insanlar. Batan bir geminin arkasında binlerce dram. Ve bütün hikâyenin düğümlerini çözen güçlü bir kadın. Bir solukta okunan, bu toprakların yaşanmış gerçeklerinden hikaye...
Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.