8/10
·224 syf.··
2026 53. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Gölün kıyısına vuran bir ceset.Kumun üzerinde unutulmuş bir bıçak.Kaan, uzun zamandır görmediği babasını son yolculuğuna uğurlamaya hazırlanırken, bu yasın içinde dile gelmeyen bir şeyler dolaşıyor.Bir öfke. Bir sızı.Bir utanç.Peri’nin çalınmış çocukluğundan geriye kalan utanç.Bu cenaze, yalnızca bir vedaya değil; geçmişin sessizlikle örtülmüş anlarına da çağırıyor onları.Peri de Kaan da, yıllar boyunca söylenmiş yalanları,anlamla yüklenmiş suskunlukları, bilerek kaçırılmış bakışları ve hiç sorulmamış soruları bir bir hatırlıyor.Herkesin bildiği ama kimsenin adını koymadığı aile sırlarını.Çocukluk geri alınabilir mi? Hatırlamak bir yarayı iyileştirir mi, yoksa onu daha görünür mü kılar?Kumlara saplı bir bıçak, geçmişin izlerini kesip atmaya yeter mi?Bu roman, bireysel bir yasın içinden geçerek,çocukluğun korunmamış alanlarını, sınıfsal ve cinsel sömürünün iç içe geçtiği o karanlık eşiği yokluyor.Menekşe Toprak, Peri’de zor bir meseleyi yüksek sesle değil, derinlikli ve edebi bir sezgiyle ele alıyor;okuru, suskunluğun en çok konuştuğu yere davet ediyor.
PeriMenekşe Toprak · Doğan Kitap · 202645 okunma
Yaşamak/ölmek
6/10
·210 syf.··
2026 5. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 21:36
Anlatım düz ve edebi açıdan sınırlı fakat anlatımın düz olması anlaşılırlık ve akıcılık açısından iyi bir yön olarak alınabilir. Doğrudan anlatım ve sadelik sevenlerin sevebileceği bir kitap. Ek olarak tarihsel ve siyasal olayları sıradan insanların gözünden anlatması başarılıydı. Eleştiri olarak trajedik olayların çok sık olması sebebi ile gerçekçilik sınırlarını bir miktar zorlayıp “bu kadar da olmaz” dedirtiyor. Bu sebeple benim için fazla dramatik kaldı eğer drama seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim benim için okuması zorlayıcı bir kitap oldu. Kitabın biraz abartıldığını düşünmekteyim.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece iki insanın aşkını anlatmaz. Bir gecede değişen hayatların,kaybedilen yuvaların ve yıllar boyunca taşınan umutların hikayesini anlatır. Bilinmeze Doğru – Hülya Başarangil Demir Kadir ve Yulian birbirlerini seven iki genç.Ancak yaşadıkları dönemde aşk tek başına mutlu olmaya yetmiyor.Savaşın,baskının ve ayrılıkların gölgesinde kurdukları hayat hiç beklemedikleri olaylarla sarsılıyor. Bir gecede dağılan bir aile... Birbirinden koparılan insanlar... Ve yıllarca cevabı aranan sorular... Hikaye Kırım'dan başlayıp Selanik'e,oradan da İstanbul'a uzanırken yalnızca bir ailenin yaşadıklarını değil bir dönemin insanlara yaşattığı acıları da görüyoruz.Her yeni sayfada farklı hayatlara dokunuyor.Karakterlerin verdiği mücadelelere tanıklık ediyoruz. Kitapta en çok etkilendiğim şeylerden biri karakterlerin yaşadıkları kayıplara rağmen hayata tutunmaya devam etmeleriydi. Çünkü bazen insanın elinden her şey alınabilir ama sevdiklerine kavuşma umudu kolay kolay tükenmez. Kadir'in,Yulian'ın,Vera'nın ve Katherina'nın yolları yıllar boyunca farklı yönlere savrulsa da hikaye boyunca kalbinizde hep aynı duygu kalıyor.Bir gün her şeyin yerini bulmasını istemek... Hazırsanız... Ayrılıkların,göçlerin,özlemlerin ve yıllara meydan okuyan bağların eşlik ettiği bu yolculuğa çıkabiliriz... Çünkü bazı hikayeler mutlu başlamak için değil unutulmamak için yazılır.
Bilinmeze DoğruHülya Başarangil Demir · Bilge Kültür-Sanat Yayınları · 202562 okunma
8/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:02
Sarı Yüz, yazardan okuduğum ikinci kitap ve çok beğendim. Kitabın başından sonuna kitap sektörünün -ve bence günümüz dünyasında birçok sektörün- insanı, duygularını nasıl metalaştırdığını çok iyi ele alıyordu. Kitapta bu ve daha başka konular beni düşünmeye çok itti. Athena’nın insanların hikayelerini alması etik mi? Düşününce yanlış gelmiyor, ne de olsa kendi kelimeleriyle anlatıyor hem de gerçek isimleri kullanmıyor diyorsun. Fakat sizi dinleyen birinin bunu yalnızca yeni bir ürün ortaya çıkarmak için yaptığını düşünmek pek de hoş değil. Bu noktada suçlu Athena da değil. Suçlu; en insani, mahrem duygularımızı bile satın alınabilir bir ürün haline getirmeye bizi zorlayan düzen. Ahlaki olarak gri alanda kalıyor mu diye düşünmeden elimizde ne var ne yoksa bütün her şeyimizi bu düzene kurban edebilmek zorundayız tepede kalmak için. Ve tepede olmayanların hali de kitaptaki karakterlerimizden gördüğümüz üzere pek parlak değil. Devasa bir pasta var ortada ama bunu yalnızca birkaç kişi yiyor. Senin hikayen okuyucuyu çekmiyorsa hiçbir kıymeti yok, okuyucunun iki dudağı arasındasın. Tabi bunlar June’un haklı olduğunu düşünmemi sağlamıyor. Kitabın tamamında içsel bir çatışma yaşasa da günün sonunda gerçekleri açıklayamıyor. Dünyasının sonunun gelmesinden korkuyor ve en tepede kalmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır. Fakat bu da yetmiyor. Çünkü onun yerine parlayan yeni bir yıldız var bile. Yer yer kendi de şikayet ediyor. Tepede kalmak için sürekli çalışmak zorunda ve bu da o deneyimden aldığı zevki tamamen yok ediyor. Hepimiz dağın tepesindeki sahte bir mutluluğa ulaşmak için yoldaki huzurumuzu feda ediyoruz. Ayrıca herkes oraya ulaşamıyor da. June kendi hikayesini yazamıyor, onun hikayesini kimse merak etmiyor. Bu da aslında işe yaramaz olduğu anlamına geliyor. Editörü
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
İlk polisiye kitabımdan bana kalanlar...
Puan vermedi·464 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 17:49
Öncelikle kitap polisiye kategorisinde anılmasına rağmen, psikolojik gerilim olarakta ele alınabilir.Belki de ben bu yönden yaklaşarak sevdim kitabı...Buna net bir cevap vermem için bir polisiye konulu kitap daha okumam gerekiyor.. Konuyu spoiler vermeden nasıl aktarabilirim diye düşündüm.. Hatta kitap sayfasına göre çok az alıntı yapabildim. Çünkü kitap hep bir kovalamaca ve diyalogla geçiyor. Sizlere aktarabileceğim alıntı bulmakta zorlandım . Konumuz bir genç kızın kaçırılma hikayesi. Sıradan gibi görünen bir konu ama çok derin İzler bırakacak ayrıntılar var. Kaçırılan karakterin bulunduktan sonraki sürecide çok ilgi çekici..Yani kitabın sonuna kadar kayıp birisini bulmaya çalışmıyorsunuz.. Olaylar 3 ayrı karakter tarafından size aktarılıyor. Kaçırılan Mia'nın annesi, Mia'yı bulmaya çalışan dedektif ve Mia'yı kaçıran kişi... Kafanızın karışacağını düşünebilirsiniz ama çok rahat ilerliyor konu. Mia'nın ruhsal durumu, annenin kendi iç hesaplaşması ve Mia'yı kaçıran kişinin psikolojisi öyle güzel aktarılıyor ki, kim iyi insan,kim kötü insan hepsi karışıyor içinizde. Kitabın sonunda bütün dengeler alt üst oluyor.. Hiç beklemediğiniz bir son :) Ve hayatınıza giren hiç kimseye önyargılı olmayın derim.. Lanet okuduğunuz birisine günün sonunda sımsıkı sarılmak isteyebilirsiniz. Akıcı ,keyifli,bisürü duyguyu aynı anda yaşatan bir kitap.. Daha ne olsun derseniz, okumak kalır geriye :)
İyi KızMary Kubica · Martı Yayınları · 20161,807 okunma
Mahir Kabakçıoğlu & Mestan
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Demirciler Çarşısı Cinayeti karakter incelemesi I: Mahir Kabakçıoğlu Mahir Kabakçıoglu: Yaşar Kemal, Çukurova’nın toplumsal dönüşümünü anlatırken Mahir Kabakçıoğlu karakteriyle, geleneksel beylik düzeninin yerini alan, eğitimli ancak bir o kadar yozlaşmış ve fırsatçı sermaye sınıfını temsil eder. Yaşar Kemal’in Demirciler Çarşısı Cinayeti’ni okurken insanın zihnine kazınan en nevi şahsına münhasır karakterlerden biri şüphesiz Mahir Kabakçıoğlu’dur. Roman boyunca Çukurova’nın o bildiğimiz, kan davalarıyla kavrulan eski feodal düzeninin çöküşünü izlerken, Yaşar Kemal karşımıza öyle bir "yeni ağa" profili çıkarır ki, hani derler ya, gelen gideni aratır cinsten. Mahir Bey, kasabaya adımını attığı ilk andan itibaren o dönem için büyük bir caka vesilesi olan Viyana eğitimini ve Almancasını herkesin gözüne sokar. Amacı bellidir: Kasaba eşrafı üzerinde entelektüel bir üstünlük kurmak. Kendini büyük şehirlerdeki parlak kariyerleri reddetmiş, memleketine hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bir idealist gibi pazarlar. Ama bu parlak, batılı ve aydın maskesinin arkasını azıcık kazıdığınızda, karşınıza geleneksel beylerden çok daha tehlikeli, mülkiyet hırsıyla gözü dönmüş bir fırsatçı çıkar. Onun o çok güvendiği modern eğitimi, halka bakışındaki ilkel acımasızlığı zerre yumuşatmamıştır. Aksine, yönetim felsefesini tek bir cümleyle özetler: "Dünya öküzün boynuzunda değil, Türkiye sopanın boynuzunda durur." Ona göre bu halk ancak baskıyla, şiddetle zapturapt altına alınabilir. İki dakika başını boş bıraktın mı düzen bozulur. Yani aslında tepeden tırnağa antidemokratik, tepeden bakan ve otoriter bir zihniyetin ta kendisidir. Derviş Bey ya da Mustafa Bey gibi eski toprak sahiplerini memleketin ilerlemesine ayak bağı olan "habis urlar" olarak görür. Görünürde onların kan davalarını
Demirciler Çarşısı CinayetiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20193,333 okunma