Eğer Allâh yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse olamaz. Şayet (Allâh ve Resûlü’ne bağlılıktan ayrılır da) O da sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size yardım edecek kim olabilir? Öyleyse mü’minler ancak Allah’a güvenip dayansınlar. (Âl-i İmrân, 160)
Çoğu zaman gruba ayak uydurmak yük gibi gelmez. Herkes ait olmak ister. Sizi satranç becerileriniz için ödüllendiren bir ailede büyürseniz satranç oynamak size çok cazip gelir.
Herkesin pahalı takım elbiseler giydiği bir işte çalışıyorsanız siz de takım elbisenize çok para yatırmaya meyilli olursunuz.
Davranışlar uyum sağlamamıza yardım ettikleri zaman çekici gelir. Özellikle 3 grubun alışkanlıklarını taklit ederiz.
1.Yakın olan.
2.Çok olan.
3.Güçlü olan.
1965'te Laszlo Polgar adında Macar bir adam, Klara adında
bir kadına bir dizi tuhaf mektup yazdı.
Laszlo çok çalışmaya derinden inanan bir adamdı. Hatta
inandığı tek şey buydu; doğuştan gelen yetenek fikrini tamamen
reddediyordu. Kasıtlı pratik ve iyi alışkanlıkların geliştirilmesiyle
bir çocuğun istediği alanda dâhi olabileceğini iddia ediyordu.
Düsturu şuydu: "İnsanlar dâhi doğmaz, eğitim ve çalışmayla
dâhi olurlar."
Laszlo bu fikre o kadar gönülden inanıyordu ki onu kendi
çocukları üzerinde denemek istedi. Klara'ya yazma nedeni de "bu yolculukta ona eşlik etmeye istekli bir eşe ihtiyaç duymasıydı." Klara öğretmendi ve Laszlo kadar katı olmasa da iyi bir eğitimle
herkesin becerilerini ilerletebileceğine inanıyordu.
Laszlo satrancın bu deney için uygun bir alan olacağına
karar verdi ve çocuklarını satranç dehaları olarak yetiştirmek
için bir plan hazırladı. Çocuklar o zamanlar Macaristan'da nadir
görülen bir uygulamayla evde eğitileceklerdi. Ev satranç kitaplarıyla ve ünlü satranç oyuncularının resimleriyle dolu olacaktı. Çocuklar sürekli birbirleriyle oynayacaklar ve bulabildikleri en
iyi turnuvalarda yarışacaklardı. Aile, çocukların karşı karşıya
geldiği her rakibin turnuva geçmişini içeren titiz bir dosyalama
sistemi kuracaktı. Hayatlarını satranca adayacaklardı.
Laszlo, Klarayla başarılı bir şekilde flört etti ve birkaç yıl içinde Polgar ailesinin üç kızı oldu: Susan, Sofia ve Judit.
En büyükleri Susan, satranç oynamaya dört yaşında başladı. Altı ay içinde yetişkinleri yener olmuştu.
Ortanca çocuk Sofia ondan da iyiydi. On dört yaşında dünya
şampiyonu ve birkaç sene sonra da büyük satranç ustası oldu.
En küçükleri Judit ise en iyileriydi. Beş yaşında babasını yenebiliyordu. On iki yaşında dünyanın en iyi yüz satranç oyuncusu
arasına giren en genç oyuncu
Beynin ödülleri istemeye tahsis edilmiş sinir devrelerinin sayısı, o ödüllerden hoşlanmaya tahsis edilenlerden daha fazladır.
Beyindeki isteme merkezleri büyüktür: beyin sapı, beynin ödüllendirme merkezi, ön tavan bölgesi, dorsal striatum, amigdala
ve prefrontal korteksin kısımları. Mukayese edildiğinde, beynin
hoşlanma merkezleri çok daha küçüktür. Sıklıkla "etkin haz noktaları" olarak adlandırılırlar ve beynin etrafına minik adalar gibi serpiştirilmişlerdir. Örneğin, araştırmacılar isteme sırasında beynin ödüllendirme merkezinin yüzde 100'ünün eyleme geçtiğini saptadılar. Oysa hoşlanma sırasında yapının sadece yüzde 10'u eyleme geçmekteydi.