“Vişne bahçeleri ile dolu, neşeli bir şehre benzerdi senin sesin…” demiş Didem MAMAK. Çünkü ben senin sesini duyduğumda içimde mevsimler yer değiştiriyor. Sanki uzun zamandır güneş görmemiş bir yere bahar gelirdi de her şey yeniden canlanır ya hani işte tam da öylesine bir mevsimde yaşıyorum sesini duyduğum duyabildiğim her an. En yorgun halimde bile sesin bana dünyanın en güzel en dinlendirici en sakin müziği gibi eşlik ediyor.. Dünyanın bütün gürültüsü susuyor, ben sadece sana dönüşüyorum o anlarda. Sen konuşurken kalbim telaşlanıyor sanki. Seni dinlemek ruhumda saklı kalanları dinlemek gibi. Seninle konuşmak, uzun uzun sohbetler etmek sanki içimden sakladığım o küçük kozla konuşmak gibi.. İnsan bazı sesleri sadece duymazmış, duymaktan ibaret değilmiş bazı sesler hissedilirmişte.. Senin sesin de öyle işte; içime işleyen, içimde yaşayan bir şey gibi. Duyduğum ses, kendimi güvende hissettiriyor bana. Ve o ses sensin. Sanki bütün kırgınlıklarım bir vişne ağacının altına bırakılmış gibi hafifliyor. İçimde çocuk gibi sevinen bir yan var ya hani senin sesinle büyüyen. Ne zaman olmasan ben sesine sarılıp vişne ağaçlarını düşünüyorum, aklımdan pek çıktığını söyleyemem ama işte o anlarda bir tek sen geliyorsun tüm benliğinle.. Neden diye sorarsan sana rastladıktan sonra anladım ki bazı insanlar şehirlere benzermiş. Bazılarıysa o şehrin içinde hiç dinmeyen ruha şifa olan güzel bir müziğe. İşte bu yüzden sen benim bu şehirdeki en güzel müziğisin.. Ve senin sesin;Benim içimde ışıkları yanan bir şehir gibi. “Artık anılarımıza dair biriktirdiğimiz fotoğraflarımız var. Her soluğum kesildiğinde bakmaya kıyamayacağım fotoğraflarımız…” Ve o fotoğraflar seninle yaşadığım anların kalbimde bıraktığı iz gibi.. Sarılışın,gözlerindeki o yumuşak bakış, bana bakarken hiç fark etmeden
Son adım Diğer yarım İnci tozlu yollarım Kalbim üşür,ağlarım Hiçliğe Yalınlığa Ve esasen küçüğüme Toz konduramadığım Hayallere İçime havayı alışım Gökyüzüne bakışım Evrenle bütünleşip Aynı zamanda yok oluşum Son adım Kayıp izim Ve tek düşüm 'O'na yaklaşırken Her şeyden kurtulmuşum 02.12.2025
Şiir
Reklam
"İNCİ" Ona sımsıkı sarıldım
10.BÖLÜM 🌹 İnci 🌹 Gitmemişti. Hâlâ buradaydı. Rektör ve iki kadın profesörün arasında, yüzünde o ciddi ama nezaketinden ödün vermeyen ifadesiyle duruyordu. Onca insanın, onca gürültünün ortasında bile çevresine yaydığı o vakur karizma... Etkilenmemek, ona kayıtsız kalmak imkânsızdı. Etrafındaki kız öğrencilerin hayranlık dolu bakışlarını, kadın hocaların ona yaranmak istercesine hafifçe eğilip bükülen tavırlarını görebiliyordum. Ama beni asıl hapseden, onun bu ilginin hiçbirine zerre kadar aldırış etmeyişiydi. Kendi dünyasının hükümdarı gibiydi. "Belki de sevgilisi vardır," diye geçirdim içimden. Bu erişilmez, bu kendinden emin duruş, belki de bir başkasına ait oluşunun verdiği o huzurlu netlikten geliyordu. Bilmiyordum. Bildiğim tek şey, burada durduğum her saniye kendime daha çok zarar vereceğimdi. Gitmeliydim. Bu çekim gücü beni yok etmeden arkamı dönüp kaçmalıydım. Ama ayaklarım, sanki toprağa kök salmış gibiydi. Yerimden kıpırdayamıyordum. Dudaklarımı dişlerimin arasında ezip kendimi sakinleştirmeye çalışırken, içimde büyüyen o anlamsız, o çocukça hislerle savaşıyordum. Sonra göz ucuyla fark ettim; kalabalığı yararak bana doğru geliyordu. Kalbim, göğüs kafesimi zorlayan vahşi bir kuş gibi çırpınmaya başladı. Yanımdan geçip gideceğini, başka birine baktığını sandım önce. Ama hayır, adımları doğrudan benim merkezime, benim sessizliğime yönelmişti. Ellerimin hafifçe titrediğini hissettim, nefesim boğazımda düğümlendi. “Merhaba.” Sesi... Tanrım, o güçlü görüntüsüne ne kadar da yakışıyordu. Hem bir o kadar otoriter hem de insanı sarmalayan bir yumuşaklıkta... Ona döndüğümde elini çoktan uzatmıştı. Medeni bir tokalaşma davetiydi bu, ama benim için çok daha fazlası. İçimdeki ses bir çığlık gibi yankılanıyordu: __Lütfen panik yapma! Sakin
1000Kitap
Bana "İyi misin?"diyorlar. "Evet,iyiyim" Diyorum. Ama bilmiyorlar ki her nefes alışım -da içimde ki nefes zehir gibi, sanki her nefes - te içeriye sıkışmış zehirle saran içimde bir ağırlık gibi. İşte ben sözde "Evet,iyiyim."
Duygu ve Düşünce
"Kasnağından fırlayan kayışa kaptırdın mı kolunu alişim, daha dün öğle paydosunda arka üstü yatıp en yeşil bir dalın altından en mavi bir gökyüzüne bakmak ne iyi şeydi." Nazım Hikmet Ran
Artık ne umut edebiliyorum ne de hayal kurabiliyorum. Bundan sonra hiçbir şeyin güzel olacağına falan inanmıyor, aksine her şeyin zamanla daha da berbat olacağını biliyorum. Hem yaşamaktan korkuyorum hem de ölmekten. Ne yaşayabiliyorum, ne de ölebiliyorum. Ne için varım, ne işe yarıyorum bilmiyorum. Dünyadaki yerimi de bir türlü bulamıyorum. Sanki diğer insanların hayatında figüran olmak için yaratılmışım gibi hissediyorum.Zaman ne çabuk geçti… Nasıl geldim küçükken hayalini kurduğum yaşlara ve neden hiçbir şey hayal ettiğim gibi değil? Meğerse annem, babam, benden yaşça büyük insanlar mutlu değilmiş. Yüzlerindeki tebessüm birer maske miymiş? Meğerse o maskenin ardında ne hüzünler, ne çaresizlikler gizliymiş. Büyümek de bu hüzünleri, çaresizlikleri gizleyebilmekmiş.Oysa çocukken ufacık bir şeyde bile ağlardım. Şimdilerde neler neler yaşıyorum da ağlayamıyorum. Gözlerim doluyor, içim yanıyor, yüreğim burkuluyor fakat ağlayamıyorum. İsterdim ki tüm bu olanlar derin bir uykunun kabusu olsun. Annemin sesine uyanayım da derin bir nefes alayım. Tüm bu yaşanılanlar bir kabus olarak kalsın. Cimcikleyip duruyorum kendimi, belki bir umut uykudayımdır diye… Uykuda değilim, tüm bu yaşanılanlar gerçek.Dünü düşünüyor, özlem duyuyorum. Yarını düşünüp kaygılanıyorum. Dün ile yarın arasında kalmış olmamdandır ki bugünü yaşayamıyorum. Ne bir dost, ne gönlünde yer edinebildiğim bir sevgili var… Yokluklar içerisinde yokluklarla savaşıp duruyorum. Arada uğradığım o bankta, ruhumun en ücra köşesine iltica ediyor, derin düşüncelere dalıyorum. Bir sigara yakmak için döndüğümde iç dünyamdan gerçek dünyaya, etrafımdaki insanları izleyip imreniyorum. El ele tutuşan sevgililer, beraber vakit geçiren aileler, şen kahkahalar atan arkadaş grupları… İmrenmeye doyamıyor, keşkelere dalıyorum. Keşkeler
Reklam
Reklam