İnsan başkaldıran yaratıktır derler. İnsan doğanın ya da geleneğin kurulu düzenine karşı ayaklandığı an insan olmuştur, insanlığını da hep yeni baştan başkaldırdıkça sürdürebilir.
Spoilersız anlatırsak Kitabın konusu şu: Yunan mitolojisine göre 12 olimposluların babası ve baştanrı olan Zeus, 12 titanlara savaş açarak kendisinden önce evreni yöneten babası Kronos'u deviriyor. Ve tahtını bu şekilde elde ediyor. Savaşta kendisine karşı savaşan titan ve tanrıları cezalandırıyor ve yeraltı dünyasının en derin katmanı olan Tartarus'a yolluyor. Kendisinin yanında saf tutan tanrılara da dünyanın yönetimini bölüştürüyor. Kitapta bahsi geçen Promethus karakterinin ise Babası Titan Iapetus ve annesi de diğer bir titan olan Okeanos'un kızı Clymenedir. Yani kendisi de titan kökenli bir ölümsüz. Fakat Promethus kıvrak zekaya sahip ve geleceği görebilen biri, bu yüzden savaşta Zeus'un tarafını tutarak kaybedenlerin tarafını almaktan kurtuluyor.
Zeus tahta geçtiği gibi yeni bir düzen kuruyor. Fakat bu düzende insanlara haksızlık yapıldığını düşünen Promethus, daha adil bir paylaştırma olabilmesi için tanrılara ait olan ateşi çalıp insanlara armağan ediyor. Tanrılar katına ait olan ateşi insanların elinde gören Zeus ise çılgına dönüyor ve Promethus'a bunun bedelini ödetebilmek için onu sarp kayalıkların başında zincirlere vuruyor. Sadece böyle kalsa iyi. Dağın başına zincirli Promethus'un yanına her sabah bir karga geliyor ve ciğerini gagalayarak yiyiyor. Gece olunca Promethus tekrar iyileşiyor ve sabah da aynı şeyler olarak bu sonsuz döngü birbirini takip ediyor. Zavallı Promethus ise bir ölümsüz olduğu için asla ölüp huzura kavuşamadan bu sonsuz cezayı çekmeye mahkum ediliyor. Ünlü tragedya yazarı Aiskhylos ise bu miti kendi tarzı ile tekrar anlatıyor. İşte tragedyamız da böyle başlıyor. Demirci tanrı, Zeus'un oğlu Hephaistos ve gücün simgesi olan tanrı Kratos; sonsuz cezasını çekebilmesi için Promethus'u sürükleyerek sarp kayalıklara getiriyor.
Normalde