Alkali Kitap

Alkali Kitap
@alkalikitap
"Ben hangi kente girersem yalnızlık da geliyor benimle bütün sokaklara, bütün evlere Senin söylediğin şarkılar da eskiyor gecenin ortasında, beklemekten yolları özlemiş. Delifişek bir peri masalı gibidir gece geçilen eski ve büyük bazı kentler, hep kalırdı Ben kentlerin en korkulu saatlerine rastlıyordum, çünkü sen olmuyordun öyle anlarda.
Sayfa 21 - Alkali Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
"Ben galiba bu inceliği seviyorum yollara çıkarken yalnız ve terk edilmiş duygularla: “Güle güle gidin ve güle güle gelin” deyişini sevgileri gizemle dile gelen kadınların. Bir ırmağın boylu boyunca sessiz akışı gibi ve yollar boyunca uzanışı yanı başımda Sonra ırmak gideceği yere gider elbet, ben başka yere: Denize ve deniz olur suyun adı."
Sayfa 20 - Alkali Kitap·Kitabı okudu
Şiir
"Kendime renkli bir kış mevsimi ısmarladım küçük dereciklerle Kar sizin neyiniz olurdu yokluklarınızda ben buraları görmeyeli? Depremin yanından geçtik, dağlara yaslanmış bulutların arasından Gülen bir çocuğun mutluluğudur yüzün, hiçbir umudu tüketmeyen Benim duyduğum göl kıyısı kuşlarıdır, artık buralardır senin sesin."
Sayfa 16 - Alkali Kitap·Kitabı okudu
Şiir
"Sabahları günaydınlarla esenleştiğim bir manavın gözleriydi sanki Oysa hep gül kokulu bahçıvanlardı yüreğimi kuşluklarda sulayan... Gözlerine ansızın baktıkça kaçırırdı bakışlarını o kız uçup giderken Bitmiş bir masaldı anlattığım, yenik bir savaşçının korkularında... Beni anımsa! Sitem etmeden uzaklardan yol gözleyen bir aşk mı? Unutulur sandığım her şey ertelenmiş yaşamalarda saklı kalsın..."
Sayfa 9 - Alkali Kitap·Kitabı okudu
Şiir
Yaz, yalnızca yorucu ve sıkıcı işlerle geçmezdi. Bazen eğlenceli şeyler de olurdu. Salça işlerine pek karıştırılmazdı erkek çocuklar. Onlara domatesleri taşımak düşüyordu bir tek. Ondan sonra uzaklaşırlardı, belki bir de tepsilere dökülen kaynamış domateslerin dama taşınmasında yardımcı olurlardı. Ama bulgur elde etmek için kazanlarca buğday kaynatmak, arada bir karıştırmak, hedik yapmak, onlardan tuzlayarak doyasıya yemek, sonra kilimlere sermek, damlarda kuruduktan sonra toplamak, hatta sokularda dövmek hem güzel, hem eğlenceli, hem de hoşça şeylerdi. Bazen kara taştan yapılma el değirmenlerinde öğütmek onlara düşerdi. Sonradan makineler çıktı ve o iş de ortadan kalktı. Günler geçiyor, ne okuyorsun diye soruyorlar; Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu diyordu.
Sayfa 54 - Alkali Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam