İyi dinleyin beni, mutsuz ve yoksul bir kızcağızın yüreği aşkla dolmaya can atan bir süngerdir, üzerine bir damlacık duygu düşer düşmez kabarıveren bir kuru sünger.
Sona ermiş ya da hala sürüp gitmekte olan dramların varlığını sezdirirdi bu pansiyonerler, ama ramp ışıkları altında, renkli dekorlar arasında oynanan dramların değil, canlı ve sessiz dramların, yüreği sıcak sıcak yerinden hoplatan, buz gibi soğuk dramların, sürekli dramların varlığını.
Bu akşam! Söylerken bile titriyorum, onu kollarıma aldım, göğsüme sıkıca bastırdım, aşk sözcükleri fısıldayan dudaklarını sonsuz öpücüklere boğdum; gözlerim onun gözlerinin sarhoşluğunda kayboldu! Tanrım! O ateşli sevinçleri bütün ruhumla anımsamaktan şu an bile mutluluk duyduğum için cezalandırılmam mı gerekiyor? Lotte! Lotte!
Kasvetli bir yer olan D.'de yabancıların arasında, ruhuma uygun olmayan insanların arasında dolaşırken, size yazmam için yüreğimden bir an olsun bir ses yükselmemişti, oysa şimdi bu kulübede, yalnızlığın içinde, bu kısıtlı ortamda, kar ve dolu küçük penceremi döverken aklıma ilk gelen siz oldunuz. Içeriye girmemle sizin hayaliniz, sizin hatıranız her yanımı kapladı, ah Lotte! Öyle ilahi, öyle sıcak! Güzel Tanrım! Yine ilk seferki o mutlu an.