Bir varmış bir yokmuşla başlar çoğumuzun hikayesi. Bir bakış,bir tatlı söz yeter hazırsan masallara inanmaya. İki kişilik bir masal tek kişilik bir yalnızlığa dönüşür. Günler birbirini tekrarlar, o gün çarşamba mı perşembe mi unutursun.
Geçen hafta ne olmuştu,en sevdiğim renk neydi...
Her gün, her gün aynı yorgunlukla sevgisizliği,görünmezliği yastık yapar,uyursun.
Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vaktiniz olmadı.
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.
Yıkadılar, aldılar, götürdüler.
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum.
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taslara gelince hamam taslarına
Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taslarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum. Cemal Süreya