Alpay

Güney Kore’de olduğu gibi, büyümenin sömürücü siyasal kurumlara dayalı olarak ortaya çıktığı fakat ekonomik kurumların kapsayıcı özellikler gösterdiği durumlarda, ekonomik kurumların sömürücü hale gelmesi ve büyümenin durması tehlikesi daima mevcuttur. Siyasal gücü kontrol edenler sonunda güçlerini rekabeti sınırlandırmak, pastadan alacakları payı artırmak ve hatta ekonomik ilerlemeyi desteklemek yerine çalıp yağmalamak için kullanmayı kendileri için daha yararlı bulurlar. Sömürücü siyasal kurumlar kapsayıcı olanlara dönüşmedikçe gücün dağılımı ve kullanım biçimi, en sonunda ekonomik refahı temellerinden sarsacaktır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ekonomik kurumlarda reform gerçekleştirilerek bireysel mülkiyet haklarının iyileştirilmesi Kongo halkını çok daha müreffeh bir konuma getirebilirdi. Ancak elit kesim muhtemelen bu genişleyen refahtan kazanç sağlamayacaktı. Birincisi, bu reformlar köle ticaretinin ve köle plantasyonlarının onlara sağladığı serveti baltalayarak eliti ekonomik bakımdan kaybedenlere dönüştürürdü. İkincisi, bu reformlar ancak kralın ve elitin siyasal güçlerinin azaltılmasıyla mümkün olabilirdi. Örneğin, kral 500 tüfekli askerine kumanda etmeyi sürdürürken köleliğin kaldırıldığı ilan edilseydi buna kim inanırdı? Kralın daha sonra fikrini değiştirmesine kim engel olabilirdi? Tek gerçek güvence siyasal kurumlarda yapılacak bir değişiklik olabilirdi; çünkü bu sayede yurttaşlar vergilendirme biçimine ya da tüfekli askerlerin yaptıklarına dair onlara söz söyleme imkânı tanıyan bazı dengeleyici siyasal haklara kavuşurlardı. Ancak böyle bir durumda harcamalarına ve yaşam tarzlarına kısıtlama getirilmesinin kralın ve elitin öncelikler listesinin başında yer alacağı biraz kuşkuludur. Böyle bir senaryoda toplumda daha iyi ekonomik kurumlar yaratacak değişiklikler, kralı ve aristokrasiyi siyasal olduğu kadar ekonomik olarak da kaybeden durumuna getirirdi.
... Ortadoğu’yu fakirleştiren de coğrafyası değildi. Bunun nedeni Osmanlı İmparatorluğu’nun genişleyip güçlenmesiydi ve bugün Ortadoğu’nun fakir kalmasının nedeni de bu imparatorluğun kurumsal mirasıdır.
Bu girişimciler (Bill Gates, Steve Jobs vd.) rüya projelerinin hayata geçirilebileceğine başından beri güven duyuyorlardı. Kurumlara ve bu kurumların meydana getirdiği hukukun üstünlüğüne güvenleri tamdı ve mülkiyet haklarının emniyetinden endişe etmiyorlardı. Son olarak, siyasal kurumlar istikrar ve sürekliği güvence altına aldılar. Her şeyden önce, bir diktatörün iktidara gelip oyunun kurallarını değiştirmeyeceğinden, varlıklarına el koymayacağından, hapse atmayacağından ya da yaşamlarını ve geçimlerini tehdit etmeyeceğinden emindiler. Ayrıca toplumdaki hiçbir özel menfaatin hükümeti ekonomik bakımdan felaketlerle dolu bir yöne sürükleyemeyeceğinden de emindiler; siyasal güç hem sınırlandırılmış hem de yeterince geniş bir biçimde dağıtılmış olduğundan refah için teşvik sağlayan bir dizi ekonomik kurum oluşabilmişti.