PEDRO: Türk’ler kıyamete kadar kalacak binalar istemiyorlar. Yaşadıkları sürece içinde oturabilecekleri bir ev kâfi. Bunların ana duvarlarını taşlarla ve balçıkla örerler. Diğer duvarları kerpiçtendir. Paşa bir gün yeni yapılan bir duvarın üzerine onbeş arşın boyunda ve elli eskudo kıymetinde bir kumaş gererek en fazla duvar örene hediye edeceğini söyledi. Zavallılar buna sahip olmak için kendilerini ne kadar zorladılar, ne kadar ter döktüler, tahmin edebilirsiniz. Akşam iş bitip de kumaşı kazanana verirken bir şart daha koştu ve Aferin, iyi bir ustasın, ama sakın işleri aksatma, bu eve bir an önce taşınmak istiyorum, daha az duvar ördüğünü görürsem kumaştaki arşın sayısınca sopa yersin dedi. Tek çırakla oniki pencere takan marangoza da buna benzer bir nasihat verdi. Mükâfatı kazanamayanlar da bundan sonra aynı miktarda iş yapmaya mecbur tutuldular. İşçileri böylece korkutup işe hız verdirdi. Artık sabahleyin temel atılırsa akşama oda yatılabilecek hale geliyordu. Bir gün çok yorulmuştum, yanlış bir iş yaptım. Köpek, bu ne biçim iş diye adamakıllı dövdü.