Alpay

Cultural Complicities
Countess Jean dePange describes the family home, property of her grandparents, in these terms. "Magnificent furniture and art objects from [grandfather's] collection filled the house. The ground floor, especially, was a real museum." Then she shows how the elements of this museum entered into her education. "The armchairs and sofas of the grand salons were covered with tapestries, very beautiful, that represented fables or scenes from mythology. My grandmother invented a game of pursuit between the pieces of furniture, from one armchair to another, while chanting: 'Let's walk through the forest today/Let's go while the wolf is away!' But, while making a path through the furniture, she gave me explanations of the characters and animals from ancient myths. She knew the histories of these Greek and Roman gods perfectly." Through this family heritage, academic culture enters into the domestic sphere, curls up there like a cat on a sofa, and purrs, completely at its ease. Familiar animal, it is an everyday companion, it is alive and warm, comforting by its constant presence that assures the continuity between the domestic and the public, between the family culture and that of museums, of performance halls, of educational establishments.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Roma'nın Kusurları
Pek çok Roma yurttaşının çalışmaya ihtiyacı yoktu; devletten gelen bağışlarla geçimlerini sağlayabiliyorlardı. Yenilik nereden gelecekti?
Roma'nın Kusurları
Büyük Romalı yazar Büyük Plinius şu öyküyü naklediyor: İmparator Tiberius zamanında bir adam kırılmayan bir cam icat ediyor ve büyük bir ödül alacağını umarak imparatora gidiyor. İcadını gösterince Tiberius ona bu icattan kimseye bahsedip bahsetmediğini soruyor. Adam hayır diye karşılık verince Tiberius’un emriyle sürüklenerek uzaklaştırılıyor ve “altın, çamurun değerine düşmesin” diye öldürülüyor. Bu hikâyede iki ilginç şey var. Birincisi, adam bir iş kurup bu camı satarak kâr edecek yerde önce Tiberius’a gidiyor. Bu Roma devletinin teknolojinin kontrolündeki rolünü gösteriyor. İkincisi, Tiberius icadın doğurabileceği olumsuz ekonomik etkilerden ötürü onu yok ederken mutluluk duyuyor. Bu da yaratıcı yıkımın ekonomik etkilerinden duyulan korkuyu ifade ediyor. Ayrıca imparatorluk döneminde yaratıcı yıkımın siyasal sonuçlarına duyulan korkuya dair doğrudan kanıtlar da var. Suetonius, sütunları nispeten daha düşük bir maliyetle Roma’nın kalesi Capitol’e taşıyacak bir araç icat eden bir adamın MS 69-79 yılları arasında hüküm süren imparator Vespasian’a başvurmasını anlatıyor. Sütunlar büyük ve ağırdı, taşınması da çok zordu. Onları madenlerden Roma’ya taşımak binlerce insanın emeğiyle mümkündü, bu da devlet için büyük külfetti. Vespasian adamı öldürmedi fakat “Halkı nasıl doyururum?” diyerek bu yeniliği kullanmayı da reddetti. Yine bir mucit devlete gelmişti. Belki de bu seferki kırılmayan camdan daha makuldü çünkü Roma devleti sütun madenciliği ve nakliyesiyle son derece ilgiliydi. Bir kez daha yenilik yaratıcı yıkım tehlikesinden ötürü geri çevrilmişti, hem de pek öyle ekonomik etkisinden değil yaratacağı siyasal yaratıcı yıkım korkusu yüzünden. Vespasian’ın endişesi siyasetle, halkı mutlu etmek ve kontrol altında tutmakla ilgiliydi. Roma plebler’inin meşgul ve
İnsanlık hiç ders almıyor.·Kitabı okudu
Roma'nın Kusurları
Bu gerilemenin kökleri en az Augustus’un iktidara el koymasına ve bu sayede siyasal kurumları daha da sömürücü hale getirecek değişikliklerin başlamasına kadar uzanır. Bu değişiklikler arasında ordunun yapısında meydana getirilen ve bölünmeyi imkânsız hale getiren değişiklik de vardı; böylece sıradan Romalıların siyasal temsil hakkını güvence altına alan hayati bir unsur ortadan kaldırılıyordu. MS 14’te Augustus’un yerini alan İmparator Tiberius, Pleb Meclisi’ni lağvetti ve yetkilerini Senato’ya devretti. Roma yurttaşları artık siyasal söz hakkına değil bedava dağıtılan buğdaya, zeytinyağına, şaraba ve domuz etine sahipti ve sirk gösterileriyle, gladyatör müsabakalarıyla avutuluyorlardı. Augustus’un reformlarıyla imparatorlar yurttaş-askerlerden oluşan orduya değil Augustus’un oluşturduğu elit bir profesyonel askerler grubu olan Praetorian Muhafızlara itimat eder oldular. Bu muhafızlar kısa bir süre sonra kimin imparator olacağına dair önemli bir aracı rol üstlenmeye başladı; genellikle de barışçıl yollarla değil iç savaşlar ve entrikalarla. Ayrıca Augustus aristokrasiyi sıradan Roma yurttaşlarına karşı güçlendirdi ve Tiberius Gracchus ile aristokratlar arasındaki çatışmayı alevlendiren eşitsizlikteki artış sürdü, hatta belki daha da şiddetlendi.
Tarih tekerrür eder.·Kitabı okudu

Alpay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·604 syf.·
61 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2000 12:07
·
2000 3. kitabı
Osman Taha
9.8/10 · 2.993 okunma