Merhabalar, uzun bir aradan sonra incelemeye yazmaya karar verdim. Bu kitabı ve bende bıraktığı hisleri unutmamak için yazıyorum. Bu kitabı okurken dinlediğim anlatamam bestesi ile kitabın uyumu bir şahesere dönüşüyor.
Kitabın ana karakteri olan Salih'in hikayesini ve duygularını, düşüncelerini Salih'in ağzından dinliyoruz.
Salih kim mi? Salih hepimiz! Salih tutunamayanlardan geliyor. Bu hayatta bizim de tutunup sonra kaybettiklerimiz olmadı mı? Hepimiz bir şeye tutunmaya çalışıyoruz. Aşka, aileye, kariyere, dostluğa, inanca, insanlığa... Fakat bunları kaybetmeye başladıkça insanın dünyası başına yıkılıyor ve yaşadıklarımızdan kaçmaya çalışıyoruz.
Salih, işini onurlu bir şekilde yaptığı halde kaybedince yaşadığı yerden kaçmak istedi. Dilini hiç bilmediği ve ne yapacağını bilmediği bir ülkeye.. Sevdikleri onun gidişi için Nefaset Lokantasında şenlikli bir masa kurup vedalaştı. O masada bilmeden vedalaştıkları biri daha vardı: Afitap Hanım.
Afitap Hanımın vedası üzerine gidişini erteledi ve ona sonsuza kadar veda eden diğer insanları düşündü.
Nihan; sonunda onu anlayan ve bilmediği mutluluğu, aşkı, yaşama anlamını öğreten kadın. 2 yıl sonunda onun yaşadığı ülkeye gidip onunla yaşamayı, yaşlanmayı hayal ederken Nihan'ın onu ölümle aldatması sonucu bütün dünyası başına yıkıldı. Sahi onu hiç sevmemiş miydi? Ölüme neden onu tercih etmişti? Bu soruların üzerine cevap için de yaşayıp her şeye muhalefet olan yeri geldiğinde onu dibe çeken cüce konuştu: Her şey seninle ilgili değil, Salih!
İçinde bir çocuk yaşatmayı çok isterdi. Oysaki bir cüceye sahip olduğu için sürekli yaptıklarını sorguluyordu. Peki, neden içinde çocuk yaşamıyor Salih? Nasıl yaşasınki! Çocukluğunu çocukken bile yaşayamadı. Yaşlı babası ve genç annesi çocukken ona sonsuza dek veda etti. Geriye sadece babası