Aslında onunla münasebetimizin her anı canımı acıtıyordu. Benimle konuşma şekli nasıl olursa olsun ona güvenemiyor, umudumu bağlayamıyordum, yine de tüm umutsuzluğuma ve güvenemeyişime rağmen onu sevmeye devam ediyordum. Aynı şeyi bin kere söylemenin ne anlamı vardı ki? Ben hep böyle olmamışmıydım zaten?
Aylardır cebelleştiğim bir şeyi bugün anahtarı kapıda çevirirken kabulleniverdim. Bir şey tık diye yerine oturdu. Kabullenmek uzun ama ani bir eylem...
"Eğer başka çocukların kalbinde de anlaşılmamaya dair eskiden benimkinde olduğu kadar büyük bir korku saklıysa, pek çok şeyi söylemeyip saklamalarının sebebi bu korkudur."