Bu kavurucu yaz sıcaklığında tuğla gibi bir kitaba başlamama ne sebep oldu, bilmiyorum; belki de çevremdekilere gösteriş yapmak için başlamışımdır. Hatta bu gönderi de 16 gün süren gösteriş oyunumun son perdesidir. İncelemeyi Karamazov'vari bir şekilde yapmayı istesem de, kendimi tutamayıp coşacağımı biliyorum. Aslında yalan söyledim, coşmaktan ziyade onlar gibi belagatli sözler sarf edemeyeceğimin farkındayım, bu yüzden de lafı dolandırıyorum. Neyse, bu kadar gevezelik yeter, kitaba geçelim artık.
Karamazov Kardeşler, karmaşık karakterlerin diyalog ve monologlarıyla, kelime oyunlarıyla, ince nükteleriyle ve derin felsefiyle tam anlamıyla bir baş yapıt. Kitaba başlamadan önce karakterleri birbirine karıştırırım, sonra da haftalarca sürünürüm diye endişeleniyordum ama yazar, yan karakterlerin bile ilginç hikayelerini etkileyici ve sürükleyici bir şekilde anlatmış. Karakterin kendine has özellikleri onları birbirinden farklı kılıyor, yaşamış oldukları olaylar vasıtasıyla kafanızda ayrı bir yer ediniyor her biri. Kitapta ilerledikçe Dostoyevski'nin şu zamana kadar okuduğum bütün kitapları Karamazov Kardeşler'in hikayesinde özetlenmiş gibi hissettim. Dostoyevski okumayı çok seven biri olarak da bu durumdan son derece memnun kaldım.
Kitapta çok vasfı olmayan ama ilginç yorumlarıyla dikkatimi çeken Rakitin karakteri, Karamazovluğu şu şekilde özetlemiş: "Şehvetli, kâr düşkünü ve akıldan sakat insanlar..." Kâr düşkünü diyerek Alyoşa'nın günahını aldığını düşünüyorum, ayrıca son söylediğinden de İvan Fyodoroviç Karamazov'u soyutlamak gerekiyor bence (kendisine yazımın devamında ayrıca değineceğim). Karakterlerin kişilikleri kadar, ilişkileri de karmakarışık. Bütün Karamazov'lar birbirlerinin zıttı olmasına rağmen hepsi aynı kanı taşıyor ve bir yerde birleşiyorlar. Çelişkili