bimolalabilirmiyim

bimolalabilirmiyim
@alterego
Felsefe, mizah, müzik sever; kitap okur,yazar;çizer,düşünür bir anne... TRT2 / TRT BELGESEL Çeşitli programlar
Metin Yazarı / Dilbilimci
İstanbul Üniversitesi Eski Çağ Dilleri ve Kültürleri Latince
İstanbul
95 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hazine Ararken
Dünyada çok rekabet var. Her yer nöbetçi kaynıyor ve her bir obje için savaşmak gerekiyor - kolay değil. Bu çok garip bir şey. Bu dünyada her şey anlamsız ama yine de her şey için savaşmak zorundasın. Hiç bir şey kayda değer görünmüyor ama çok rekabet var, çelişki var. Herkes koşturup duruyor, sorunu da bu yaratıyor - aslında ortada bir şey de yok. Bir şey yok ama herkes o bir şeye doğru koşturuyor. Herkes başkasının yerinin peşinde. O yüzden dünya çok kalabalık. ........................................................... Şu anda yerinden memnunsun ve başkalarının yerlerine sulanmıyorsun - en azından bu oditoryumda. Ama eğer başkalarının yerlerine el atmaya başlarsan onlar da savunmaya geçip seni itmeye başlarlar. Bir kavga, hatta savaş çıkar.
Sayfa 223 - Butik Yayınlar·Kitabı okudu
Reklam
Mutluluk ile Mutsuzluk arasında seçim yapmak
İnsanlar tekrar tekrar mutsuzluklarını anlatıp duruyorlar. Hatta abartıyorlar bile, süslüyorlar, büyütüyorlar. Olduğundan daha kötüymüş gibi gösteriyorlar. Neden? Riske atacak hiç bir şeyin yok. Ama insanlar bilinene, tanıdık olana yapışıp kalıyorlar. Tek bildikleri mutsuzluk - bu anların hayatı. Kaybedecek bir şey yok, ama kaybetmekten de çok korkuyorlar. Benim için, birinci planda mutluluk var, neşe var. Hayattan keyif almak önce geliyor. Yaşama yönelik bir felsefe öne çıkıyor. Keyifli yaşa !İşinden keyif almıyorsan işini değiştir. Bekleme,çünkü o zaman Godot' yu beklemiş olursun. Godot' nun geleceği yok. Sadece beklersin - ve böylece hayatını boşa geçirirsin. Kimi, neyi bekliyorsun?
Sayfa 137 - Butik Yayınlar·Kitabı okudu
Butik yayınlar
Zen ustaları der ki: Eğer gerçekten esas yüzünüzü görmek istiyorsanız doğumunuzdan önceye döneceksiniz, doğmadan önce yüzünüzün nasıl olduğunu veya öldükten sonra nasıl olacağını düşünmek durumunda kalacaksınız. Doğumla ölüm arasında bir sürü sahte surat edinirsin. Küçük bir çocuk bile hileler, diplomatik numaralar öğrenir. Ufacık bir çocuk -belki bir günlükken- öğrenmeye başlar, çünkü gülümserse annesini pek memnun ettiğini görür. Gülümsediğinde annesi ona süt veriyordur. Gülümserse annesi onu kucaklayıp okşuyordur. Böylece bir hile öğrenmiş olur ve kucaklanmak, öpülmek, ilgi görmek istiyorsa gülümser. İşte bir politikacı, bir diplomat doğmaktadır. Ne zaman annesinden ilgi beklese...Gülümsediği anda annesi koşarak gelir. O anda gülümsemeyi isteyip istemediği önemli değildir, o annesini istemektedir, annesine istediğini yaptırmak niyetindedir. Bir hilesi, stratejisi, öğrendiği bir taktik vardır: Gülümse ki annen gelsin! Böylece gülümsemeye devam eder ve ne zaman birisiyle yakınlaşmak istese yine gülümser. Ve bu yüz gerçek yüzü olmayacaktır. Gülümsemelerin gerçek değil. Gözyaşların da değil.
Sayfa 242 - Ahlak ve Dindarlık Arasındaki Fark Üzerine·Kitabı okudu
DUYGULARIMIZ
Allah' ım bize değiştirilemeyecek şeyleri sükunet içinde kabul etmemiz için inayetini bağışla, değiştirilebilir şeyleri değiştirmek için cesaret ve birini diğerinden ayırt edebilmek için de bilgelik ver... REINHOLD NIEBUHR
Sayfa 117 - epsilon·Kitabı okudu
İlişkiler
................İnsanın öz annesi bu kadar tehdit edici olabilir mi? Evet, eğer anne kendi annesinin cici kızı olmaktan gurur duymuşsa, altı aylıkken altını ıslatmayı bırakmışsa, bir yaşındayken tamamen temizlenmişse ve üç yaşına gelince de küçük kardeşinin " annesi" olmuşsa bu derecede tehdit edici olabilir... Bu anne çocuğunda hep benliğinden ayırdığı ve hiç yaşama fırsatı bulamadığı o bilince çıkmasından korktuğu yanını görür ve aynı anda da küçükken annelik ettiği ve şimdi kendi çocuğunun şahsında kıskanmaya belki de nefret etmeye mecbur olduğu o canlı, ele avuca sığmaz bebek kardeşini görür. Böyle bir anne çocuğunu bakışları ile terbiye ederek yola getirir. "Yola getirilen" bu çocuklar büyürler ve kendi gerçeklerini yaşamaktan, bu gerçeği herhangi bir biçimde - belki iyice gizleyerek - ifade etmekten de tamamen vazgeçemezler... Böylece bir insan çevrenin taleplerine tamamen uyum sağlamış ve "sahte" bir benlik geliştirmiş olabilir;.................
Sayfa 107 - profil·Kitabı okudu
İlişkiler
Reklam