Müseylime'yi, Esfel-i safilîne düşüren kizb olduğu gibi, Muhammed-ül Emin'i (aleyhissalâtü vesselâm), A'lâ-yı illiyyîne çıkaran sıdktır ve doğruluktur.
Dünya menfaatleri için ayaklarımız kırılırcasına koşuyoruz. Bize dünya ve ahirette en çok faydalı olacak Mevlâ Tealấya hic kosmuyoruz. Bir yerde define oldugunu duysaniz hemen koşarsınız. Halbuki altın, gümüş, mücevherat insanın isteğini temin etmez.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Risale-i Kudsiyye, mesela altın saplı bir kılıc gibidir. Kılıç çok amma altın saplı kılıç yok. Altın saplı kılıç lâzım. Bu senin yazacağın kitap diğer kitapların yanında altın saplı kılıç gibi olacak, demektir. Kitap çok ama diğer kitapların arasında bu kitap kıymetli olacak.
"Veli ba'zı civan vardır cihanda, Ki kalbi ihtiyar her bir nişanda." "Velâkin dünyada öyle gençler var ki her işte (her hususta) kalbi ihtiyardır." Dünyaya meyli hiç yoktur. Altın mağazasına girse kalbi değişmez, hanları, hamamları olanları görse kalbi kıpırdamaz. Böyle gençler ne kendilerini ifsad eder ne de başkasını ifsada uğratır. Kendilerini kötü kimselerin gözlerine hedef yapmazlar. Bir yabancının kişiye olan kötü bakışı ok gibidir.
Sayfa 276·Kitabı okuyor
Alıntı
Bir mümin diğer bir mümine 'Esselâmu aleyküm' diyerek selâm verdiğinde: 'Dünya ve ahiret meşakkatlerinden berî olmak senin üzerine olsun' demiş olur. Peki böyle hayır dua etmek var iken 'Günaydın, Tünaydın' demenin manası nedir? 'Esselâmu aleyküm' ü bırakıp günaydın, tünaydın demek altın liraları bırakıp paslı tenekeleri almaya benzer. Bunları söylemekte hiç kazanç yoktur bu birinci mesele. Şeriat'ın tebdil edilmesi de ikinci meseledir. İnsan utanmalı, haddini bilmeli. Şeriat kanunlarını ihlal etmemelidir. Dünyada iken ben: "Medeniyim, benim kanunlarım geçer" diyerek haykıranların ahirette çıtı çıkmayacak
Sayfa 249·Kitabı okuyor
Alıntı
Birimiz şarkta, birimiz garbda, birimiz cenubda, birimiz şimalde, birimiz âhirette, bi rimiz dünyada olsak; biz yine birbirimizle beraberiz. Kâinatın kuvveti toplansa, bizi yüksek üstad Said Nursî'den ve Risale-i Nur'dan ve bizi bizden ayıramazlar. Zira biz Kur'ana hizmet ediyoruz ve edeceğiz. Âhiret hakikatına inandığımız için, manevî olan bu sevgi ve tesanüdümüzü elbette hiçbir kuvvet sökemeyecektir. Çünki bütün müslümanlar saadet-i ebediye makarrında toplanacaklardır. Şualar - 547