"Bir hobi edinmek için onda iyi olmana gerek yok ki. Olay iyi olmak değil, keyif almak. Müzik yaparken yanlış notalara basmıyor musun? Ya da kahve yaparken arada bir köpüğü fazla kaçmıyor mu? Sporda bile arada sırada tökezlediğin oluyordur."
(...)
"Hobi dediğimiz şey mükemmel olmak zorunda değil ki, zihnine verdiğin küçük izinler hobiler. İnsanın kendine hata yapma, öğrenme ve sadece rahatlama izni verdiği alanlar."
Bazen romantizm yazarlarının hepimiz için romantizmi mahvettiğini düşünüyordum; beklentiyi öyle yükseğe çıkarıyorlardı ki gerçek bir insanın bu kriterleri karşılaması imkânsız kalıyordu.
Türk'ü, Kürtü, Çerkes'i ve daha birçok millet hepimiz aynı ülkenin içindeydik. Farklılıklarımız bizi bir diğerinden daha üstün veya daha aşağı yapmıyordu.
Hepimiz sahip olduğumuz farklılıklarla güzeldik. Her Türk ülkücü değildi veya her Kürt eline bir silah alıp dağlara çıkmıyordu. Bazılarımız içinde bulunduğu ülkeyi seviyor ve ellerinden geldiğince uyum içinde yaşamaya çalışıyordu. Aykırı bir düşüncede olan insanların yaptıkları şeylerin cezası ne tüm Kürtlere kesilebilirdi ne de tüm Türklere. Kendi içimizde ırkçılık çıkardığımız için ülkemiz bölünüyordu.
"Sen gittikten sonra," dedi, bu cümleyi söylerken içi dolu doluydu. "Mavi bisikletine ben bindim, kar olmadığı günler."
"Onu bir çocuğa vermeni söylemiştim." dedim acımasızca.
"Zaten bir çocuğa ait," dedi net bir sesle.
Sayfa 69 - Helin S. Aktan, Yankı U. Sarca·Kitabı okudu