Son zamanlarda sadece çok üzgün hissediyorum ve kimse beni nasıl anlayacağını bilmiyor. iyi gittiğini düşündüğüm her şeyin beni yıpratması ağrıma gidiyor. devam etmeyi deniyorum, sürekli deniyor ve çabalıyorum. tüm bunlarla, tüm olanlarla ayakta durmaya çalışıyorum olanların beni çok fazla etkilemesini durdurmaya çalışıyorum. ama ne kadar daha fazla güçlü kalabileceğimi bilmiyorum. içimde beni yıpratmayı seçen bir göğüs ağrım var. bu ağrı her şeyi erozyona uğratan, içimdeki tüm bahçeleri yıkıp geçen, her şeyin çukuruna ulaşan bir ağrı. beni ağlatmayan, rahatlama hissi vermeyen, sakinlik göstermeyen, içsel huzurun olmadığı, bir şeyin geçmediği bir ağrı, bazen çok iyi olacağımı düşündüren, bazense hiçbir şey hissettirmeyen bir boşluğun içerisinde öylece sürükleniyorum.
Bilinç Eşiğinin Ötesinde
Zihinden sızan bilgilerle bedenlenen karanlık bir madde. Bu hiçliğin ortasında, saplantılı bir amaç uğruna çırpınan parçalanmış bir bilinç... Dem ​Gerçekliğin yıkımına her zerresiyle isyan eden bir irade. Başka zihinlerden kopan enerji ipliklerini çocuk ruhlarla dokuyan bir simyacı... Avê ​Bilincin katmanlaştığı, varoluşun sınırlarının çöktüğü bu evrende hayatta kalmak, salt fiziksel bir direniş değildir. Termodinamik kuralların ve kozmik dehşetin karşısında durabilecek tek bir anomali vardır. ​Evrenin her kuralını ezip geçen, mutlak bir sadakat. ​Bu sadakatin ağırlığını taşımaya ve kendi gerçekliğinizin parçalanmasına hazırsanız... Boşluğa hoş geldiniz.
Reklam
"İslami devlet, modern dünyada imkansızdır.." hallaq Modern egemen devletin yarattığı sistemin içine girerek halkı islamlaştırma çabasının hiç bir getirisi olmaz. çünkü modern devlet, İslam devleti gibi tiranlığını sınırlayan bir modelle aynı düzlemde yer alamaz. İslam devleti hata yaparsa kılıçla onu düzeltirim anlayışına sahiptir. İslam devleti, tiranlığa vahiyle çizgi çekerken modern devletin tiranlığını sınırlayan bir güç yoktur. Buraya kadar Hallaq'ın haklılık payı var. Bu "mülkü la yebla" misali hakimiyet anlayışı modern devletin temel dayanağıdır. Dini atamazsın ancak onu amaç olarak da kullanamazsın, amaç kabul edersen tiranlığına sınır çekilmesini kabul edersin. Protestanlık nasıl ortaya çıktı, dahası ingilizlerle amerikalıları nasıl bu denli etkiledi. İkiside dönemlerinde en güçlüler oldu. Peki İmam-ı Azam niçin sisteme dahil olmayı reddedip işkenceler gördü. Ahmed b. Hanbel niçin aynı akıbeti yaşadı. Kutub, Benna gibi sistemin içine girip çözmek gibi pembe bir dünya varken niçin sistemle barışmak yerine ölümü seçti. Bunlar burda dursun.. Peki ya Hz. Yusuf nasıl başarılı oldu? ayetin devamındaki "alim ve hafiz" lafızları gayri islami otoriteye mutlak bir şekilde itaatin aksine kendi hareket alanını belirleyen, yönlendirilmeyen, kararları veren kısaca sistem içerisinde ki özerkliğe dikkat çekiyor. Sistem içerisinde bu şekilde vazifeyi üstlenen Hz Yusuf, sonrasında ise var olan sistemi çözmüş, mutlak otorite olarak mahluku değil gerçekten buna layık olana sistemi revize ederek israiloğullarının 400 yılı aşkın bir süre Mısır'da emin içerisinde kalmalarının önünü açmıştır. Belki de kendileri için özerk bir alan tanınmadığı için imamlarımız sisteme girmeyi reddetti, kutub ölümü seçti..
Siyaset Felsefesi
“Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktadır.” Montaigne
1000Kitap
Bazı insanlar yanlış zamanlarda yanlış kitapları okurlar. Böyle insanları bir yapboza benzetirseniz eğer bir sürü farklı yapbozu alıp bir bütün haline getiremeyip birbirini üzerine bindirerek tepeleme bir yüzey oluşturduğunu görebilirsiniz. Dolayısıyla ne bir şekile ne de bir görsele benzer oluşan bu şey. Eğer yeterince enayi tanıyorsanız bu kabızlık boka benzeyen yapboz kişisini birilerine modern sanat diye satabilirsiniz. Şu yapbozun birleşemediği noktalara bak! Kırılan çıkıntılarına bak! Başka hiçbir yapboz bu yapboz gibi değildir. O sebeple bu yapboz çok özel bir yapboz. Neden bu yapboza bir şans vermiyorsun? Bir siktir git. Doğru zaman diye bir şeyi beklemek saçma. Hani bazen gerekli olabilir de bunu homojen bir şekilde beklemek saçma. Başta doğru zaman yanlış kitap falan dedim de götümden salladım, hatta yazarken içimden kıs kıs gülen o ses ne diyon yarrağım kıkırdayışı saldı, maksat gevezelik. İnsanlar nasıl heba olurlar? Doğru zaman, doğru insan doğru his, doğru amaç bekleyişiyle. Doğru. Doğru Doğru. Doğru nedir? Ananın amı. Aslında öyle olabilir mi gerçekten? Yani bu her şeye sinmiş ''doğruluk'' bekleyişi biraz da anne rahmine dönüş isteğine benzemiyor mu? Yani şu doğruluk bekleyişindeki heterojen durumları daha da açıp parçalamak istiyorum da yapmayacağım. Canım kahve istiyor. Kahve yapacağım ve de yıldızların altında kitap okuyacağım. Beni gıcık eden bir şey var. Okuyacam, okuyacağım. Bu cağımlar... Cağım. CAĞIM. cağım.lağım.yarrağım. Niye böyle küfürbaz oldum ya... Ama şöyle ki ben nerede küfür edeceğini seçebilen bir insanım. Ayarlıyorum yani. Kendi zihin akışlarımı da zorba kurallara bağlayacak değilim herhalde. O kadar da olsun. Aslında küfür konusu da araştırılabilir.
albîn şifası Yasmin Magohed
Her şeyin bir amacı vardır. Göklerde ve yerde, sizde ve bende hiçbir şey yoktur ki bir amaç için yaratılmamış olsun. Hayatınızdaki hiçbir olay, hiçbir keyif hiçbir keder, hiçbir sefa hiçbir cefa, hiçbir kayıp amaçsız yaratılmamıştır.
Reklam
Reklam