İçimi yorgunluğun kapladığını hatırlıyorum, gözlerimin önündeki karmaşa karşısında bir tür bitkinliğin pençesine düşmüştüm. Beyniniz yorgunken bir matematik problemini çözmeye çalışmak gibiydi, bir çözüm olduğunu bilirsiniz ama onu bulmaya harcayacak enerjiniz yoktur. İçimde bir şey vazgeçti. Bir ses; "Tamam, bırak en kötüsünü düşünsün. Bırak öyle düşünsün, bırak." diyordu.