Öyle hesaplar yapıyoruz, sabahlardan akşamlara.
Kimimiz tahsilatında kuruşu kuruşuna, kimimiz her yolu mübah kılmış bir kuruşa.
İstediği kadar çalışsın, çabalasın ruhu yoksa, yok ferdâda.
Bir ağacın ruhu olmazsa hangi şiirde geçer adı, hangi çocuk tırmanır tepesine hangi aşıklar oturur gölgesinde, ve kuşlar neşe getirir mi yuva beller mi dallarını?
Ihlamur desem, meşe desem hangi düşler gelir önüne...
Ruh yani, bence oldukça önemli.
Öyle ki, kimin ruhunda hissetsek bir güzellik, bahtı da yumaşak geçişli, bereketi yürüdüğü yolda dökülen gül yaprakları gibi, hüznü neşesiyle kaim.
Gördüm yokken kimisine var olanı, varken kimisine yâr olmayanı
Nasip...
Ruhu olana ya da ruhuna sahip çıkana tanrısal bir hediye gibi
İnandım, yok da var da; hep ve hiçin vardırışında.
Nasip diye bir şey varmış tanrım âmennâ ve saddaknâ.
Halkın yüzde sekseni, kadınların yüzde yüzü mevcudiyetine "amenna ve saddakna" diye itikat eder. O derecede ki etmeyenler techil ve takbih bile edilir. "Bildikleri doğru olsa yerden define çıkarırlar" diyenlerin ağızları, “Ayol nazar haktır” yahut "büyü efendimizi bile tutmuş!" cevabıyla kapatılır.