7/10
·78 syf.··
2026 46. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:00
İtalo Calvino İtalyan yazınında büyük yer edinmiş bir yazar aslında. Yapıtlarını görmüş olmama rağmen bu zamana dek herhangi bir metnini okumuş değildim ama Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü ile yazarın dünyasına giriş yapmış oldum. Bu girişten ise pek bir memnun kaldım diyebilirim. 75 sayfalık bu kısa gibi görünen metinde, sandık gözlemcisi Amerigo’nun bir seçim merkezindeki uzun gününü okuyoruz. Yalnız bu okuma çevrede gelişen bir olaylar silsilesini okumaktan ziyade Amerigo’nun düşünce dünyasına yaptığım bir seyahatten oluşuyor. Din görevlileri tarafından yönetilen bir akıl hastanesinde, dezavantajlı ve engelleri bireylere oy verme hakkı tanınması ile başlıyor Amerigo’nun gözlemleri ve bu sağlık kuruluşu üzerinden kocaman bir dünya ve sistem eleştirisi okumaya başlıyoruz. Amerigo vasıtasıyla hayatla ilgili pek çok soru soruyor yazar. Toplumu, değer yargılarımızı, ön yargılarımızı ve inançlarımızı kökten bir sorgulayış var Amerigo’nun sorularında. Temelinde insanı düşünmeye ve sorgulamaya yönelten inanılmaz bir metin olmasına karşın yazarın kullandığı imgeler, metinde anlatmak istediğine ulaşırken izlediği yol okuma deneyimini ciddi şekilde zorlaştırıyor bence. Bu kendi kısacık ancak anlamı derin kitapta inanılmaz bir sistem eleştirisi sunarken okumayı oldukça yavaşlatan hatta bazı cümleleri tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettiren bölümler olduğunu itiraf edeceğim. Anlatım tekniği itibariyle okurken yer yer böyle zorluklarla karşılaşıyor okuyucu. Kolay okunmuyor ama kitaptan ve okuduğum hayatla ilgili görüşlerden şunu anlıyorum ki zaten kolay okunmak gibi bir amaç gütmüyor çok farklı ve daha derin bir amaç güdüyor, toplumsal normları temelden eleştirirken, okura da bunu sorgulatmak ve belki de gerçekten bazı satırları tekrar tekrar okutmak istiyor yazar. Benim
Sandık Gözlemcisinin Uzun GünüItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2017288 okunma
Puan vermedi·612 syf.··
2026 69. kitabı
Gerçekleri bilmek mi yoksa görmezden gelmek mi daha iyidir? Kitabın okuruna düşündürdüğü soru bu ama yazarın verdiği cevapla benim vermek istediğim cevap taban tabana zıt Altın Kâse; zengin Amerikalı koleksiyoner Adam Verver, kızı Maggie Verver, Maggie’nin eşi Prens Amerigo ve Maggie’nin yakın arkadaşı Charlotte Stant etrafında dönüyor. İlişkilerdeki gizli gerçekler, aldatma, masumiyet ve yüzleşme temalarını derin psikolojik çözümlemelerle anlatıyor. Prens Amerigo ile Maggie'nin evliliği ile başlayan eser, Adam ve Charlotte'ın evliliği ile devam ederken kişiler arası ilişkiler ve saklı gizemler içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Geçmişin tanıdık simaları, gizlenen ilişkiler, masum ve saf umutları yerle yeksan ediyor. Maggie ve babası birbirlerine çok fazla bağlılar, okurken bu yakınlığı sıkça sorguladım, herkes babasını sever (istisna durumlar hariç) elbette ama bu baba kız bambaşka bir bağ ile bağlılar sanki Her ikisininde evlenmesi hayatlarında mesafe ve odak noktası olma kaygısını düşündürse de asıl kaygılanmaları gereken konu bu değil Charlotte'ın evlilik hediyesi olarak baktığı altın kâsede ki çatlak, evliliklerdeki kusuru vurguluyor. Romanın başında gördüğümüz bu kâse kitabın sonlarına doğru yine karşımıza çıkıyor ama bu sefer kilit noktası, bir kırılma ânı olarak. Prens, Prenses ve dağınık bölümler olarak eserin en çok konuşanı olayı yaşayanlardan ziyade Fanny ve Albay eşi. Öyle tehlikeli, dedikoducu insanlar ki her şeyde bir payları var, en çok söz hakkını dış gözlemci olarak onlara verilmiş. Gerçi en başında üç maymunu oynamasalardı olaylar bu noktaya gelmezdi. Altın Kâse, dışarıdan kusursuz görünen hayatların içindeki çatlakları anlatan, yoğun ve psikolojik bir roman. Yavaş ilerledi ama yazar karakterlerin iç dünyasını çok derin işlemiş. Sabır isteyen, sonu
Altın KaseHenry James · Alfa Yayıncılık · 202128 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 14:02
Felaketin kurbanlarının hikayeleriyle durumun dehşet vericiliğini John abimiz çok güzel anlatmış ve dile getirmiş vaziyeti betimleyişiyle tabloyu yaşamışçasına göz önüne getiriyor tam bir gazeteci işi okunmasını tavsiye ederim,zaten eskiden neydin ki şimdi kötü olasın yıkılda enkazını görelim macera dolu Amerigo
HiroşimaJohn Hersey · Nora Yayınları · 2017181 okunma
Puan vermedi·612 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 02:19
Selam. Bu ayın ilk kitabı Henry James “Altın Kâse” oldu. #8ayda8tuğlakitapokunur grubumuzun sezonunun son tuğla kitabıydı. 4 aylık bir aradan sonra yeni bir liste ile devam edeceğiz inşallah. Altın Kâse, nedeyse 'eylemsiz' bir roman olarak tanımlanıyor. Tüm kitap boyunca duygu ve düşüncelerin karakterler tarafından eyleme dökülmesini bekleyerek ve umarak geçiriyoruz. Fakat ne tutkunun ateşi ne aldatmanın hıyaneti apaçık dile getiriliyor. İmaların varlığının hissettirildiği gözlemlenen bir dolu duygu ve düşüncenin tahayyül edemediğimiz kuşku içerisinde bocalayışın karakterler üzerinde amansız düellosu... Fanny ve Albay önemli karakterler olarak asıl karakterlerin duygu ve düşüncelerine hakim olarak karşımıza çıkıyor. Onların birbirleri ile diyaloglarından kim kimin hakkında ne düşünüyor, nasıl hareket edecek gibi bilgilere daha rahat erişebildik. Fanny'inin stratejilerine ve kendini kurtarma çabaları ne kadar da sinir bozucu olsa da onun anlatımları ile diğerlerinin hislerini daha net kavrıyoruz. İlk cilt Prens Amerigo, İkinci Cilt ise Prenses Maggie'nin geçmiş ve şimdinin izdüşümleri anlatılır. Romanda, aldatmanın toplumsal ahlâki boyutu değil insan üzerinde iz bırakan duygusal gelişimi gösterilir. Baba ve kızının sorunsal ilişkileri (ben bu ilişkiyi Elektra sendromuna çok benzettim) Prensesin babasını evlendirmek istemesi, düşsel dünyalarının altüst olmasıyla ilerde 'eylemsiz' çatışmaların doğması kaçınılmaz olur. Hayli yoğun bir anlatımla karşılaşmış fakat ilerledikçe temposuna adapte olabildik neyse ki. Beğendiğim birlikte okumaktan keyif aldığım bir eser oldu. #kitapalıntıları &“Tercihin buysa, seni aptal da bulabilirim. Fakat belli bir noktaya zorlanan aptallık da, bildiğin gibi, edepsizliktir. Tıpkı edepsizliğin de yüksek zekânın göstergesinden başka
Edebiyat & Roman
Altın KaseHenry James · Alfa Yayıncılık · 202128 okunma
7/10
·372 syf.··
2018 89. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2018 00:00
Birbiriyle bağlantılı eserler okumak oldukça keyifli vermekte, ama kronoloji takip edilerek yapılan plan her zaman keyif verme ve bilgi edinmede şüphesiz izlenecek en iyi yol. İçinizden ne anlatıyor bu diyecekleriniz için, Kristof Kolomb’un “Seyir Defteri”ni okurken, Kolomb’un Doğu ülkelerine merak salması ve O’nu yola sokan Marco Polo’nun Doğu ülkelerinin güzellikleri ve zenginlikleri hakkında yazmış olduğu “Seyahatname”sidir. Sadece Kolomb değil, Amerika’ya adını veren Amerigo Vespucci de Polo’nun yazdıklarından etkilenip coğrafya keşfetme işine girişine bir diğer gezgin. Marco Polo, babasıyla ve babasının arkadaşıyla yapmış olduğu gezileri, Cengiz Han’ın torunu Kubilay Han, memleketi Moğolistan hakkında bilgiler vermiş. Tatarlar da ayrıntılı bir biçimde ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Diğer coğrafyalarda bulunan kültürler, gelenekler ve yaşayış biçimlerini de aktarmış gözleriyle. Kitap, şehir ve ülke isimlerinin geçmişten farklı oluşu nedeniyledir bol dipnotlu. Dipnotların çok işe yaradığını, açıklamalarla bezendiğini söylemem gerek. Şimdi sırada “Stefan Zweig - Amerigo Vespucci” biyografisi var.
SeyahatnameMarco Polo · Alfa Yayıncılık · 2018260 okunma
6/10
·220 syf.··
2026 29. kitabı
Çocuklar Treni, İtalyan yazar Viola Ardone’in okuduğum ilk kitabı ve sonuncu olmayacağını düşünüyorum. Ardone, Napoli’nin yoksul mahallelerinde yaşayan Amerigo isimli 7 yaşındaki bir çocuk ve annesinin, II. Dünya Savaşı sonrası batmış bir İtalyan toplumunun yoksul manzaraları karşılıyor bizleri. Ailelerin çocuklarına iyi bir hayat sunamaması üzerine, çocukların Güney İtalya’dan alınıp bir trenle Kuzey’e doğru bakıcı ailelerin yanına gönderilmesi üzerine kurulu roman. Bu tema, 1940’larda İtalya’da gerçekleştirilen bir sosyal yardım projesinin gerçekliğini kullanılarak yapılıyor. Roman, 7 yaşındaki bir çocuğun gözünden savaşın anlamsızlığı ve farkındasızlığının ağıtı değil, savaş sonra İtalya’nın kalkınma çabaları, Mussolini diktatörlüğünün sebep sonuçlarını çok iyi özetliyor. Çocuk bakış açısıyla yazılan romanları hep sevmişimdir, Çocuklar Treni de listede kendine yer buldu bu konuda. Roman, aidiyet, travma sonrası kaygı bozukluğu yaşayan toplum-birey penceresini de aralarken, kimlik ve sınıfı ayırımlarına da göz attırıyor ister istemez. Kısacası, tarihsel gerçekliği kurmamaya yediren türden romanlar seviyorsanız, seveceğinize inanıyorum. Bu arada, Netflix uyarlaması olan “Çocukların Treni”ni de izledim ve gayet sadık, hoş bir film olduğunu rahatlıkla söylerim. İzlemek isterseniz da tavsiyem olur. Kitapla kalın.
Çocuklar TreniViola Ardone · Kafka Kitap · 2024103 okunma