bu amerika bize napıcak ya 5 tane yeriz bunlardan
Klasik dönemde ambargo, "Ben seninle ticaret yapmıyorum" demekti. Yeni formatta ise ABD, Mayıs 2026'da çıkardığı 14404 sayılı Başkanlık Kararnamesi ile "üçüncü tarafları" hedef alıyor. Yani sadece kendisi Küba ile ticareti kesmiyor; Meksika, Hindistan veya Avrupa'daki herhangi bir şirketin ya da bankanın Küba ile iş yapmasını da engelliyor. İş yapanı kendi finansal sisteminden (SWIFT, dolar piyasası) dışlamakla tehdit ediyor. Bu, coğrafi sınırları aşan tam bir "finansal ablukaya" dönüşmüş durumda. Eskiden Sovyetler kendi devasa kaynaklarıyla müttefiklerini besleyebiliyordu. Bugün ise Küba'nın can damarı olan enerji lojistiği doğrudan hedef alınıyor. 2026 başındaki Venezuela müdahalesinin ardından Küba petrolsüz kaldı. Hemen ardından ABD, Küba'ya petrol taşıyan tanker şirketlerini (Meksikalı Pemex dahil) yakın markaja alarak ve gümrük tarifesi tehditleri savurarak adaya giren enerjiyi fiziksel olarak kesti. Elektrik kesintilerinin günde 20 saati bulması, bu yeni nesil lojistik ablukanın doğrudan bir sonucu. Yeni format, ülkeyi toptan kör bir karanlığa gömmek yerine, rejimi ayakta tutan spesifik finans damarlarını kurutmaya odaklanıyor. Örneğin: Küba'nın en büyük döviz kaynaklarından biri olan yabancı ülkelere gönderdiği "Sağlık Misyonları" (doktor programları) üzerinde muazzam bir diplomatik baskı kuruldu ve Orta Amerika ülkeleri bu programları iptal etmeye zorlandı. Ordunun ve devlet kurumlarının kontrolündeki holdingler (GAESA gibi) tamamen kara listeye alınarak, dışarıdan gelecek sermayenin sadece "özel sektöre ve sivillere" gitmesi şartı koşuluyor. Sovyetler Birliği döneminde kapitalist dünyanın uyguladığı ambargolar, bloklar arası net bir sınırla yürütülüyordu ve Sovyet koruması altındaki ülkeler bir şekilde nefes alabiliyordu. Bugün uygulanan "yeni format" ise
Siyaset
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
300 Milyar Dolarlık "U Dönüşü": "10 Sent Bile Alamayacaklar!" Sızan o 14 maddelik metinde en çok göze batan ve lobileri ayağa kaldıran madde, bildiğiniz gibi İran için kurulacak 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonuydu. Trump üzerindeki finansal abluka baskısı o kadar ağırlaşmış ki, bugün çıkıp açıkça şunu söylüyor: "Hiç para alamayacaklar, 10 sent bile değil!" Rasyonel Analiz: Trump burada açıkça çark ediyor veya anlaşmanın finansal boyutunu içerideki Yahudi sermayesinin ve kongre şahinlerinin gazını almak için dondurmaya çalışıyor. Eğer Trump bu fonu gerçekten tamamen iptal ederse, İran cephesi de 60 günlük müzakere sürecinde masayı devirebilir. Trump şu an iki ateş arasında: İçeride parayı verirse lobiler onu "yiyecek", dışarıda parayı keserse imzaladığı barış illüzyonu çökecek. "İran'ın Ordusu Bitti" İllüzyonu ve Askeri Gerçeklik Trump’ın "İran'ın artık bir hava kuvvetleri, donanması, radar sistemi kalmadı" iddiası, Amerikan taşrasındaki milliyetçi seçmeni gazlamak için uydurulmuş tipik bir "savaş bitti, biz kazandık" anlatısıdır. Gerçeklik: İran hiçbir zaman klasik bir konvansiyonel hava kuvveti veya donanmasıyla ABD'ye karşı direnmedi. İran'ın asıl askeri asimetrik gücü; binlerce balistik füzesi, kamikaze İHA'ları, yeraltı nükleer tesisleri ve bölgeye yayılmış vekil güçleridir (Hizbullah, Husiler vb.). Trump, konvansiyonel kayıpları öne çıkararak, asimetrik tehdidi masada absorbe edemediği gerçeğini kendi tabanından gizlemeye çalışıyor. Demokratlara ve eleştirenlere "aptal" demesinin sebebi, bu asimetrik yenilgiyi yüzüne vuruyor olmalarıdır. "60 Günlük" Süreç: Zaman Kazanma ve Kurban Hazırlığı Trump’ın "60 günlük süreyi sonuna kadar kullanacağız" vurgusu, aslında önümüzdeki iki ay boyunca Washington koridorlarında çok kanlı bir iç hesaplaşmanın
1000Kitap
SAİD-İ NURSİNİN ALLAH VE RESULÜNE İFTİRASI
❌️ Amerika gibi din lehinde ciddî çalışan muazzam bir devleti kendine hakikî dost yapmak, iman ve İslâmiyetle olabilir. (Said-i Nursi) ✅️ Allah’ın dostları ancak muttakilerdir.” (Enfal 34. Ayet) nazil olunca, Resûlullah (sav): “Benim dostlarım ancak muttakilerdir.” (Hâkim, Müsterdek, II, 328) buyurarak, işin esâsının iman ve takva olduğunu belirtir. "Müminden başkasıyla arkadaşlık etme. Yemeğini de takva sahibi (müminlerden) başkası yemesin." (Tirmizi, Zühd, 56; Ebu Davud, Edeb, 16; Ahmed b. Hanbel, III, 38)
Eskiden ''küçük Amerika'derler idi, hedefleri büyüktü'' şuanda siyaseti Suriye'den farksız. Medeniyetin beşiğinde yurt kurup, herhalde yönümüzü ''Rusya'ya veya Çin'e çevireceğiz'' diyenlerin yapacağı tek iş kendilerine milis kasmak olacaktır.
Siyaset
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir caminin imamı şöyle anlatıyor:Akşam namazından selam verdikten sonra, camide kimsenin daha önce görmediği siyahi bir adam ayağa kalktı. Benden izin isteyerek mikrofonu eline aldı ve yüzünü cemaate dönerek şöyle dedi:"Selâmün aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Bismillâhirrahmânirrahîm."Sonra Fatiha Suresi'ni ayet ayet, bozuk ve anlaşılması güç bir telaffuzuyla okumaya başladı. Dinleyen kişi Fatiha Suresi'ni önceden bilmeseydi, o adamın söylediklerinden tek bir harf bile anlayamazdı. Okumayı bitirdikten sonra mikrofonu kapattı, caminin bir köşesine geçip nafile namazı kıldı ve dışarı çıktı.Onu takip ettim ve aklımda şu soru vardı: Bu genci bunu yapmaya iten şey neydi? Zira ortada ne güzel bir ses, ne doğru bir telaffuz, ne de tecvit ve tertil vardı.Neyse, yanına yetişip ona: "Bunu neden yaptın?" diye sordum.Şöyle cevap verdi:"Ben rap şarkıcısı 'Loon'um. İki gün önce Müslüman oldum ve adımı 'Cüneyd' olarak değiştirdim. İslam ve onun insanlara tebliğ edilmesi hakkında tercüme edilmiş bir kitap okudum ve beni bu davranışı yapmaya sevk eden harika bir hadis-i şerif buldum."Ona: "Bu hadis hangisidir?" diye sordum.Dedi ki: "Benim adımdan bir ayet bile olsa insanlara ulaştırın (tebliğ edin).""Ben de (Fatiha'da geçen) yedi ayeti ezberlemiştim ve onları tebliğ ettim."Artık 'Cüneyd' hak dine insanları davet eden bir davetçi olmuştur ve onun vesilesiyle birçok kişi İslam'ı seçmiştir. Baştan sona her şey için Allah'a hamd olsun.
Din