Cennete Götüren NAMAZ
Namaz kılmaya başlayabilmenin ön hazıklıklarıyla başlıyoruz kitabı okumaya her işte olduğu gibi NAMAZ DA hazırlık gerektiriyor
Aslında tek hazırlığı ABDEST ALMAK
Tabi abdest almak ne kadar zor onu da işte kitapta okuyarak görebiliriz
Çünkü namazı adestsiz kılamayız. Abdest almak için de manevi temizlenmeye ve arınmaya ihtiyacımız var
Bu kadar büyütülecek ne var aslında değil mi alt tarafı 2 dakikamızı alacak iş
Ama bunu ev de almak ve namaza başlamak ilk önce ev halkının bir tepkisini göğüslemek demek
Sonra ilk gideceğin yerde ki tepkiyi göğüslemek demek
Sonra diğeri ve sonra diğeri
İlk başlarken ya da başlamak için düşüncelere dalarken hep aklımıza kötü zor ve ruh sıkan şeytanın vesvese yaptığı düşünceler gelir
Çünkü şeytanın görevi budur
Hz.Adem’den beri tanıyor insanoğlunu ve nereden ve nasıl vuracağını çok iyi biliyor
Peki biz ŞEYTANI (ilk ve en büyük düşmanımızı)NEFSİMİZİ ne kadar tanıyoruz
Allah’ın yardımını ne kadar hesaba katıyoruz
Her şeyi kendimiz yaparız zannediyoruz veya yapamayız zannediyoruz
Ama Allah dilerse biz de istersek her şeyi yapabiliriz
Niyetlerimizi ve abdestimizi alalım ve kıralım şeytanın bacağını
Yönelelim Rabbimize ve görelim yardımının
Nasıl gayretimizi desteksiz bırakmayışını
Ondan başka kimsemiz yok bunu bilelim ve çıkalım huzuruna ve bize bunu nasip ettiği için çokça şükredelim
Allahım bizi sensiz bırakma
Kitapta ilk başlardan bilgilendirici ve yapılması gerekenler ayet ve hadislerle desteklenerek anlatılmış
Sonrasında daha gayret verici
Bilgiler hikayeler ve kesitlere yer verilmiş
Bi yerden sonra altını çizdiğim yerler çoğaldı
Açıp tekrar bakmalık bir kitap
Ameller niyetlere göredir
Rabbim niyetlerimizi temiz amellerimizi kabul eylesin
Canım Baldassare. Hikayen çok güzeldi.. Anlatıcının diliyse, her zaman ki gibi çok içe dönüktü.. Öyle ki ; bu içe dönüklük okutuyor yazarı.. Ruhta, kalpte çok güzel bir tat bırakıyor Amin Maalouf ...
Hikayenin yanı sıra, bir sürü tarihi olayı da okuyoruz kitapta. Tarih bilgime kattığı çok şey oldu.. Coğrafya bilgisinin de dolu dolu olduğu bir eser. Bir sürü şehri tanıma fırsatı buldum.100. Ad sen neymişsin ya dedim.. Neler yaşattın böyle demekten kendimi alıkoyamadım. Eserlerin üstümde bıraktığı etkiyi, incelemeyi okuyacak insanlara geçirmeye çalışıyorum hep. Ve gerçekten bu eser için hangi duyguyu yazmam gerekiyor bilmiyorum.. Yolculuk mu yapıyoruz, tarih mi öğreniyoruz. Hayatın akışınamı katılıyoruz, bilemedim. Aşklarıyla, acılarıyla, tecrübeleriyle, her türlü maceralarıyla, insan belki de Allah'ın cezası ve hediyesi bir mahluk, kim bilir..?
Uzun zamandir okudugum en iyi kitapla4dan biri. 4 ulke icin cok iyi tarih ozeti yapmis , sasilacak sekilde nesnele bu kadar yakin olmasi hayranlik verici gencler icin ozellikle oneririm.
LabirentAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20241,010 okunma
Amin Maalouf zaten çok severek okuduğum bir yazar Afrikalı Leo dışında tüm kitaplarını beğenmiştim. Doğu’nun Limanları da harika bir seçim oldu iyi ki okumuşum Maalouf’un en güçlü yanı tarihi ve politik konuları kurguyla harmanlayıp yormadan aktarabilmesi bence..
Hem Doğulu hem Batılı bir karakterin hayatını okuyoruz ve adam sürekli “ben nereye aitim?” diye bir arayış içinde. Birbirinden farklı kültürlerin, dillerin, dinlerin buluştuğu bu limanlarda insanların farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabildiğine şahit oluyoruz.
Ama en güzel yanı savaşın, sürgünün olduğu yerde bizi heyecanlandıran bir aşk hikayesi var. Müslüman bir adamla Yahudi bir kadının evliliği… Zaten baştan zor, üstüne bir de savaşlar, ayrılıklar falan eklenince iyice imkansız hale geliyor…
Bu arada konu olarak Silahlara Veda ve Yüzbaşının Kızı kitaplarına çok benzettim. Frederic -Catherine’nın ve Grinyov - Maşa’nın yine bir savaş sürecinde yaşadıkları imkansız aşklarına aşırı benziyordu.
Gayet akıcıydı okumanızı tavsiye ederim büyük keyifle okudum ben.
Kitaplarla kalın her daim
•
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Hayyam’ı anladım. Rubaiyat’ı, İran’ı, Hasan Sabbah’ı anladım. İran’ın insalarda bıraktığı etkisi… iki ayrı hikaye. Akıcılığıyla sıkılmadan okudum.Tavsiye edilir.
Semerkant benim için çok güçlü başlayıp aynı güçte devam edemeyen bir kitaptı.
İlk iki bölümü büyük bir keyifle okudum. Ömer Hayyam çok sevdiğim bir matematikçiydi; onun edebi yönünü okumak bana apayrı bir zevk verdi. Ayrıca Nizamülmülk gibi tarihin önemli devlet adamlarından birini okumak, Hasan Sabbah’ın düşünce dünyasını ve Alamut’a giden süreci görmek benim için son derece ilgi çekiciydi. Bu kısımlarda kitap gerçekten akıp gidiyor.
Fakat sonrasında bazı şeyler beni rahatsız etmeye başladı. Tarihi romanların birebir gerçekleri anlatmak gibi bir zorunluluğu olmadığını biliyorum. Kurguya elbette yer var ancak Melikşah’ın tasviri fazla zorlamaydı. İmparatorluğunu zirveye taşıyan bir hükümdarın neredeyse harem entrikalarının yönettiği pasif bir karaktere dönüştürülmesi beni metinden kopardı. Tarihle ilgilenen bir okur olarak, gerçekle bağdaşmadığını düşündüğüm bu yorumlar kitabın gözümde değer kaybetmesine neden oldu.
Bir diğer nokta ise yazarın Selçuklulara yaklaşımıydı. Kitap boyunca İran kültürü romantize edilirken Türkler ve Selçukluların daha mesafeli, hatta olumsuz bir çerçevede ele alındığını düşünüyorum. Elbette herkes tarihi kendi penceresinden yorumlayabilir fakat bu bakış açısı okuma deneyimimi olumsuz etkiledi.
Benzer bir hissi romanın son bölümlerinde de yaşadım. Bu kez yazarın tarihi karakterlerden ziyade modern dünya siyasetine yaklaşımı beni epeyce rahatsız etti. Ruslar ve İngilizler sürekli eleştirilirken Amerika’nın neredeyse idealize edilmesi oldukça tek taraflıydı. Yazarın dünya görüşünün anlatıya bu kadar belirgin şekilde yansıması hikayenin önüne geçmiş ne yazıkki.
Ve finale gelirsek… Üzülerek söylüyorum ki kitabın en zayıf kısmı burasıydı. Titanik bağlantısı oldukça havada kalmış keza Şirin’in hikayesi de öyle. Romanın büyük bölümünde
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma