10/10
·606 syf.··
2026 88. kitabı
Öykü Atalay Zeynep Kaya Bal Porsuğu Merhabalar Bugun sizlere cok keyifli bir eserin yorumuyla geldim.Böylesine güzel ve keyifli bir eseri bitirdiğimde yuzumdeki tatlı tebessüm ile keşke bitmeseydi dedim. Ahh Balın Meşeli sen Ateş e yol gösteren kılavuz ,taşlaşmış yüreğine sevgi eken ,aşk biçen tatlı bir aşk çiçeğiydin. Ailesini doğum gününde kaybeden Ateş yıllar sonra ilk defa gittiği o şehire sevdiği kadınla ayak bastığında içinde kopan fırtınaların acısını tüm yüreğimle iliklerime kadar hissettim Rabbim hiç kimseye sevdiklerinin kaybını göstermesin (Aminnn) ,Erkek karakterimiz Ateş in o gün yüzü görmemiş lakırtılarını okurken kulaklarımı tıkama ihtiyacı duyan bir ben vardı Teneke mideli, bir türlü doymak bilmeyenPorsuğumuzun o tatlı hallerini okurken yüzümde oluşan tebessüm ile ahh ne kadar da tanıdık bu porsuk aynı benim can yoldaşım dedim durdum Balın Meşeli ile Bal Porsuğumuz öyle güzel bir bütün oldular ki dosta düşmana aşklarını duyurdular. Ay o Kartal denen şeytanı okurken sinirimden zıpladım Sen kim oluyorsun da bilmeden araştırmadan Ateş i karalamaya çalışıyorsun yaptığın her olumsuz davranış sana kocaman bir pişmanlık olarak geri döndü pislik herif Erkek adam vakit geçireceğine değil; ömür geçireceğine hayatını verir. Helal olsun sana Ateş sen sevdiğine geniş omzunla çatı ,mavi gözlerin ile tertemiz , berrak bir deniz oldun . Dilerim aşkınız ,mutluluğunuz sonsuz olur. Yazarlarımıza bu güzel kah keyifli, kah hüzünlü bir eseri kaleme aldıkları için gonulden teşekkür ediyorum ilhamınız daim olsun inşallah Dilerim kitap deryasında bogulursunuzda kurtaranınız olmaz keyifli eserlerde buluşmak ümidiyle #yorumlukitap #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi #24saatteneokudum #balporsuğu
Bal PorsuğuZeynep Kaya · Herdem Kitap · 201942 okunma
Sonu Cehennem Azabından Kurtuluş, amin.
Puan vermedi·94 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 00:09
Başı Rahmet, ortası Mağfiret, sonu Cehennem Azabından Kurtuluş olan oruç ayı Ramazan-ı Şerifimiz mübarek olsun. Aminnn. Her ne kadar bu şekilde kayıtlanamayacağını bilsem de alıştığım için hoş geliyor. Başı sonu hepsini kapsayan Ramazan-ı Şerifimiz mübarek olsun. Ben her ramazan, başı ortası sonu diye üç kez ramazan risalesini okurum. Bu artık adet oldu bende. İyi hissediyorum. Sade açlık için değil, özellikle iktisat ve zekat hatırlatması için de okuyorum. Çünkü benim zekatım da mart ayındadır. Öyle denk gelmiş. Bu hatırlatma uygun düştü diyelim. Şimdiye kadar ezberleyecek kadar okumuşumdur ama her zaman başka bir hisse alırım. Sonunu ilk kez bir otobüste okudum misalen. Ve o esnada başka bir serendim. Yani yazılanlar değişmiyor ise de bizler değişiriz. Günümüz günümüze, anımız anımıza uymuyor. Son okumamı yaptığıma göre sona yaklaştık diyorum. Herkes çok kolay diyor bu ramazana ama benim bence en zor orucum oldu. Bir de şunu düşündüm, acaba her gün tutabildim mi... çok kötü şeyler yaşadım ve orucum sakatlandıysa asıl ben hakkımı helal etmem derdim de neyse. Şu lafı da hiç sevmiyorum silah gibi kullanılmasına sinir oluyorum. Helal helal. Herkese helal. Kolay filan değildi kısacası. Sadece açlık zorlamıyor ki insanı. İmtihanın bini bir para. Açlık evet, susuzluk evet, asla akıllanmamak evet. İnsanları anlamak hayır. Benim gibi insanların gerçekten itikafa girmesi şart. Hayal ama izin verecek olsalar hakikaten evden dışarı çıkmazdım. Ben insanlarla muhatap olmayı ciddi ciddi sevmiyorum. Mesela bugün otobüs beklerken bir kız konuştu benimle mecburen konuştum bir de baktım 1 saat geçmiş aradan. Kız binerken dedi ki sizinle insan yaşlanmaz. Nasıl güzel enerjiniz. Gerisinde ben iptal. İnanamıyorum böyle tepkilere. Ama o onun güzelliğiydi. Ve her zaman öyle olmadığımı
Risale-i Nur
Ramazan-İktisat-Şükür RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Tenvir Neşriyat · 20201,323 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
《 BİR ADAM GİRDİ ŞEHRE KOŞARAK 》
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 75. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 21:59
Tarık Tufan'ın, -kapağında öykü yazsa da-, deneme tarzında olan bu eseri, bizzat yazarın dert edindiklerini, içsel yolculuğunda, onun ruhunu sızlatan ve hatta kanatan yaralarını anlatan bir eserdir. Hatta kendisi "Yakama yapışan cümleleri olduğu gibi yazdım" diyerek ifade ediyor bu serüveni... Yazarın bu girişi, bana Necip Fazıl 'ın şu cümlelerini hatırlattı; "Eser vermenin ilk şartı çile çekmektir." "Tohum çatlarken ve hayvan doğururken, belli başlı birer oluş çilesi içindedir. Kaldı ki, insan..." Yazarın içindekiler o kadar büyüyor büyüyor büyüyor ki, sancılar çekiliyor, doğum gerçekleşiyor ve kitap ortaya çıkıyor. Yazar, içindeki zehrin, kelimeler dünyasında karşılık bulacağına ve böylece hafifleyeceğine inanıyor. Yüreğe doldurduklarını, kaleminden sızarak boşaltıyor. Belki o da Sait Faik gibi, "Yazmazsam delirecektim" diye düşündü ve içindekileri böylelikle kaleme döktü, kim bilir... Yazar kitaba, o meşhur Anna'sıyla başlıyor. Bu şiirsel yazının farklı bir melodisi olduğunu düşünüyorum. Aslında cümleler çok basit,ama ruhun notalarına dokunmayı biliyor. Anna ile dertleşirken söyledikleri, insan yaşamının tamamlanmayan yerlerine dokunuyor. Onunla konuşurken ifade ettiği duygular, "insanca" bir bakışa tazelik getiriyor. Birlikteliklerin "insanca" olabileceğine dair tertemiz bir umut sunuyor. Ardından yazar, Yasin suresi 20-21.ayet vesilesiyle, koşarak gelen bir kahramandan bahsediyor. Kitap, ismini de bu denemeden alıyor. Hani bazen masallarda, bazen de hayallerimizde bir kahraman düşleriz.. Gelse ve dünyayı bahar bahçe yapsa, herkes sevmeyi ve insanlığı bilse, dediğimiz.. Dünya iyilik ve güzellikle dönse, dediğimiz.. Hâlbuki o kahraman en son 571 yılında geldi ve hepimizin ruhuna bir kahraman tohumu bıraktı(tabiiki Rabbimiz vesilesiyle). Artık o
Edebiyat
Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan · Doğan Kitap · 20219,9bin okunma
10/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2025 174. kitabı
DELİ DOLU Kaderimde Saklı Herkese Selamlar... Bugün sizlere #kaderimdesaklı serisinin ikinci kitabı ile geldim. İlk kitap öyle bir yerde bitmişti ki hemen iki olsa da okusam demiştim. Ve yine iki öyle bir yerde bitti ki ben hemen üçe geçmek istedim Eee hazır elimde de var fazla beklemeden okurum. Ama şimdi birazcık Cem'e kızgınım. Evet evet ona nasıl kızdım anlatamam ilk kitapta da beni kızdırdı o son ile bu kitapta da... Yazarımız duyguları öyle güzel verip analizleri öyle güzel yapıyor ki biri çıkıp Deli Dolu da olan Cem benim dese pata küte dalacağım. Ya da Ecem benim dese sarılıp hüngür hüngür ağlayacağım. Cem ve Ecem Onların bu defa hayat ile olan sınavları bambaşka olur. Cem asla evlenmem derken kendini evlenemek isterken bulur. Tabi bu kişi de onun tatlı cadısı Ecem olur. Olaylar üstüne Ecem'in ailesi tarafından Cem'e destek verilip evlenmeleri sağlanır. Ecem her ne kadar direnip istemiyorum dese de kaderin de Cem vardır. Kendini ne kadar uzak tutsa araya mesafe koyarak karısı olmuş olsa da bir yere kadar olur. Ne demişler ateş ile barut yan yana durmaz. Onlar da öyle bir ateş alıyorlar ki. İşler onlar için bir noktadan sonra çıkmaza girer. O da Cem'in asla istemeyeceği bir şeydir... Ama Allah'ın yazdığı olur Cem Bey. Öyle aslalar istememler ahkam kesmeler ile olmaz. İşte Cem'e asıl kızdığım yerler buralar oldu. E be adam burda Gülşen'den "içine ata ata ne hale geldin tuta tuta kurudun be adam" nakaratini söylemiş olabilirim.
Deli DoluMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 20244 okunma
10/10
·368 syf.··
2024 49. kitabı
Kış Rüyası •||• Ayşenur İnce Elif de Yusuf’u izliyordu. Eylül den gözlerini alamayan Yusuf’u. İki öksüz çocuk, ortak bir hayal. Yuva ve aile özlemi.. Görsellerden anladığınız üzere beni paramparça eden kitabımızın ismi Kış Rüyası. Yazarın kalemiyle ilk kez tanıştığım kitap, geçmiş ve günümüz arasında mekik dokuyan, soğuk kış günlerini okuyucusuna sonuna kadar hissettiren bir kurguydu.. Onlarca çocuğa annelik yapan İclal annenin 3 çocuğunun buruk hikayesi.. Yetimhane anılarını her okuduğumda gözlerimin dolması, minik kalplere yüklene o ağır kimsesizlik hissi Kitabın içine girip tüm çocuklara sarılmak istediğim doğrudur Yusuf Ali, Melek ve İsmail Keşke yollarınız hiç ayrılmasaydı çocuklar, keşke.. Bana yetimhanedeki 3’lü arkadaş grubu kaybolan yıllları hatırlattı. Tabii ki konusu apayrı ama beni o günlere götürdü mü götürdü Şimdi kısaca konusuna değinmek istiyorum. Yusuf Ali yetimhanede büyümüş ve kendisini herkesten tamamen soyutlamış bir çocuktur. 5 yaşındaki çocuklar oyuncak hayali kurarken Yusuf Ali’nin tek dileği bir aileye, bir yuvaya sahip olmaktır. Canım Yusuf Ali Tüm umudunu yitirdiği o karlı gecede ona yeniden umut etmesi gerektiğini hatırlatan bir ses duyar. Minik bir bebeğin sesini… Yetimhanenin bahçesine bırakılan çocuk Yusuf Ali sayesinde ölümden kurtulmuştur. Minik bebeğe Melek adını veren Yusuf Ali için o günden sonra Melek ailenin de, yuvanın da adı olur. Meleğinden asla ayrılmak istemeyen Yusuf Ali ve İsmail yetimhanedeki bebeklerin daha çabuk evlat edinildiğini bildikleri için Melek için her gelen aileye meleği kötülemeye başlarlar. Bazen onu boyarlar, bazen pisliğe batırırlar, bazen ise deli gibi ağlaması gerektiğini minik Meleğe anlatırlar. Bu çabalarına ağlamamak inkansızdı. Türlü türlü oyunlarla aile bildikleri Melek’i kaybetmekten
Kış Rüyası DilhunAyşenur İnce · Parola Yayınları · 2024325 okunma
10/10
·140 syf.··
2024 335. kitabı
Balıkçı ve Oğlu Zülfü Livaneli Çocukluk arkadaşı olan Mustafa ve Mesude,köyde ki bir cok aileler gibi Girit göçmeniydi.Oyun arkadaşlıkları sevdaya dönüşünce evlenen ikilinin bir süre sonra yuvaları biricik evlatları Deniz ile zenginleşir. Denizlerde balık avlayan Mustafa,evladına Deniz adını verir.Deniz,yedi yaşındayken babasıyla o gün ekmek teknesiyle denize açılır.Aniden çıkan fırtınayla alabora olan tekneden yavrusu denize düştüğünde Mustafa deliye döner.Karı-koca içlerine dehset salan bu olaydan sonra birbirinin yüzüne bakamaz.Mesude kuru bir çiçek gibi boynu bükük,dokunsalar her an ağlayacak durumdadır Mustafa,günlerce denizin altında yavrusunu arar ama bulamaz(Rabbim düşmanımın başına bile vermesin.Aminnn) O günden sonra Mustafa iyice kendi kabuğuna çekilip kaplumbağa gibi yaşamaya başlar. Ne zaman rüzgâr ın uğultusunu duysa her an kötü bir şey olabilir duygusuyla darmaduman olan Mustafa,o gün çıktığı denizden iki ceset,birde bebek ile döner.Cesetleri sahil güvenliğe teslim eder ama bebeği gizlice evine götürür. Peki ondan sonra ne oldu? Cevabı eserde #okuyun arkadaşlar. Yazarımız her daim olduğu gibi yine sosyal mesajlar vererek okurlarını bilinçlendirmiş. Son zamanlarda ülkemize akın eden düzensiz göçmenleri ele alırken,denizlerin kirlenmesi,denizlerimizde görülen balon balığı ve zehirli dikenleri olan aslan balıklarının verdiği zararlarıda eser sayesinde öğrenmiş oldum.Ayrıca para uğruna cennet ülkemi mahveden Allah tan korkmaz,kuldan utanmazların çevreye verdikleri zararı birbir anlatmış. #tavsiyemdir arkadaşlar. #sosyalmesajlar veren eserler her daim var olsun.Kalın sağlıcakla @inkilapkitabevi kitapfisiltisi sevtap #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi Sude çelik
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma