Eserin birinci bölümünde dil, ağız ve ses sağlığı üzerinde durulmaktadır. Bu kısımda; “ Dil, Allah-ü Teâlâ’yı zikretmenin; Kur’an-ı Kerim, teşbih ve dua okumanın aletidir. Dolayısıyla dil ve ağız bakımı çok önemlidir. Diğer taraftan meramımızı da dilimiz vasıtasıyla ifade ederiz. İfadenin güzel, nazik ve muntazam olması gerekir ki, istenilen fayda hasıl olabilsin.” demektedir.
İbn-i Zühr
İbn-i Zühr’ e göre, tıp ilmi; beden sağlığı ve hastalıklarının tıbbı ile ruh sağlığı ve hastalıklarının tıbbı olmak üzere iki kısımdır. Beden sağlığı ve hastalıkları bilinmektedir. Ruh sağlığı ve hastalıkları konusu birincisinden daha önemli ve kıymetlidir. Ruhun: a) İdrak, anlama ve konuşma gücü (bunun yeri dimağdır.), b) canlılık gücü (bunun yeri kalptir.) , c) tabii güç (bunun yeri ise ciğerlerdir.) olmak üzere üç kuvveti vardır. İdrak gücü ile eşya ve hadiseler, yerler, gökler ve kâinat üzerinde bulunanlar tefekkür edilir. Böylece ilim ve sanatlar meydana gelip gelişir. Canlılık gücü ile gadab ve diğer huylar meydana çıkar. Tabii güç ile de şehvet meydana gelir. Bu son iki kuvvet terbiye edilerek birinciye hizmet eder hale getirilir. Son iki kuvvet birincisinin, yani akıl ve idrak kuvvetinin hizmetçisi, kölesi gibi olmalıdır ki, birlikte çalışıp faydalı iş yapabilsinler.
Dede: “Orman koyun sürüsü değil, dağılıp gitmez.” Derdi, “ama yine de bakım ister, güzel olması gerekir. Yangın çıksa ya da dağdan büyük seller aksa, ağaçlar bir kenara çekilmez, yerlerinden kımıldayamazlar, durdukları yerde mahvolup giderler. …”
Üstelik Mümin’ in dış görünüşü saygıdeğer bir aksakala da hiç benzemiyordu. Ne saygınlığı ne ağırbaşlılığı ne de sertliği vardı. İyi yürekli bir insandı ve böyle olduğunu, ama değerinin bilinmediğini yüzüne bakar bakmaz anlardınız. Ta eski çağlardan beri böylelerine şu öğüdü verirler: “ İyi olma, kötü ol! Dişlerini göster! Bak sana bu da azdır! Kötü ol, kötü!” Ama onun talihsizliği idi bu. Hep iyi olarak kalırdı. Buruşuk yüzünde gülümseme hiç eksik olmaz ve bakışı ile sanki “Ne istiyorsun? Ne istiyorsan söyle , senin için her şeyi yaparım, canın ne istiyorsa söyle bana” derdi.
Neyi görmek isterse gösterirdi bulutlar. Onun mutsuz olduğunu, ah etseler, vah etseler de, kimsenin bulamayacağı bir yerlere kaçıp gitmek, uçup gitmek istediğini bilirlerdi.