Puan vermedi·256 syf.·
2026 45. kitabı
Çok tatlı, çıtır çerezlik bir romcom okumak isteyen herkese önereceğim bir kitap. Ama yetişkin okurlar içindir uyarısına dikkat etmek lazım tabii ki. Ana karakterler: CeCe- butik sahibi kadın ve Gabriel- itfaiyeci erkek karakter. Ben okurken baya eğlendim, baya güldüm, ana karakterlerin ilk tanışma anlarından(çok komikdi bu arada) kitabın sonuna kadar enerjilerine bayıldım. Tek oturuşta bitirdim kitabı. Ve kitabı okurken acil ispanyolca öğrenmem lazım olduğunu düşündüm, baya havalı bir dil. Zaten çocukluğumdan beri en çok gitmek istediğim ülke İspanya olduğu için aşırı ilgimi çekti kitapta geçen ispanyolca konuşmalar. O yüzden bence bu kitaba kesinlikle bayılacaksınız, tabii henüz okumadıysanız. İncelemem bu kadar. Hoşçakalın.
1000Kitap
Aşkın İlk KıvılcımıK.C. Lynn · Pukka Yayınları · 2024490 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 22. kitabı
Romanın ana kahramanı Muhsine Hanım’ın Yediçoban Çiftliğinde bulunan köşke hizmetli olarak gitmesiyle başlayan bir hikaye. Çok akıcı dille yazılmış, keyifle okunacak bir kitap.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2026 6. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:32
7 aylık bir adamın 2 ay eksikliğini yanında getirip hayatı boyunca ana rahmine sıkışıp kalması. Zebercet tiksindirici ama nefret edilesi biri demek zor. Evinin derinliklerini gördüğümüz bir insan.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Cemile – Cengiz Aytmatov
Puan vermedi·80 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:25
Cemile uzun zamandır merak ettiğim kitaplardan biriydi. Özellikle Fransız yazar Louis Aragon’un bu eser için “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” dediğini duyunca beklentim oldukça yükselmişti. Ancak kitabı bitirdiğimde, açıkçası vaat edilen o büyük aşkı hissedemedim. Kitabın dili, atmosferi ve savaş yıllarındaki köy yaşamının anlatımı oldukça güzeldi. Cengiz Aytmatov’un sade ama etkileyici anlatımını okumaktan keyif aldım. Kendimi bozkırın ortasında, o köyün içinde hissettim. Ancak aşk kısmına geldiğimde aynı etkiyi yaşadığımı söyleyemem. Belki birçok okur Cemile ile Danyar arasındaki ilişkiyi büyük bir aşk olarak görebilir ama ben o duyguyu alamadım. Cemile’nin eşi Sadık cephedeyken başka birine karşı duygular geliştirmesi bana romantik gelmedi. Ortada fiziksel bir aldatma uzun süre yokmuş gibi görünse de zihnen ve kalben eşinden uzaklaşmış olması beni hikâyeden biraz kopardı. Bu yüzden okurken Cemile ve Danyar’ın aşkına kapılmak yerine, yaşananları daha farklı bir açıdan değerlendirdim. İlginç olan şu ki, kitapta beni en çok etkileyen karakter Cemile değil, hikâyeyi anlatan küçük kayınbiraderi Seyit oldu. Seyit’in Cemile’ye duyduğu hayranlık, onun mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyabilmesi ve olaylara bakışı bana çok daha samimi ve gerçek geldi. Hatta kitabın en dokunaklı tarafı benim için Seyit’in büyüme hikâyesiydi diyebilirim. Yine de kitabı kötü bulduğumu söyleyemem. Kısa olmasına rağmen üzerine düşündüren, farklı yorumlara açık bir eser. Sadece ben, “dünyanın en güzel aşk hikâyesi” olarak sunulan bu romanda o büyük aşkı bulamadım. Buna rağmen Aytmatov’un anlatımı, atmosfer kurma başarısı ve Seyit karakteri sayesinde keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bazen bir kitabı sevmek için onun ana fikrine tamamen katılmak gerekmiyor; Cemile de benim için tam olarak
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Puan vermedi
Tarihin tozlu raflarına saklanmış bir kahramanın hikayesini okumak istersen senin için bu kitabı okudum... Her köşesinde bir kahraman yatan aziz vatanımda böyle unutulmuş o kadar çok hikaye var ki... Hamit Çavuş onlardan bir tanesi... Gözünü kırpmadan cepheden cepheye dolaşmış, esir düşmüş kaçmış yine birliğine gidip savaşmaya devam etmiş. Sevdiğini arkada gözü yaşlı bırakan yiğit mert delikanlıların hepsi ülkenin her karışını kanlarıyla sulamış. Ne bir pişmanlık ne bir umutsuzluk. Açlığa, susuzluga esir kaldıklarında turlu işkencelere maruz kalsalar da bu vatanın tek bir karışından vazgecmemişler! Türk Damarı bu vazgeçmeyişin, inadın adını almış... Damarlarımızdaki kan ne Ermeni ne Rus ne de bir Yunan egemenliğine boyun eğmemiş... İsmet Paşa'nın elinden madalyayı alırken aklına köyü, sevdiği Vesilesi gelmiş Hamit çavuşun o ana kadar en büyük sevdası vatan aşkıydı. ''Oysa ki herkes kendi sevdasında bir kahramandı." Hasret gittiği Vesilesine bir daha sarılamadı. Onun yokluğuna dayanamayıp hasta olmuştu Mezarında ağlarken bir dervişle karşılaştı Hamit çavuş yüreğini soğutacak o cümleyi derviştwn duydu. "Hayat hesapla değil nasiple yaşanır." Tüyleri diken diken eden, okurken bir kez daha milli şuurla dolduran bir okumaydı. Kaleminize sağlık
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 20269 okunma
Puan vermedi
Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana romanı, savaşın arkasında bıraktığı büyük acıları ve yoksulluğu Kırgız bir köy kadını olan Tolunay'ın gözünden anlatır. Savaş yüzünden eşini, oğullarını ve gelinini kaybeden Tolunay, tüm dertlerini ve acılarını toprakla paylaşır. Kitap, savaşın sadece cephede değil, geride kalanların hayatında da nasıl büyük yaralar açtığını gösterir. Tolunay, yaşadığı tüm büyük acılara ve kayıplara rağmen pes etmez; çalışmaya, üretmeye ve umudunu korumaya devam eder. Bu yönüyle roman, insanın hayata tutunma gücünü ve toprağa olan bağlılığını çok sıcak ve dokunaklı bir dille özetler.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
Reklam
Reklam