Kuyucaklı Yusuf, Türk edebiyatının toplumcu gerçekçi çizgisinin ve epik karakter tahlillerinin en devasa kalemi Sabahattin Ali’nin, taşra hayatının acımasız düzenini, bireyin yalnızlığını ve düzene karşı verdiği o asil ama trajik savaşı muazzam bir sosyolojik ve psikolojik derinlikle ele aldığı sarsıcı, kült ve edebi değeri çok yüksek bir başyapıttır. Eser; anne ve babası eşkıyalar tarafından katledildikten sonra Aydın Kaymakamı Selahattin Bey tarafından evlatlık alınan Yusuf’un, taşra eşrafının, tefecilerin ve yozlaşmış bürokrasinin hüküm sürdüğü o boğucu Anadolu kasabasında, kaymakamın kızı Muazzez’e duyduğu o saf, derin aşkı ve bu aşkı korumak adına sergilediği o amansız direnişi merkezine alır. Sabahattin Ali; sıradan bir taşra ve aşk hikayesi kurgulamanın fersah fersah ötesine geçerek, güçlünün zayıfı un ufak ettiği, paranın ve gücün ahlakı tamamen çürüttüğü o feodal çarkları adeta bir sosyolog titizliğiyle masaya yatırır. Kitap; o çirkef dünyanın içine çekilmemek için doğaya, kendi içsel gururuna ve sessizliğine sığınan yabancılaşmış bir karakterin, haksızlıklar karşısındaki devasa ve sarsıcı isyanını harika bir vizyonla sunar. Yazarın o son derece akıcı, insanın boğazını düğümleyen, her satırında gerilimi, adaletsizliğin acısını ve şefkati en üst düzeyde hissettiren lirik ve keskin dili; okuru vicdan, adalet, toplumsal çürüme ve insan ruhunun direnci üzerine derin bir muhasebeye davet eder.