"Ben sizden de değilim, diğerlerinden de; ben, ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan, dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım. Ben hâlâ şiir okuyanlardanım.
G.Garcia Marquez
Bazı kimseleri sıkan uzun uzadıya betimlemeler bana ustalık kokan şarap sarhoşluğu hissiyatı yarattı. Buna karşın fikrimce Desteyovski'nin en rahat okunan eserleri arasında. Yalnızlık, hayalperest bir kişiye rüyaların ve gerçeklerin yarattığı yıkımları okurken adete kayboldum. Ufacık bir mutluluğun bütün ömrümüze serpilip yeşermesi aynı zamanda bizi bir hayat boyu mutlu etmesini lirik bir şekilde anlatan Desteyovski ruhumu derinden etkiledi.
Peyami Safa'nın en çok bilinen eserlerindendir. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu deyince betimleme gelir çoğumuzun aklına. Gerçekten de çok fazla betimleme bulundurur.
Peyami Safa o kadar derinlemesine ele almış ki olayı kitabı okurken sol bacağımın sızladığını hissettim.
İnce bir kitap olmasına rağmen benim için okuması süre alan bir kitap oldu. Her cümlesini içime kazıyarak okumak istedim. Bitecek diye korktum.
Baş karakterin adı olmaması ona daha rahat alışmamı sağladı. Dantele hikayesini işleyen birinin inceliğindeki gibi kelimelerle oynanmış bir kitaptı.
Büyük işlerin yapılması için küçük insanların feda edilmesi gerekir. Abutalib, küçük bir coğrafyada savaştan sonra hayatı alt üst olmuş amacı çocuklarına geçmişi bırakmak olan bir coğrafya öğretmeniyken azılı bir suçlu olup çıktı. Birilerinin hırsının kurbanı oldu.
Gün Olur Asla Bedel'in içinden bir parça olan ama kitapla yayınlanmayan bir eserdir. Kitabın can noktasıdır Cengiz Han'a Küsen Bulut . Abutalib'in nasıl öldüğü, hisleri düşünceleri derinlemesine işlenen bir Gün Olur Asra Bedel'in kopmaz bir parçasıdır.
Üstümüzden bir gün kaybolacak olan bulut, iki ölüm aşkın kıyısında masum bir bebek... Cengiz Aytmatov kitaplarındaki efsanelerden en sevdiğim efsaneydi.
Yunus Bektaşoğlu'nun ilk kitabı olmasına rağmen oldukça güzel buldum. Cümleleri, kafanızdaki tilkileri birinine dolayan cinsten. Kitabı bitirdiğimde karmaşık duygular ve düşünceler kafamdan bir film şeridi gibi akıp gitti.İnsan, kendinden doğan bir hiçliktir. Her doğum bir ölümdür. Gerçeklik,rahim odalarında kendini bulup asla bütün olamamak ve camdan her şeyi camdan hissetmektedir. Tanrı'ya karşı yapılan atfedilmeyen bir suçtur insan. Bunlar gibi binlerce cümle geçti aklımdan kitabı taklit ederek kurulan.
Cümlelerin sınırlarını zorlayan bu distopik eser okuyucuyu zor bir labirent oyununa sürüklüyor. Kaybolduğunuzda yeniden bulunma garantisi olmayan bir labirent.
EradikasyonYunus Bektaşoğlu · Yitik Ülke Yayınları · 201716 okunma