Puan vermedi·208 syf.··
2026 1245. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:01
Önemli!! Caner Özdemir yazdı. Yapay zeka ile yazılmadı. Kitaptan önce evet kitaptan önce Kötülükler İyiliğe… Manyak kitabının yazarı Esra hocamın ürettiği içerikler yetti. Son zamanlarda üretilen içerikler kitapların değerini arttırır. Esra hocam benim kitabım olan Pessinus ve Tapınakları aldı. Benim için önce mütekabiliyet gelir. Kitabımı alanın kitabını alırım arkadaş. Ben pek fantastik kitaptan anlamıyorum. Kusurum mudur bilmiyorum ama Esra Hocam yine fantastik kitap çıkarırsa yine alır okurum. Kurgulaması yeter. Başkada lafım yok.
Kötülükler İyiliğe… ManyakEsra Karalı · Tilki Kitap · 20263 okunma
7/10
·148 syf.··
2026 30. kitabı
Aytmatov’un sade, abartısız ama derin dilli anlatımı ilk sayfadan sıkıca tutuyor insanı. Kitabı okurken o halkın içinde, küçük sıcak ve çilekeş köyde yaşayan sakinlerden biri oldum. Erkenden uyanıp tarlaya giden, cepheden gelecek bir haberi yüreği ağzında bekleyen, acıyı da umudu da ekmeği bölüşür gibi paylaşan o insanların yanındaydım. Yazar, coğrafyanın kokusunu, rüzgarını ve insan sinesinin sıcaklığını öyle canlı aktarmış ve zaten bize o kadar ait bir kültür ki aslında. Kitapta benim en sevdiğim Tolgonay ile Toprak Ana’nın dertleşmeleri oldu. Tolgonay’ın yaşadığı onca acıya kayba ve savaşın getirdiği yıkıma rağmen ayakta kalma mücadelesi etkileyiciydi. Onun sabrında, metanetinde ve her şeye rağmen hayata tutunma çabasında muazzam bir bilgelik var. Toprak Ana ise sadece bir zemin değil her şeyi gören, hisseden, teselli eden ve yaşamı yeniden doğuran bilge, hayatı paylaşan sırdaş gibi. Bu insana hem doğanın büyüklüğünü hem de insan iradesinin gücünü hatırlatıyor.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202177,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşadığım Çukurova: Bir İnce Memed Destanı
10/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:23
​Ben İnce Memed’i sadece okumadım; Dikenliözü köyünün tozlu yollarında yürüdüm, o dağların ayazında üşüdüm, her karakterin yerine geçip o hayatı bizzat yaşadım. ​Kitap boyunca Memed’e yeri geldi çok kızdım. O gencecik kafasıyla aldığı fevri kararlara, toyluğuna, sevdiklerini korumak isterken ateşe atışına "Yapma be Memed!" diye az söylenmedim. Ama o omuzlarındaki devasa haksızlığı, Abdi Ağa’nın zulmünü ve çaresizliğini gördükçe kızgınlığım yerini derin bir üzüntüye ve şefkate bıraktı. En sonunda ise, o düzene karşı tetiği çekip köylünün hakkını aradığında, içimde sanki dağlar hafifledi, büyük bir sevinç duydum. ​Bu romanda beni en çok yaralayan ise Recep Çavuş oldu. O, dağların bilgesiydi; Memed’in arkasındaki dağ gibi babaydı. Onun o hain pusuda vuruluşu içimi paramparça etti, sanki ben de onunla birlikte savunmasız kaldım. Tabii bir de Horalı var... Abdi Ağa’nın açık kötülüğünden ziyade, Horalı’nın o sinsi, çıkarcı ve arkadan vuran kaypaklığı içimi üşüttü. İnsanın canını asıl yakanın kurşun değil, ihanet olduğunu onunla anladım. ​Yaşar Kemal öyle bir dünya kurmuş ki; Döne’nin acısında feryat ettim, Hatçe’nin parmaklıklar ardındaki çaresizliğinde sustum. İnce Memed 1, benim için sadece bir eşkıya hikayesi değil, insanın içindeki o hiç sönmeyen adalet ve insanlık kavgasının ta kendisidir.
Duygu ve Düşünce
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
Puan vermedi
#OkuduğumKitapBeniBitirdi Utanç odası Masumiyet/--Utanç Odası İtiraf / Chrysiida Dimoulidou ️Dikkat ️ Bu kitabı psikolojik altyapısı sağlam ve ruhsal durumu güçlü olmayanlar okumasın... Bu kitabı yazmak ne kadar cesaret isterse, okumakta o kadar cesaret ister....... Kitapları bir milyondan fazla satan yazar Chrysiida Dimoulidou gerçekten cesaret gerektiren bir iş yapmış. Utanç Odası, Yunanistan'ın Mora Yarımadası'nda, Messinya'daki küçük bir köyde; din kisvesine bürünmüş zalim bir babanın ve zayıf, çaresiz, Zır cahil bir annenin gölgesinde yaşam mücadelesi veren üç kız kardeşin hikâyesini anlatıyor. İki kitaptan oluşan bu serinin ilk kitabında olaylar tam anlamıyla sonuca ulaşmayan açık uçlu sorular gibiydi. Kitabın sonuna geldiğimde, sanki pimi çekilmiş bir el bombası kucağıma bırakılmış gibi hissettim. İkinci kitap ise çok daha sarsıcı ve çarpıcı bir itirafların olduğu her soru cevabını buluyor. Okuduktan sonra dehşete kapılmamak gerçekten mümkün değil. İnsan olmanın anlamını sorgulatan, aklın sınırlarını zorlayan ve tarif edilmesi güç bir iğrençliği gözler önüne seriyor. Dünyada ve ülkemizde var olmasına rağmen çoğu zaman konuşulmayan ensest gerçeği, büyük bir cesaretle, tüm çirkinliği ve rahatsız edici yönleriyle anlatılıyor. İtirafların birbiri ardına geldiği her bölüm, yüreğimi paramparça ederken inandığım tüm değerleri yok etti. Tüm insani değerlerin ayaklar altına alındığı bu hikâyeyi, kayalıklara doğru sürüklenen bir geminin ne zaman fırtınaya yakalanıp alabora olacağını bekler gibi, büyük bir tedirginlik ve endişeyle okudum. Özellikle mahkeme bölümlerini okurken göz yaşlarım isyan etti. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu. Bir aileye yaşatılan utanç, baskı, şiddet, tecavüz, taciz, tehdit, acı, suç, katil, psikolojik istismar ve
Utanç Odası 2Chrysiida Dimoulidou · Pena Yayınları · 201681 okunma
Bu sefer sandıktan ne çıkacak
Puan vermedi·160 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:11
İhsan Oktay Anar’ın romanlarında dikkatimi çeken ortak noktalardan biri de sandık motifi. Neredeyse her kitabında bir şekilde karşımıza çıkan bu unsur, yazarın anlatı dünyasının vazgeçilmez parçalarından biri gibi. Sanki Anar, her romanında okurunun önüne yeni bir sandık koyuyor; biz de kapağı aralandıkça yalnızca hikâyeyi değil, hikâyenin ardında saklanan anlamları da keşfediyoruz. Tiamat da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Roman oldukça akıcı ilerliyor. Olaylar hız kesmeden devam ederken Anar yine kendine has diliyle gerçek ile hayali, ciddiyet ile mizahı ustaca harmanlıyor. Kitabın sayfa sayısı çok yüksek olmasa da içine sığdırdığı dünya oldukça geniş. Bazı denizcilik terimleri ve teknik ayrıntılar zaman zaman okuma hızımı düşürdü. Ancak bu detaylar kitabın atmosferine hizmet ettiği için çok da rahatsız edici gelmedi. Zaten Anar okurken her şeyi eksiksiz anlamaya çalışmaktan çok, anlatının akışına kendini bırakmak gerektiğini düşünüyorum. Yazarın eserlerinde sıkça karşılaştığımız o gizemli obje ya da sandık motifi burada da hissediliyor. Sanki karakterler kadar eşyaların da bir hafızası var ve hikâye, saklanan bir sırrın etrafında dönüyor. Bu yönüyle Tiamat bana yine klasik bir Anar romanı hissi verdi. En sevdiğim tarafı ise kitabın okuruna kesin cevaplar vermemesi oldu. Son sayfayı kapattığınızda aklınızda olaylardan çok sorular kalıyor. Belki de İhsan Oktay Anar’ın büyüsü tam burada yatıyor: Hikâyeyi bitiriyor ama düşünmeyi bitirmiyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde denizin tuzu, birkaç güzel cümle ve cevabını kendim arayacağım sorular kaldı. Belki de bu yüzden son sözü kitaba bırakmak en doğrusu: “Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı’yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:50
Kitabın adı:Cümbez'in Kızı Yazarın adı:Ülkü Demiray Sayfa sayısı:136 Kitabımız tek başına bir kadın hikayesi değildir. Unutulan tarih,sosyal olaylara,kızlarımızın çığlıkları arasından bakıştır. Adanın parçalarını, EOKA tohumlarının atılışı, İsraili kuruluşu ve kızlarımızın kaybolursun hikayesidir...
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20241,962 okunma