Ellerimi ve gözlerimi bağlatmak istemiyordum.
“Söz veriyorum, bulunduğum noktadan kımıldamam, ölüme gözlerim açık olarak gitmek isterim!” dedim.
Kabul etmediler.
Ellerimi ve gözlerimi bağlamak üzereyken, kurşuna dizecek müfrezenin subayına,
“Subay Efendi, görevini iyi yap ve yaptır! Hükümetin emrini unutma! Kalbime nişan alın. Yoksa bu kalp kolay kolay durmaz. Başka söyleyecek bir şey kalmadı” dedim.
“Yaşasın İttihat ve Terakki” diye bağırdım.
Sonra keskin bir düdük sesi ve hemen ardından patlayan on dört tüfek...
Zor nefes alıyordum... Yanı başımdan bir sürü fısıldaşma...
Sonra, sonrası karanlık...
Cemal Süreya
“Yakup Cemil’in
Kurşuna dizilmeden hemen önce
Üst üste içtiği
Ömründeki ilk üç sigara...”
Yakup Cemil...
O güne kadar ağzıma hiç sigara koymamıştım. Ama arabada bizim zabitlerden bir tane istedim. Onca kez ölümle burun buruna yaşamış, silah, kan hayatımdan eksik olmamıştı. Ama hiç bir zaman tütüne ihtiyaç duymamıştım. Şimdi ise bayağı iyi gelmişti.
Araba durdu.
Ağzımda sigara olmasına rağmen ellerim cebimde indim arabadan. Bir sigara daha isteyip yaktım.
Bir manga silah çatmış asker gördüm. Demek beni bekliyorlardı. Karşılarında bir kazık var. Bir de kenarda bir piyade bölüğü. Şimdiye kadar görmediğim tedbir alınmıştı benim için. Ne gereği varsa...
Bir sigara daha istedim..
Şatafatlı, süslü püslü, boyalı insanlardan, yani teneke insanlardan uzak durun. Ne kendilerine ne de memlekete hayrı olmayan insanların yanına bile yaklaşmayın.
“Bu kavgada, her kes önder olamaz. Her kes Mustafa Kemal olamaz. Sen bu kavgada kurşunu taşıyan ol. Hamal ol, fırıncı ol, bir şeyler ol, ama mutlaka vatan için kavganın bir parçası ol. Yavrum, bu kavgada senin iki sadık dostun olacak; biri hayat, diğeri ölüm. Bunların koluna girerek ilerleyeceksin. Yurtseverlik, vatanseverlik öyle kolay iki sözcük değildir.
Onun uğruna gerektiği zaman ölmeyi bilmektir.”