Bolkonsky

Bolkonsky
“Tanımlamak sınırlamaktır.”
İşletme
İstanbul
23 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Dorian Gray’in Portresi
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2019 37. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2019 02:53
Güzelliğin ve mükemmeliğin ete kemiğe bürünmüş hali gencecik ve masum Dorian, onun dış görünüşünü gerçek sanatın tek ideali olarak gören, ona adeta tapan, lanetli portrenin yaratıcısı ressam Basil ve eylemde korkak fikirde cüretkâr, manipülasyonlarıyla Dorian’ı etkisi altında bırakan Lord Henry... Portresini gördüğünde Dorian’ın ettiği dua bir lanete dönüştüğü zaman onu içten içe tüketmeye başlamıştı. Yıllar geçmesine rağmen yüzünde tek bir çizgi bile belirmezken, kilitli odasında sakladığı, üzerine kumaşlar örttüğü portresi günden güne çürüyordu. Ruhu ve vicdanı insanın bakmaya dayanamayacağı bir yaratığa dönüşüyordu. Günahların verdiği hazza dayanamıyor, yasakları tanımıyordu; insanları yoldan çıkarıyor ve hayatlarını mahvediyordu. Bir zamanlar aşık olduğu kadının ölümüne yas tutmayacağını, bir tiyatro sanatçısına yaraşır şekilde, aşkı için can vererek öldüğünü söyleyebiliyordu. Cemiyette varolmayı sürdürmeye çabalarken, gecenin karanlığında kendisini fahişelere, alkole ve uyuşturucuya teslim ediyordu. İşlediği her günah artık bayat, henüz işlemedikleriyse delirtircesine ilgi çekici geliyordu ona. İşte güzelliği karşılığında ruhunu şeytana satan nur yüzlü Dorian Gray, buna dönüştü. Peki suçlu kimdi? Birçoğumuz her şeyin sorumlusu olarak fikir babası Lord Henry’i görürüz. Evet, Henry’nin öğütleri olayların şekillenmesinde bir faktördür ama acaba en etkilisi midir? Lord Henry Wotton, ahlak ve inanç üzerine felsefe yapan, Antik Yunan hedonizmini idealize eden ve etrafa insanları bazen güldüren bazen dehşete düşüren aforizmalar saçan; sıradan, evli, düşündüklerinin binde birini uygulayacak cesareti olmayan ama gerçek hayatta uygulayacak birisini arayan, adeta deneysel bir tutumla deneğin hayatının nasıl şekilleneceğini gözlemlemek isteyen bir adamdır. Henry’nin
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ölü Canlar ve Gogol
8/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2019 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2019 12:49
Gogol’un bipolar bozukluğuyla nasıl boğuştuğunu, kalemine ve duygularına nasıl etki ettiğini gözler önüne seren eserdir Ölü Canlar... Farkedenler olmuştur; yazar eserin birinci cildinde dönemin Rusyası’ndaki olumsuz karakterlerleri ele alıp, toplumu, memuriyet ve toprak sahipliği düzenindeki çürükleri eleştirirken, gayet esprili, eğlenceli ve iğneleyici bir üslupla yazıyor. Yanı sıra okuyucusuna düşüncelerini anlatıyor, soru soruyor, bazen Çiçikov’u koruyor, bazen ondan utandığını dile getiriyor ve okurla hep temas halinde kalıyor. Sanki Gogol yanı başımızda ve onunla beraber okuyoruz kendi yazdığı eseri. İkinci cildi yazmaya başladığı dönemde ise kendi insanından aldığı eleştiriler, halkına ihanet etmekle suçlanması, maruz kaldığı psikolojik baskı, yakın dostu Puşkin’in ani ölümü, hastalığının depresif evresine kayan sarkaç ve ardı sıra gelen kriz nöbetleri ruhunu ve düşüncelerini yiyip bitiriyor, allak bullak ediyor Gogol’u... Artık kendisinden vazgeçilmiş, ateşe atılmış, tamamen yok olmaktan zar zor kurtarılmış, yarım yamalak kalmış o ikinci cildi okumaya başlıyoruz. Yazar bu ciltte Rus insanının iyi ve yüce yönlerini ortaya koymak için yazmaya çabalasa da, aslında onun amacı toplumun ikiyüzlülüğünü, çıkarcılığını, para hırsını, yozlaşmış düzen ve sistemlerini gözler önüne sermek ve işlemekti, ama aldığı eleştirilerden o kadar çok etkileniyordu ki kendisinin arzuladığını değil otoritenin arzuladığını yazmaya çabalıyordu. Farkediyorsunuz ki ikinci ciltte okurlarıyla konuşmuyor artık Gogol, bir yazar olarak düşüncelerini açmıyor, karakterlerinden övünç veya utanç duyduğunu dile getirmiyor, sadece yazmaya çabalıyor. İşlenip yarım bırakılmış ve hikayenin içinde ismi değişmiş karakterler, yanmış sayfalar ve bölümler, tamamlanmamış cümleler ve tamamlanmamış bir
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
“İnsan Neyle Yaşar?” İncelemesi
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Bu kitap Tolstoy’dan okuduğum üçüncü kitap ve artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bir sonraki kitaplarını beğenir miyim beğenmez miyim, konusu bana hitap eder mi etmez mi diye düşünmeden hepsini alıp okuyacağıma emin oldum. Tolstoy okumaya başladığınızda farkediyorsunuz ki her inançtan, her ideolojiden, her yaşam tarzından insanları, yani temelde, insanlığı o kadar doğal analiz ediyor ve betimliyor ki yarattığı hikayelerde ve karakterlerde kendinizle, kendi aile ve çevrenizden insanlarla karşılaşmamanız olanaksız. Bir yazar düşünün, 19. yüzyıl Rus İmparatorluğu’nun en köklü ve varlıklı ailelerinden birinde doğup büyümüş, iyi bir eğitimin yanı sıra aristokrat çevrenin içinde kavrulmuş, orduya katılıp savaş ve iktidar üzerine fikirler edinip kafa yormuş, sonrasında başkente uzak Yasnaya Polyana adlı bir köyde kendi aile şartlarına nazaran mütevazi bir evde, çiftçilik ve toprak işleriyle uğraşarak karısı ve çocuklarıyla hayatını sürdürmüş. Bence Tolstoy’un, insan analizinde en iyi yazarlardan biri olarak anılmasının temelinde, bir imparatorlukta olabilecek en yüksek mevkideki sosyete ve olabilecek en düşük mevkideki toprak köleleri/çiftçilik yapan halk ile hayatının belli dönemlerinde iç içe yaşaması ve her sınıftan, her hayattan insanın duygu ve düşüncelerini özümseyip aktarabilmesi yatar. İnsan Neyle Yaşar? kitabı bir nefeste bitereceğiniz, temelinde insanın kavgacılığını, maddiyat ve çıkar hırslarını, şükretmezciliğini, ikiyüzlülüğünü, acımasızlığını ve merhametsizliğini işleyip eleştiren ve bize bu duyguların ancak Tanrı’ya ve insana duyulan sevgiyle terbiye edilebileceğini anlatan kısa kısa altı hikayeden oluşmaktadır. İncil’den alıntılar her hikayeye uyumludur. Bazı inceleme yazılarında kitabın sürekli dini öğütler içermesi ile ilgili bir takım
Edebiyat
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,5bin okunma
Aşk ve Gurur/Gurur ve Önyargı
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
Her ne kadar bir klasik eser olsa da, okuma zevki ve hikayeyle bütünleşme açısından her okuyucuya hitap etmediğini, özellikle aldığı “klasiklere göre vasat”, “klişe bir aşk romanı tadında” gibi eleştirilerden farkedebiliyorum. Bu yüzden okumadan önce konusu, anlatıldığı dönem ve o dönemin toplum yapısı hakkında bilgi sahibi olup, merakınızı çekiyor mu diye bir düşünmeniz gerektiği kanısındayım. Eğer cevabınız evetse harika bir klasikle baş başa kalacaksınız. Aslında Jane Austen, kitabı romantik bir aşk hikayesiyle süsleyip, alt metin olarak 1800’lü yılların toplumlarında, özellikle genç kızların dünyaya geliş sebeplerinin ileride ailelerine maddi anlamda fayda getirebilecek varlıklı ve kültürlü erkeklerle evlenmek olduğu, hayattaki amaçlarında salt evlilik için çabalamaya zorunlu hale getirilen ve yaşları geçtiği taktirde bütün manevi ihtiyaçlarından yoksun, ailelerine yük, “evde kalmış” birer kadın olarak yaşamlarını sürdürdükleri bir dönemi gözler önüne serer. Üstelik aradan 200 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen günümüzde de hala bu mentaliteyi sürdüren aile ve toplumların varlığı, kitaptaki unsurlara yabancı kalmadan, karakterlerle bütünleşip empati yapmamızı bir hayli kolaylaştırır. Ana temada ise Lizzy ile Darcy’nin biraz önyargılı, biraz kibirli, yer yer eğlenceli, yer yer çıkmazlara sürüklenen, o baskıcı ve zorunlu evlilik geleneklerinden sıyrılıp iki tarafında kendi dokunulmazlarını ve hayata karşı sabit fikirlerini değiştirmesine yol açan aşkları, mutlu bir beraberliğe dönüşerek kitabı olması gerektiği gibi tamamlar. Uzun lafın kısası, okumadan önce ufak bir araştırma sonunda ben bunu okurum diyorsanız mutlaka okuyunuz. Yok bana konusu hitap etmiyor diye düşünüyorsanız, sırf “okunması gerekenler” listelerinde karşınıza çıkıyor diye kendinizi
1000Kitap
Aşk ve GururJane Austen · Can Yayınları · 201898bin okunma