Bu kitap Tolstoy’dan okuduğum üçüncü kitap ve artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bir sonraki kitaplarını beğenir miyim beğenmez miyim, konusu bana hitap eder mi etmez mi diye düşünmeden hepsini alıp okuyacağıma emin oldum. Tolstoy okumaya başladığınızda farkediyorsunuz ki her inançtan, her ideolojiden, her yaşam tarzından insanları, yani temelde, insanlığı o kadar doğal analiz ediyor ve betimliyor ki yarattığı hikayelerde ve karakterlerde kendinizle, kendi aile ve çevrenizden insanlarla karşılaşmamanız olanaksız. Bir yazar düşünün, 19. yüzyıl Rus İmparatorluğu’nun en köklü ve varlıklı ailelerinden birinde doğup büyümüş, iyi bir eğitimin yanı sıra aristokrat çevrenin içinde kavrulmuş, orduya katılıp savaş ve iktidar üzerine fikirler edinip kafa yormuş, sonrasında başkente uzak Yasnaya Polyana adlı bir köyde kendi aile şartlarına nazaran mütevazi bir evde, çiftçilik ve toprak işleriyle uğraşarak karısı ve çocuklarıyla hayatını sürdürmüş. Bence Tolstoy’un, insan analizinde en iyi yazarlardan biri olarak anılmasının temelinde, bir imparatorlukta olabilecek en yüksek mevkideki sosyete ve olabilecek en düşük mevkideki toprak köleleri/çiftçilik yapan halk ile hayatının belli dönemlerinde iç içe yaşaması ve her sınıftan, her hayattan insanın duygu ve düşüncelerini özümseyip aktarabilmesi yatar.
İnsan Neyle Yaşar? kitabı bir nefeste bitereceğiniz, temelinde insanın kavgacılığını, maddiyat ve çıkar hırslarını, şükretmezciliğini, ikiyüzlülüğünü, acımasızlığını ve merhametsizliğini işleyip eleştiren ve bize bu duyguların ancak Tanrı’ya ve insana duyulan sevgiyle terbiye edilebileceğini anlatan kısa kısa altı hikayeden oluşmaktadır. İncil’den alıntılar her hikayeye uyumludur.
Bazı inceleme yazılarında kitabın sürekli dini öğütler içermesi ile ilgili bir takım